Fulya Alikoç

Sen bizim kaderimiz misin? Değiş Ortadoğu!

Ortadoğu… Bitmeyen savaşlar diyarı, tarihin her aşamasında sınırları egemenlerin çıkarlarına göre bozulup yeniden çizilen topraklar bütünü. Hangi Ortadoğu’dan bahsetmek lazım bugün?

Asya kadınların sırtında duruyor

Dünyanın en büyük kıtasında yağma, talan ve yoğun emek sömürüsünden kadınların payına düşen yine ezilmek, yine şiddet!

Latin Amerika’da ABD destekli ‘kadın kırımı’

20. yüzyıldan günümüze devam eden ekonomik, politik ve askeri ABD müdahaleleri, uyuşturucu kartelleri ve ‘gelenek’ bahanesi kadınları öldürüyor!

Yerli, siyah, göçmen ve işçi kadınların Amerikan kâbusu

Amerika’da kadınlar Trump’ın saldırılarıyla boğuşuyor: Şiddet verileri maniple ediliyor, yerli kadınlar kırım politikasının parçası olarak tecavüze uğruyor, göçmen kadınlar sessizliğe mahkum ediliyor.

Kuzeyden Doğuya Avrupa’da şiddet

Avrupa’da şiddet ne durumda? Her şey gerçekten de muhteşem mi? Peki ya göçmen kadınların durumu? Gerçekler gösteriyor ki ‘umut’ diyarı Avrupa’da kadınlar o kadar da mutlu değil aslında!

Dünyada kadına yönelik şiddet atlası

Avrupa’dan Amerika’ya, Asya’dan Afrikaya, en gelişmişten yoksula, barış içinde yaşayandan çatışmaların göbeğindekilere... Dünya nüfusunun yarısı şiddete maruz kalıyor. Bölge bölge şiddet haritası...

Halklar ayakta, kadınlar en önde!

Köklü bir toplumsal dönüşüm arzusunun sahiciliği görmek için eylemlerin ön saflarına bakmak bile yeterli. Çünkü devrimlerin olmazsa olmaz ortağı kadınlar orada!

Eskişehir’de ‘Dünden Bugüne Kadın’ söyleşisi

Eskişehir’de yaşayan Ekmek ve Gül okuru kadınlar Ekmek ve Gül Yazarı Fulya Alikoç’un konuşmacı olacağı ‘Dünden Bugüne Kadın’ söyleşisinde buluşuyor.

Kadınlar, krizi ve kadın mücadelesini konuşacak

Çanakkale’de kadınlar Krizi ve kriz dönemlerinde kadın mücadelelerini konuşacaklar... Ekmek ve Gül dergisi yazarı Fulya Alikoç’un konuşmacı olarak katılacağı etkinlik 14 Nisan’da gerçekleşecek.

Krizi sermayenin krizine çevirelim!

Dışarı gezmelerinden feragat edip ev ziyaretlerine giderken birbirine patates soğan alan kadınlar... Bu dayanışmayı sermaye düzenine karşı bir mücadeleye de çevirebilir pekâla.

G20, W20 ve göçmen kervanındaki açlık grevi

G20 Zirvesi, W20’nin ‘toplumsal cinsiyet danışmanlığı’ sayesinde yeni politikalar üretirken, Meksika sınırında açlık grevine başlayan kadınlar gerçeği bir kez daha dışa vuruyor.

KESK Kadın Emeği Çalıştayının ardından

Kadın işçiler, ‘eşit ücret’ talebinin öncüleri olmuşlar, olmaya devam ediyorlar. Bu talep ırk, ulus, kast vb ayrımlarla ezilenleri, esnek, güvencesiz çalışanları da kapsayan kurtuluş yolunu sunuyor.

Artık her şey iktidar konusu

Maaş kartlarının eksiden çıkamadığı, üniversite mezunlarının vasıfsız işçi olduğu, kışa hazırlık için konserve kurulamadığı, iktidarın kadınlara cehennemi yaşattığı bir memlekette yerel seçime doğru..

Gerçeği en iyi yalanı söyleyen biliyor!

Bu seçimin en kafa karıştıran yönü herkesin hem bir şey kazandığı hem de bir şey kaybettiği bir seçim olması. Ne coşkulu bir zafer var, ne de yıkıcı bir hezimet.

Oylar Demirtaş’a emanet!

Üretenlerin yönettiği bir demokrasi mücadelesinin önündeki en acil görev olan faşizmin yükselişini durdurmada ve ilk adım olarak tek adam yönetiminin önüne geçmede parlamentoda oynayacağı rol için...

Bir yalanın inanılma ihtimalini sevdi O

Bir hafta içerisinde üst üste gelen “gaf”lar ne sadece basit bir gerçeği çarpıtma girişimi ne de sadece pot kırmalı bir yorgunluk hali olarak değerlendirilebilir...

Tek adam şizofrenisi, Nagehan personası

Fulya Alikoç, seçim döneminde medyanın halini, seçim programlarını ve Nagehan Alçı’yı yazdı: ‘Liberal demokratların Erdoğan için kullanışlı olduğu şenlikli dönem bitiyor, bizim Nagehan hala anlamıyor’

#KadınlarınSeçimi onurlu bir gelecek

Milyonlarca kadına dayatılan seçenek bu ikisi arasında; Ölüm mü, sıtma mı? Seçim manifestolarında ve bildirgelerinde sunulan da bu; allanıp pullanmış ‘sıtma’lar.

Seçim, Geçim ve Rejim

Seçime doğru giderken, geçim her gün daha da yakıcılaşan bir sorun. Ne var ki, bu seçimin tek özgünlüğü ekonomik kriz değil. Rejim tartışmaları 24 Haziran’ın tarihi önemini artıran en önemli etken.

Yıkılıyor korkunun kaleleri, yıkılsın!

Ellerinden gelse oy toplamak için Kurban Bayramını seçim öncesine alacaklar, öyle bir telaş. OHAL dahi yetmiyor. Zira ortada kazanabilecekleri bir seçim kalmadı. Kaybetmemek için her şeyi yapacaklar.