‘Aileyi yıkıyor, şiddeti artırıyor, eş cinselliği özendiriyor’ denilerek tartışma konusu haline getirilen İstanbul Sözleşmesi ne diyor, Türkiye'de uygulamada neler oluyor? Gelin madde madde bakalım...

Çoğunluğu tatile gidip gelen ev sahipleri bana hastalık taşıdığım kesinmiş gibi yaklaşıyor. Geçinmek zorunda olduğum için bu işleri kabul etmek zorunda kalıyorum. Kimi zaman paramı alamadığım oluyor.

Bir kez daha size neden oy verelim? Mahalleyi yaşanmaz hale getirdiğiniz için mi, kadınları güçlendirmediğiniz için mi, söz verdiğiniz halde kadınlar, gençler için sosyal alanlar açmadığınız için mi?

Tez-Koop-İş Samsun Şubesi Kadın Komitesi, 8 Mart’ta sendika binasında Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliği düzenledi.

Bundan önceki dönemde siyasetle, ülkenin koşullarıyla hiç ilgilenmemiştim. Çünkü benim param bana yetiyordu. Yağımda kavruluyordum. Gerisi de beni ilgilendirmiyordu. Ne kadar da yanlışmış.

Öykülerin tümünün cinsel yönelimleri ya da cinsiyet rollerini konu aldığını söyleyebileceğimiz bu kitap, çoğumuzun bilmediği, dillendirilmeyen hayatları bambaşka yönleri ile okuru yüzleştiriyor.

Bazen ikinci işlerde çalışıyorum. Evlere temizliğe gidiyorum. Bakmayın arada arkadaşlarla kahve keyfi diye paylaştığım fotoğraflara. Aslında düpedüz mutsuzluğumu filtreliyorum.

İşçi mahallesi Sincan’dan kadınlar asgari ücrete ilişkin konuşuyor: ‘Halka acı reçete diyenler asgari ücretle geçinmiyor tabii. Onlara bal kaymak, bize acı reçete’

Bursa’da 'Her okulda bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek her çocuğun hakkı' kampanyasını yürüten Filiz Tali, okul önlerine imza toplamaya gittiklerinde velilerin tepkilerine dair izlenimlerini yazdı.

Belediyelerden kadınların ürettiklerini paylaşabilmesi için uygun yerler yapmasını bekliyoruz.

Esenyalı’dan iki kız çocuğunun yaşadığı örnek tarikat eliyle çocukların hayatlarının nasıl da karartıldığını ortaya koyuyor. Şeyh, çocuğu istismara uğrayan babaya istismarcıyı affetmesini söylüyor.

Resmi tarihte unutulsalar, unutturulsalar da faşizme karşı mücadelede kadınlar tüm yok saymalara karşı varlar. Bu kadın kahramanları yokmuş gibi göstermek tarih çarpıtıcılığından başka bir şey değil.

Teslim olmuş değiliz. Bunca kazanımımızdan vazgeçmek istemiyoruz çünkü. Kafamızı çevirip yok saymanın, sorunu ortadan kaldırmadığı gibi bizi yalnızlaştırmaktan başka bir sonucu olmadığını yaşıyoruz.

Bütün cevaplar, kendilerinden önce edilmiş sözlerin izini taşır... Bundandır “Ne Yapmalı?” sorusuna hep aynı cevabı verme cüretimiz: Bir araya geleceğiz, birlikte mücadele edeceğiz.

Çocuğu hastanede yatması gereken bir ailede refakatçi olarak yalnız annenin kalabileceğini biliyor muydunuz? İşte bu durumla karşılaşan bir annenin yaşadıkları...

Bugün hangi sendikasız iş yerinde daha fazla maaş karşılığında daha fazla hak tanınmıştır ki biz işçilere?

Benim dinlediğim kadınların çoğu maruz kaldıkları şiddetten kurtulmak için çözüm bulmaya bile çalışmıyorlar. “Başvursam ne olacak ki?” diyorlar. Çünkü yasaların kadınları korumadığını düşünüyorlar.

Oğlumun sınıfının mevcudu 18. Canlı derse katılabilen öğrenci sayısı 5. Biz telefondan giriyoruz canlı derslere. İki çocuğumun dersleri çakışıyor, ben ikisi arasında tercih yapmak zorunda kalıyorum.

Hukuk öğrencisi genç kadınlar bugün dünden daha fazla tartışıyor kadınların uğradığı adaletsizlikleri. Genç hukukçuların bugünden üstleneceği rol kadınların mücadelesinin güçlenmesi için çok hayati.

Sorumlulukların kadınlara yıkılıp, iletişimin sıfıra düştüğü evliliklerde ‘oyun bağımlısı’ kocaların yaşattıklarından bıkan kadınlar anlatıyor…

Editörden