ODTÜ'lü kamu emekçisi kadınlar: Ülkede tek adam, iş yerinde tek adam
Ara zam dönemi yaklaşırken ODTÜ’de görüştüğümüz kadın emekçiler, çocukların okul ve bakım masraflarıyla birlikte geçinmenin her geçen gün daha da zorlaştığını anlatıyor.

Temmuz ayı yaklaşırken ülkenin dört bir yanındaki işçi ve emekçiler ara zam açıklamasına odaklanmış durumda. Şu ana kadar yapılan açıklamalar, kamu emekçisi ve işçileri açısından beklenen zam oranlarının yüzde 14 düzeyinde olacağını gösteriyor. Henüz, asgari ücrete ara zam yapılacağına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak, TÜRK-İŞ’in yayınladığı verilere göre, mayıs ayında dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve yeterli beslenebilmesi için gereken aylık gıda harcaması 35 bin 174 liraya yükseldi.

Artan yoksulluk ve daralan haklar

Ara zam dönemi yaklaşırken ODTÜ’de görüştüğümüz kadın emekçiler, çocukların okul ve bakım masraflarıyla birlikte geçinmenin her geçen gün daha da zorlaştığını anlatıyor. Sohbetimiz sırasında söz alan Ela, üniversitenin personel için ücretsiz kreş hakkı sunmadığını söylüyor: “İki tane çocuğum var. Biri, 3 yaşında ODTÜ’deki özel kreşe gidiyor. Önümüzdeki süreçte de devam edecek. ODTÜ, personellere kreş hakkı sağlamadığı için aylık 25 bin lira kreşe veriyorum. Maaşım ise 68 bin lira.” Sohbet sırasında söz alan Ayşe ise, üniversitedeki memur maaşlarının diğer devlet kurumlarına göre düşük olduğunu hatırlatıyor ve diğer kurumlardaki memurlara yılda iki kez prim verilirken üniversitedeki idari personelin bu haktan yoksun olduğuna dikkat çekiyor.

Derinleşen ekonomik kriz, artan yoksulluk… “Taleplerimiz için bir araya nasıl gelebiliriz” diye soruyoruz. Banka promosyonları düşük kaldığı için promosyonun güncellenmesine yönelik taleplerini ve YÖK tazminatı için nasıl mücadele ettiklerini anlatıyorlar. Sendika süreci takip etmesine rağmen, Rektörlük’ten herhangi bir dönüş alamadıklarını belirtiyorlar. Çok değil birkaç sene önce, Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Tedbirleri kapsamında personel servislerinin kaldırıldığını, ancak ODTÜ emekçilerinin ve işçilerinin mücadelesi sonucunda servis haklarının geri kazanıldığını hatırlatıyorlar bize.

‘Beş yıldır iki kişilik işi tek başıma yapıyorum’

Tasarruf tedbirleri konuşulurken, üniversitedeki personel eksikliğine dikkat çekiyorlar. Bu sebeple, nakil taleplerinin de gerçekleşemediğini belirten Sena şöyle anlatıyor: “Personel yok. Emekli olan arkadaşlarımız oldu, hiçbirinin yerine yeni bir personel gelmedi. Ben beş yıldır tek başıma çalışıyorum ki bölüm sekreterliği görevi iki kişiliktir. Görev tanımımız da iki kişidir. Ben beş yıldır iki kişilik işi tek başıma yapıyorum.” Ara zam için yalnızca yüzde 14 konuşulurken kadınlar zaten geçinemediklerini, zam gelse bile fahiş fiyat artışları sebebiyle gelen zammın da eridiğini, “Çünkü her şey pahalılaşıyor. Burada yemeğimizin fiyatı bile hemen artıyor” sözleriyle dile getiriyor.

Evde, iş yerinde ve ülkede kuşatma

Kimi her ayın 15’inde maaşını eşine gönderdiğini, kimi ise maaş kartını doğrudan eşine verdiğini anlatıyor. Ev içi yükün yanı sıra çocuk bakımının da kendi omuzlarında olduğunu söyleyen kadınlar, aldıkların ücretin yetersizliğine dikkat çekiyor: “Kaç parçaya bölünüyoruz bilmiyoruz, bunca emeğin karşılığı bu olmamalı. Kira mı ödeyeceğiz, yemek mi yiyeceğiz, çocuklara mı bakacağız...”

Figen, lojman hakkının da çok sınırlı olduğunu ve önceliğin çocuğu kreşte okuyan, her gün servisle çocuğunu getirip götüren ailelerde olması gerektiğini belirtiyor. Üniversitede de işin temelinde idari personelin olduğunu söyleyen Esen, “İdari personelsiz yapamayan bir üniversite ama idari personeli hiç görmeyen bir üniversite” diyor. Başka bir kadın da “Bir yerden bir yere hareket etmemiz bile Rektörün ağzında, Rektör ne derse o oluyor” diyerek üniversitedeki tek adama vurgu yapıyor. Son dönemde yaşanan siyasal gelişmeleri konuşurken Ayşe, “Bilgi Üniversitesi hakkında kapatılma kararı alındı. Bilgi Üniversitesi öğrencileri bayram süreci olmasına rağmen ciddi anlamda bir protesto örgütlediler ve üniversite tekrar açıldı. Artık, bir Cumhurbaşkanlığı kararıyla açılıp kapatılan üniversiteler var” ifadelerini kullanıyor.

Ortak talep mücadelesi

ODTÜ personelinin bir gecede servis hakkını kaldırıp sonra kararı geri çeken de tek adam, üniversiteyi açıp kapatan da… “NATO zirvesi nedeniyle kamu personelinin evinden dışarı çıkıp çıkmayacağına da tek adam karar veriyor” diyoruz. Yetmiyor; çalıştıkları iş yeri olan üniversitede de bütün kararın yine tek adamın iki dudağı arasında olduğunu konuşuyoruz.

Ülkedeki ve iş yerindeki kuşatmaya karşı ne yapabiliriz diye soruyoruz? Kadınlar, tablonun ağırlığını anlatırken bile bir çıkış yolu arıyor. Bu talep nasıl güçlendirilebilir sorusuna olan cevabımız ise belli: ODTÜ emekçisinin, işçisinin ve akademisyeninin birleşik bir emek hareketini güçlendirmesi.

Kadınların isimleri değiştirilmiştir.

Fotoğraf: Wikimedia Commons

İlgili haberler
ODTÜ’de personel çocukları servislere alınmadı

ODTÜ’de personelin servislerinin kaldırılmak istenmesine karşı emekçiler eylemler yaparken, şimdi de çocuklarıyla binmek isteyenlere ‘Artık çocuklar servislere alınmayacak’ uyarısında bulunuldu.

ODTÜ işçileri grevde: 'İnsanca koşullarda çalışmak istiyoruz!'

Türk-İş ve Hak-İş yöneticilerinin “İşçiler ek hak talep etmeyecek” diyerek imzaladıkları kamu çerçeve protokolünün (KÇP) kazanım olmadığını belirten ODTÜ işçileri greve çıktı.

ODTÜ’de servis hakkımız için mücadele ediyoruz

'ODTÜ’deki kadın emekçiler olarak servis bizim hakkımız ve kırmızı çizgimizdir. Bu hakkı korumak için örgütlenip sonuna kadar mücadele edeceğiz.'


Editörden