Bir masa etrafında üniversiteli genç kadınlar. Dertler sıralandıkça çatılan kaşlar, yan yana olmanın umudu büyüttüğü 8 Mart’tan laf açılınca yerini heyecan ifadesine bırakıyor.

İkitelli’den Yasemin, eve giren azıcık maaşı yettirme derdine düşen kadınlardan. Çocuk yaşta evlenen, dört çocuğu olan, nefes alacak vakit bulamayan, başı da sabrı da çatlayan bir kadın…

Tüm Bursalı kadınlara çağrımızdır: mahkum edildiğimiz bu eşitsizliğe, yoksulluğa mecbur değiliz, gel, ellerin ellerimizle buluşsun.

Adana’dan Hülya’nın mektubu pek çok kadının duygularına tercüman. Çocuk istismarında cezasızlık örneklerinin arttığı her gün, kadınlar bu korkularla yaşıyor.

Fermuar birleştirmeden, bin parça yaparsa ancak 10 lira kazanabiliyor. Günde 3 bin adet yapabilmek için gecelere kadar çalışan Sakine’nin mesaisi uzadıkça uzuyor...

Dünyanın dört bir yanından insanlar yüzlerce dolar harcayıp Çeşme’ye denize girmeye gelirken, biz Çeşme dolmuşuna binip de bir halk plajına gidemiyoruz.

‘Ben öğrenciyim, ders çalışabileceğim bir yer yok. Kendime ait bir odam yok. Sorsanız AKP bize konteyner verdi. Verdikleri konteyner hiç güvenli değil.'

İstanbul Gazi Mahallesi’nden kadınlar 'Başkanlığa hayır' kahvaltısı düzenledi. Kadınlara mikrofon uzattık. Kadınlar neden hayır dediklerini anlattılar bir bir... Kadınlara kulak verelim.

Bence asgari ücrete zam gelmesi bir nebze çözüm olabilirdi ama tabii şunu da biliyoruz ki maaşa ne kadar zam gelse paralel olarak tüm temel ihtiyaçlara da ciddi zamlar geliyor.

‘Acilen 4857 Sayılı İş Kanunu'nda refakat iznine yönelik bir düzenleme yapılmalıdır. Aksi taktirde tamamen işverenin inisiyatifine bırakılan refakat izni bizim aleyhimize kullanılmaya devam edilecek.’

Domates biber alıp konserve yapacağım güya. Domatesin kilosu olmuş 5 lira, o da en ucuzu! Domatese baktım, sonra pazarcının yüzüne...

Bu hafta nasıl geçti, neler yaşandı, kadınların gündeminde neler tartışıldı, önümüzdeki hafta neler olacak... 10 dakikada 1 hafta Sevda Karaca'nın sunumuyla...

İşyerinde herkesin dilinde bir zamlar bir de coinler var. Fabrikada mühendisinden, işçisine herkes bitcoin oynuyor. Fabrikanın içinde bir uçtan bir uca yatırım tavsiyeleri dönüyor.

İyi koşullar için kurumdan kuruma koşturuyorlar. Kurumların kapılarıysa engelli bireylere neredeyse kapalı.

‘Biz temizlik personeliyiz, hemşireyiz, güvenlikçiyiz, laboratuvardayız ama artık hep birlikteyiz. Çünkü artık hepimizin içinde bir Ayşe yatıyor.’

‘İşçinin, emekçinin çocuklarına bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemeği çok görenler emekçinin sırtından kazandıkları paraları kendine hak görüyor.’

Bir kantinde işçi olarak çalışan üç kadın birlikte kaleme aldı bu mektubu. İş kaygısı, çocukların gelecek kaygısı, geçim kaygısı, şiddet kaygısı… Soruyorlar: Nereye kadar korkuyla gidecek!

İstanbul Küçükçekmece’de yaşanan istismar olayına tepki gösteren kadınlar; ‘Benim canımı, çocuğumu koruyamayacaksa bu devlet ne işe yarıyor!’

‘Biz Arçelik’e üretim yapıyoruz, oranın sendikası var. Onlar bizimle aynı işi yapıyor ama maaşları bizim iki katımız. Bu yüzden de sendikanın şart olduğunu düşünüyorum.’

Uzaktan eğitimdeki aksaklıklardan ötürü kaybettikleri zaman nasıl telafi edilecek, Bakan ne planlıyor? Okullar başlasa da ne kadar verimli olacak? Bilmiyoruz. Eğitim çökmüş, işte bunu biliyoruz!

Editörden