Geçtiğimiz gün Fortune Türkiye internet sitesinde “En Güçlü 50 Kadın Lider Listesi” yayımlandı. Listede Hepsi Burada’dan Trendyol’a, Vakko’dan Phillip Morris’e birçok şirket ve holdingin kurucu üyeleri, yönetim kurulu başkanları ve CEO’ları yer aldı. Fortune Türkiye bu listeyi “kadın gücü” temasıyla açıklarken bu gücün nasıl bir güç olduğuna ve nereden kaynaklandığına birlikte bakalım.
Zeynep Bodur Okyay- Kale Grubu
İlk ismimiz Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Bodur Okyay. Kale Grubu, 1957’de Çanakkale Seramik Fabrikaları A.Ş. ile başladı. Bugün 17 şirketi ve 5 bini aşkın çalışanı olan bir sermaye grubu. Yapı ürünleri, yapı kimyasalları, havacılık ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteriyor; Kaleseramik, Kalekim, Kale Havacılık, Kale Pratt & Whitney, Kale Jet Motorları, Kale ANDAR, Kale Nakliyat ve Bodur Gayrimenkul Geliştirme bu grup bünyesinde yer alıyor.
Murat Ülker’in kendi yazılarını yayımladığı internet sitesinde, Okyay ile yaptığı bir röportaj yer alıyor. Okyay babası İbrahim Bodur’un -kendisi TÜSİAD’ı kuran 6 isimden biridir- bakış açısını miras aldığını belirterek, babasının her bir çalışana ailenin bir üyesi olarak yaklaşmayı düstur edindiğini söylüyor. Bu röportajda kadınlara ilişkin de konuşan Okyay, “Dünya daha iyi bir yer olacaksa bu, kadınların çabalarıyla olacak” ifadelerini kullanıyor. Peki bu bakış açısı gerçekliğe nasıl sirayet ediyor?
2018’de Çanakkale’nin Çan ilçesinde Kale Grup bünyesindeki Çanakkale Seramik Fabrikasında Çimse-İş Sendikasına örgütlenen 220 işçi işten atılmıştı. Birgün’de yer alan bir habere göre iş yeri yönetimi işçilerin e-devlet şifrelerini alarak sendikalı işçilerin isimlerini tespit etti. Zeynep Bodur Okyay’ın ise fabrikada sendikalaşmaya izin vermeyeceğini, gerekirse fabrikayı kapatacağını söylediği iddia edildi. Evrensel gazetesinde çıkan haberde, Atıcı, işten atılan ve işe geri dönmek isteyen işçilerin önce sendikadan istifa ettirildiklerini, ardından da İbrahim Bodur’un mezarına giderek sesli bir şekilde özür dilemek zorunda bırakıldıklarını anlatmıştı.
2024’te Yeni Demokrasi gazetesinde yer alan bir başka haberde de Kale Grubu’na bağlı Çanakkale, Yozgat ve İstanbul’daki fabrikalarda işçilerin bir süre izin kullanmaya zorlandığı, ardından da yüzlerce işçinin toplu bir biçimde işten çıkartıldığı iddiası yer almıştı.
Gülten Yılmaz- Koton
İnceleyeceğimiz bir diğer isim ise Koton Yönetim Kurulu Üyesi ve kurucusu Gülten Yılmaz. Gülten Yılmaz çeşitli konuşmalarda ya da projelerde kadın vurgusunu çokça yapan bir patron. Hatta Bloomberg HT’de Değişime İnananlar isimli programda Yılmaz şu sözleri söylüyor: “Koton doğası gereği bir kadın markası... Ben feminist bir kadınım. Benim hep bir duruşum oldu kadın hakları konusunda.” Peki bu duruşun gerçek hayattaki yansımaları ne oldu?
2019’da Koton mağazası işçileri arasında örgütlü Koop-İş, 40’a yakın sendika üyesinin ve sendikalı olmayan işçilerin bir telefonla işten çıkartıldığını açıklamıştı. Aynı yıl Koton işçilerinin sorunlarını dile getirmek için açılan sosyal medya hesabını takip ettiği gerekçesiyle işçilerin işten çıkartıldığı da ortaya çıkmıştı.
Evrensel gazetesine yazan bir işçi kadın Koton işçilerinin çalışma koşullarını 30 saate varabilen mesailer; fıtık, varis gibi meslek hastalıkları; çok iş az personel; işçileri boş zamanlarında da meşgul edecek “eğitimler”; sayım açıklarının işçilerin primlerinden kesilmesi; mesaiden sayılmayan toplantılar ve asgari ücretlerle anlatmıştı.
Koton’da işçilerin yaşadıkları bunlarla da bitmemişti. 2022 yılında Koton’un Gebze’de bulunan deposunda çalışan işçiler Liman-İş’e üye oldukları gerekçesiyle işten atılmıştı. Sendika yetkiyi almış olsa dahi Koton işçilerin sendika hakkını kullanmalarına engel olmuş; sendika üyesi işçileri işten atılmakla tehdit edilmişti ve 34 işçi işten atılmıştı. Liman-İş’in açıklamalarına göre sendika üyesi 4 işçinin, “özel odalarda” e-devlet şifreleri istenmişti. İşçiler baskı yoluyla sendikadan istifaya zorlanmıştı.
Patronların işçi ve emekçilere dönük tehditleri sadece işten atma, sendikasızlaştırma hamleleriyle sınırlı kalmıyor. Koton’un “Ev Kadınları Projesi” ise esnek ve güvencesiz çalışmayı “kadınların lehine” olarak pazarladı; 2025’te 159 kadın bu proje kapsamında çalıştı. Yılmaz bunu “kadınların ekonomik ve sosyal anlamda güçlenmesini amaçlayan çok değerli bir uygulama” olarak tanımladı.
Ümit Boyner- Boyner Grup
Sırada Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner var. Boyner, daha önce TÜSİAD başkanlığını da yürüten Türkiye’deki tanınan kadın patronlardan biri. Oksijen TV isimli Youtube kanalına katılan Boyner, 8 Mart’ın demokrasi ve eşitlik için ne anlama geldiğine dikkat çekmeye çalıştıklarını, 8 Mart’ta da kadınların ne istediği sorusuyla hazırlandıklarını belirtti. Peki, kadınlar ne istedi, Boyner Grup ne cevap verdi?
2019’da trans kadın Göksel A. Boyner mağazasında kasiyer olarak çalışırken tazminatı verilmeden işten çıkartıldı. Göksel o dönemde tazminat hakkını alabilmek için açtığı davayı kaybetmişti ve şu ifadeleri kullanmıştı: “Emeklerimin karşılığını ve adalet istiyorum. Ben adaletin haklıdan, ezilenden yana olmasını istiyorum. Seks işçiliği yapmak zorunda kalmak istemiyorum.”
2020’de Ekmek ve Gül’e mektup yazan bir Boyner işçisi ise üç yıldır kasiyer olarak çalıştığı mağazada mobbingle çalıştıklarını, pandemi döneminde müşterilerle yakın temas halinde olmalarına rağmen eldiven ve maske kullanmalarının yasak olduğunu belirtmişti. Pandemi ile Cumhurbaşkanı’nın ekonomi paketindeki kısa çalışma ödeneğini fırsat bilen parakendeciler mağazalarını kapatıp çalışanlarını kapı önüne koymuştu. Boyner de 6 aydan az süre çalışan 256 işçiyi işten atıldı. İşten çıkardıkları kişilere attıkları mesajla duyurmuşlardı.
2025’te ise Boyner’e bağlı Altınyıldız’da çalışan tekstil işçileri TİS süreçlerinde ücretlerinin her zaman asgari ücret seviyesinde dolanıp durduğunu, yıllardır patronların ekonomideki sıkıntıları bahane ederek TİS’leri baskı altına aldığını söyleyerek şu ifadeleri kullanmıştı: “Ekonomik sıkıntıları yaşayan bizleriz. Biz ay sonunu nasıl getireceğiz diye düşünürken Altınyıldız Bahariye’nin fabrikalarını ve isim hakkını alıyor. Üretimini neredeyse üç katına çıkaracak. Kimse bize ekonomik sıkıntılardan bahsetmesin.”
Hülya Gedik- Gedik Holding
Gedik Holding Yönetim Kurulu Üyesi Hülya Gedik ise işgücüne katılım gösteren kadınların özgüvenlerinin arttığını, aynı zamanda değer yaratma konusunda paydaş olmanın hazzının da kadınları mutlu ettiğini dile getirerek “Mutluluğun bulaşıcı olduğuna inanırım” ifadelerini kullanmıştı. Çalışan kadınların ücret artışı için talepleri, özellikle de asgari ücretin insanca yaşanılabilir bir düzeye çıkarılması için kadın işçi ve emekçilerin istekleri karşısında Gedik 2026 asgari ücretine dair, “Asgari ücret enflasyonun altında kaldığı için birçok kesim tarafından beğenilmedi... Daha önce asgari ücrete çok fazla zam yapılmıştı. Bu yüzden buradaki artış az görünmekle birlikte, sektörlerimizde mavi yakanın maaşı mühendisin maaşını geçer duruma gelmişti. Asgari ücretin zam oranı bu kez biraz daha dengelendi diyebilirim. Bizim en önemli maliyet kalemimiz işçilik... Bizim en önemli maliyet kalemimizin hammadde olması gerekirken şu an işçilik maliyetlerimiz çok daha yüksek.” Bu sözler Gedik’e bulaşacak mutluluğun açlık sınırı altında ücret alan kadın işçilerin varlığı olduğu anlaşılıyor.
Bu örnekler, Türkiye’nin “en güçlü kadın liderleri” olarak listelenen patronların kadın, erkek fark etmeksizin işçilerin emeğinin sömürüsü, baskı ve sendikasızlaştırma ile güçlendiğini gösteriyor. Bugün kadınlar olarak düşünmemiz gereken şey ise şu: İşçi ve emekçi tüm kadınların birlikte güçlenmesinin önünde bir engel haline gelen, kendi sermayesiyle güçlenenler karşısında nasıl bir duruş sergileyeceğiz?
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
İlgili haberler
Koton, sosyal medya paylaşımını beğenen çalışanını işten attı
Dünya genelinde 800’den fazla satış noktası bulunan, son günlerde adı sendika düşmanlığıyla gündeme gelen giyim devi Koton, şimdi de sosyal medya beğenisi gerekçesiyle bir işçiyi işten attı.
Mağazalarını kapatan Boyner, 256 çalışanı da işten attı
Cumhurbaşkanı’nın ekonomi paketindeki kısa çalışma ödeneğini fırsat bilen parakendeciler mağazalarını kapatıp çalışanlarını kapı önüne koydu. Boyner’de 6 aydan az süre çalışan 256 kişi işten atıldı.
Luxemburg’un mirası
Luxemburg, kadınların kurtuluşunu sınıf mücadelesinden koparmadı. Oy hakkından burjuva feminizmine uzanan tartışmalarıyla, sorunun üretim ilişkilerinden ayrı ele alınamayacağını ısrarla savundu.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























