Kısa süre önce Genel- İş İzmir 7 Nolu Şubede örgütlenen ve ilk defa TİS imzalayan Kemalpaşa Belediyesi işçisi Evrim, 1 Mayıs’ı ilk defa sendikalı olarak Kemalpaşa’da kutladı. İşte duyguları…

Gıda ve tekstil işçileri: ‘Çalışma saatlerimiz çok uzun, bir de fazla mesai yaptık mı, of! Ama ücretler düşük, yetmiyor. Emeklilik için yılım doldu ama yaş yüzünden 15 yıl daha çalışmam lazım...’

‘Saldırı olduktan sonra çocuğum uyurken gidip ona baktım ve bir vicdan azabı çektim; ‘Doğurup kötülük mü yaptım?’ diye. Sonraki günlerde düşününce anladım ki suç benim değil.’

Türkiye'de artan okul saldırılarının temelinde bilgisayar oyunları veya diziler değil; yoksulluk, eğitimdeki fırsat eşitsizliği ve sistemin dışladığı gençlerin gelecek kaygısı yatıyor.

'İhtiyaç duyduğumuz şey daha fazla kolluk, daha fazla yasak ve denetim değil; eşit, özgür ve güvenli yaşam alanlarını birlikte kurma mücadelesidir.'

Özel sektör deneyimlerini paylaşan öğretmen, çok küçük yaştaki çocukların erken yaşta ağır bir farkındalık yükü taşıdığını ve derin bir gelecek kaygısıyla büyüdüğünü anlatıyor.

Çözüm, sadece daha fazla güvenlik önlemi değil; eşitsizlikleri ortadan kaldıran, öğrencilerin söz hakkını güçlendiren ve öğretmenleri destekleyen demokratik bir okul kültürüdür.

‘Öğrenciler, öğretmenler, veliler güvencesiz, geleceksiz ve umutsuzluk içinde mücadele etmeye çalışıyor. Bu mücadelenin umutsuzluktan kurtulabilmesinin yegane yolu ise birleşmekten geçiyor.’

‘Bu eylemle çocuklarımıza ve diğer insanlara, haksızlığa karşı susmamaları gerektiğini, birlik ve beraberlik ile seslerinin daha gür çıktığını gösterdiğimizi düşünüyorum.’

‘Dünyanın her bir yanında baskıcı ve sağcı hükümetler türese de kadınların alanda mücadelesi, emekçileri emperyalizme karşı harekete geçirmesi de bitmiş değil.’

Sohbet ederken kadınların ruh halleri de değişiyordu. ‘Elimizden bir şey gelmez’ düşüncesi ve korku yan yana geldiğimizde, yaşadıklarımızın ortak olduğunu gördüğümüzde yerini dayanışmaya bırakıyordu.

'Dersim’de kadınlar bütün kayıplarımız için, mezar hakkı için adalet talep etmektedir. Anılarına saygılarımla...'

Bahar’ın hikâyesi, şiddetin, yoksulluğun ve cezasızlığın ortasında büyüyen binlerce kadının gerçeği.

Madencinin açlıkla, karanlıkla ve sistemle mücadelesine tanık olmak yetmiyor. Asıl soru şu: Görmek, bizi gerçekten harekete geçiriyor mu, yoksa vicdanı susturan bir seyir mi üretiyor?

Bazen izlediğimiz film ve diziler o kadar ürkütücü olur ki ‘Yok artık, bu kadarı da gerçek hayatta olmaz’ deriz. Oysa kimi zaman gerçek hayat, anlatılanlardan çok daha ağırdır.

‘Bu kitap, travmayı yalnızca acı ve ıstırapla sınırlamıyor; aynı zamanda onun iyileştirilebilir ve dönüştürülebilir bir süreç olabileceğini hatırlatıyor.’

Nisan ayında sokağa çıkan öğretmenler ve veliler, okullardaki güvenlik sorununa karşı polis görevlendirilmesini yetersiz bularak laik, bilimsel ve kamusal bir eğitim sistemi talep etti.

‘Filmin başındaki yaratıcılık, şehirlerin yer değiştirmesi, zaman algısının kayması filmi dayanışmaya ve bir aradalığa çağrı yapan bir yere götüremez miydi?’

İşçi ve emekçilerin vergileri silah bütçelerine aktarılırken NATO “güvenlik” adı altında savaşları büyütüyor; bedelini ise en ağır biçimde kadınlar, yoksullar ve halklar ödüyor.

Emekçi kadınlar Ortadoğu’daki savaşın Türkiye’ye sıçrama ihtimalinden ve en çok da artacak zamlar ile düşecek alım gücünden endişeli.

Editörden