Dilovası’da, Mimar Sinan Caddesi üzerinde bulunan Ravive Kozmetik’te 8 Kasım 2025 tarihinde yaşanan katliamda üçü çocuk, altısı kadın, yedi işçi hayatını kaybetti. Ravive Kozmetik’in bulunduğu binaya dört yıl önce yıkım kararı verilmiş olmasına rağmen yıkım işlemi gerçekleştirilmemişti. Ravive Kozmetik, binada faaliyetini sürdürüyordu. Buna karşın patlamadan bir yıl önce iş yerine Dilovası Belediyesi tarafından iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı verilmişti. Resmi kayıtlarda paketleme ve dolum yapıldığı belirtilse de gerçekte yanıcı ve tehlikeli kimyasallarla üretim gerçekleştiriliyordu. İş yerinde acil çıkış kapısı, yangın merdiveni, yangın uyarı sistemi, sensör, otomatik söndürme sistemi, hatta yangın söndürme tüpü bile yoktu. Yani hiçbir güvenlik önlemi bulunmuyordu. Tamamı sac panellerle çevrili binada işçilerin kaçacak, canlarını kurtaracak yolu yoktu! Üstelik kadın ve çocuk işçiler bu iş yerinde sigortasız, yevmiye usulü çalıştırılıyordu.
2024 yılında beş ay arayla iki kez kayıt dışı ve hiçbir önlem almayarak işçi çalıştırdığı için şikayet edilen iş yeri, İŞKUR Dilovası hizmet binasının yanında olmasına rağmen denetlenmemişti. Ravive Kozmetik, işçilerin canının patronlar için nasıl bir maliyet kalemi olarak görüldüğünün; denetimsizlik ve cezasızlığın işçi katliamlarına nasıl davetiye çıkardığının en acı, en korkunç örneklerinden biri oldu. Patronların kârının, işçilerin canından kıymetli olduğu bir sistemi bütün yalınlığı ile faş etti.
Tüm gerçekler daha ilk günden itibaren ortaya serilmiş olmasına rağmen katliamın üzerinden geçen 100 günü aşkın sürede elle tutulur, somut hiçbir adım atılmadı. Soruşturmanın başında göstermelik bir şekilde görevlerinden uzaklaştırılmış olan İŞKUR Kocaeli İl Müdürü Ulvi Yılmaz ile SGK Kocaeli İl Müdürü Salih Aydın görevlerine iade edildi. Patlamaya ilişkin hazırlanan iddianame, eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından savcılığa iade edildi. Yeni bir iddianame düzenlenirken, büyük marka ve şirketlere fason ve taşeron üretim yapan Ravive Kozmetik’te yaşananlarda bu marka ve şirketlerin sorumluluğuna yer verilmedi. Yakınlarını kaybeden ailelerin avukatları, iddianameye itirazlarını sundukları dilekçede, soruşturmayı yürüten savcının Dilovası Belediyesinde çalışan bir kişinin yakını olduğunu belirterek, kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin dosyanın başka bir savcı tarafından yürütülmesini talep etti.
100 günü aşkın süredir adalet talebini dile getiren aileler, fabrika enkazı önünden İŞKUR binası önüne, Dilovası Belediyesinden Kocaeli Büyükşehir Belediyesi önüne kadar her yeri eylem alanına çevirdiler. Evlatlarının, eşlerinin fotoğrafları ellerinde; alınmayan önlemler, denetimsizlik ve cezasızlık yüzünden kaybettikleri canların hesabını sordular. Ama ailelerin acıları, feryatları, talepleri görmezden gelindi. Aileler ve avukatlar kamu görevlilerinin sorumluluğuna dikkat çekmelerine rağmen kamu görevlileri yönünden henüz bir dava açılmazken, katliamda sorumluluğu bulunanlar görevlerini sürdürmeye devam ettiler.
Adalet için birlikte mücadele
Gerçek bir adaletin sağlanması, bundan önceki iş cinayetleri davalarında olduğu gibi patronların ödül gibi cezalar almamaları, ihmali bulunan tüm kamu görevlilerinin soruşturmaya dahil edilmesi, mücadelenin sadece aileler ve avukatları ile sınırlı kalmaması ile mümkün.
Her fabrikayı, her iş yerini bir cinayet mahalli haline dönüştürebilecek bu çalışma düzeninin değişmesi işçilerin, sendikaların, emek örgütlerinin, kadınların, gençlerin özcesi tüm emekçilerin insanca çalışma ve yaşam koşulları için birlikte mücadelesini zorunlu kılıyor.
Ravive Kozmetik, fason, taşeron üretim biçimleriyle, bu üretim sürecinin esas ve asli sorumlusu olan ana firmaların; o vitrinleri süsleyen, pahalı ve büyük markaların nasıl bir sömürü ağı kurduklarını da açığa serdi. Bu ana firmalar ve büyük tekeller kârlarını fason üretimler yoluyla kayıt dışı, güvencesiz, düşük ücretlerle çalıştırdıkları kadın ve çocukların emeği üzerinden elde ediyor. Kadınların ve çocukların bedenlerinin öğütüldüğü bu mekanizmanın kontrolü onların elinde. O yüzden de adalet kavgası bu ana şirketleri kapsayacak şekilde genişlemeli. Ama bu yetmez; esas mesele bu sömürü çarkını, bu çarkın dişlilerini hep birlikte kıracak, bu sömürü düzenine son verecek bir mücadelenin örülmesinde.
İlgili haberler
Dilovası’da patlamadan kurtulan Ayten Aras: ‘Sigortamız yoktu, on iki saat çalışıyorduk’
Dilovası'ndaki katliamdan şans eseri kurtulan işçi Ayten Aras anlattı: "Dört yıldır çalışıyorum, günlük 800 lira alıyordum. Kimisi 600-700 lira alıyordu. En fazla 1000 lira alan vardı."
Dilovası’dan Türkiye’ye çocuk işçilik gerçeği
Türkiye’de milyonlarca çocuk okul yerine atölyelerde, fabrikalarda çalıştırılıyor. Dilovası’daki facia ise çocuk işçiliğin görünmez değil, görmezden gelinen bir gerçek olduğunu gösteriyor.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
























