EMEP Milletvekili Sevda Karaca: Aile yılı kadınları şiddetten korudu mu?
EMEP Antep Milletvekili Sevda Karaca, Bahar Taş'ın şüpheli ölümünü, kadın cinayetlerini, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğinin 2025 şiddet raporunu ve LGBTİ karşıtı yeni yasa girişimlerini gündem etti.

Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Mecliste düzenlediği basın toplantısında kadın cinayetlerine, şiddete ve yoksulluğa dikkat çekti. Aile Bakanının aile yılı bilançosuna dönük açıklamalarına da değinen Karaca, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğinin şiddet raporunu ve aile yılında öldürülen kadınları hatırlatarak bakanları göreve çağırdı.

Bahar Taş cinayetinin şüphelisi aileyi tehdit etti

Muğla Milas’ta patronu ve tekne sahibinin olduğu yatta ölü bulunan Bahar Taş’ın soruşturma dosyasına değinen Karaca, aradan geçen on güne rağmen delillerin hâlâ toplanmadığına dikkat çekti. Soruşturmanın adli tıp raporuna kilitlendiğini ifade eden Karaca, adaletin ağırdan alındığını söyleyerek “Neden iş arkadaşlarının ifadeleri alınmıyor? Neden Bahar Taş’ın kişisel eşyaları hâlâ olay yerinde, teknede tutuluyor? Neden ailenin avukatlarının savcılığa yaptığı taleplerin bir teki bile yerine getirilmedi? Bu dosya neden ilerlemiyor?” sorularını yöneltti.

Şüphelilerin anlattığı olay örgüsünün gerçekle örtüşmediğine dikkat çeken Karaca şüphelilerin serbest olduğuna da dikkat çekerek şirket sahibinin medyayı yanılttığını ve aileyi tehdit ettiğini açıkladı. Dosyaya Aile Bakanlığının müdahillik talebinde bulunduğunun öğrenildiğini ifade eden Karaca “Aile Bakanlığı, bu dosyanın adalete uygun biçimde ilerlemesi için ne yapacaksınız? Savcılık derhal görevini yapmalı, tüm delilleri toplamalı, tüm tanıkları dinlemeli, aileyi tehdit etme cüreti gösterenlerle ilgili derhal gereken işlemler yapılmalı, adli tıp raporu süreci hızlandırılmalı, şüphelileri koruyan bu ağırdan alma hali son bulmalıdır. Kadın ölümleri ‘şüpheli’ denilerek zamana bırakılıyor, zaman geçtikçe deliller yok oluyor, kamuoyu susturulmak isteniyor.” dedi.

‘Pınar Sevim davasında çelişkiler sürüyor’

Şanlıurfa Siverek’te boşanmak istediği eşiyle bulunduğu araçta silahla vurulmuş şekilde bulunan Pınar Sevim’i de hatırlatan Karaca, intihar denilen ölüme ilişkin çelişkileri şöyle açıkladı.

    • Olay günü Pınar yaralı halde araçtayken, Rıdvan’ın hastaneye değil eve gidip kıyafetlerini değiştirdiği ortaya çıktı.

    • Olay yerinde kanlı delillerin Rıdvan’ın ailesi tarafından silindiği görüntüler dosyaya girdi.

    • Silah üzerinde herhangi bir DNA izi bulunamadı. Silah temizlenmişti.

    • Sanık Pınar’ın kendi kendini vurduğunu iddiası adli raporlarla yalanlandı: Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı raporuna göre atış artıklarının tespit edildiği el, Rıdvan’ın iddiasını çürüten yönde.

    • Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan rapor ölümün intiharla açıklanamayacağını ortaya koydu.

    • Pınar’ın ailesinin ve avukatlarının üzerinde baskı kuruldu, olayı takip eden ve haberleştiren gazeteciler tehdit edildi, hatta gözaltına bile alındı.

Bu dosyada da delillerin toplanmadığını ve etkili soruşturmanın yapılmadığını ifade eden Karaca, şüphelinin serbest olmasına da vurgu yaparak “Bu dosya, kadın cinayetlerinde sıradanlaştırılan eksik soruşturmaların, eksik raporlamanın, karartma çabalarının ve hukuk yerine, adalet yerine kirli rant ilişkilerinin esas alındığı bir sistemin fotoğrafıdır. 6 Mart'ta görülecek sonraki duruşmada kararın çıkması bekleniyor. Biz bu davanın takipçisiyiz.” dedi.

‘Devletin koruyamadığı kadınlar mahalle derneğine sığınıyor’

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğinin 2025 yılı şiddet raporunu gündeme getiren Karaca, Aile Bakanının “şiddete sıfır tolerans” sloganının bu raporla çürütüldüğünü ifade etti. 2025 yılında derneğe yapılan 8 bin 349 kadın ve çocuğa dikkat çeken Karaca “Bunlardan 520’si şiddetten korunmak için başvurmuş ve geçen yıla göre bu sayı yüzde 19,5 artmış. İktidarın “aile yılında” gerçekleşen bu şiddet olaylarının yarısından fazlası aile içinde gerçekleşmiş. Üstelik bu kişiler, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğine başvurmadan önce polis, jandarma, savcılık, mahkeme ve sağlık kurumları gibi resmi kurumlara başvurmuş ancak yeterli koruma ve destek alamadıkları için son aşamada derneğe gelmişler” dedi.

Basın toplantısında kadınların anlatımlarına da yer veren Karaca; “Yapılan şikayetlerde karakollarda kimi zaman kadınların ifadeleri dahi alınmadan geri gönderiliyor. Şikayet sonrasında uzlaştırma sürecinde ise ‘Bu davadan bir şey çıkmaz’, ‘Uzar, masraf olur’ denilerek uzlaştırmacılar tarafından geri adım atmaya zorlanıyorlar. Bir mahalleden 520 kadın ve çocuk; devlet tarafından korunmadığı için bir mahalle derneğine başvurup koruma ve destek talep ediyor!” diyerek tepki gösterdi.

Aile Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonuna da raporu gönderdiklerini açıklayan Karaca Adalet Bakanına şöyle seslendi: “Aile yılının kadınlara ve çocuklara ne faydası oldu? Personele verdiğiniz eğitimlerin ne faydası oldu? Kadınlara verdiğiniz aile ve evlilik eğitimleri şiddeti azalttı mı? Esenyalı’nın şiddet sarmalındaki binlerce kadını bu soruyu soruyor size.”

‘Çocuklar iş talebinde bulunuyor’

Raporun bir diğer çarpıcı verisinin de yoksulluk olduğuna dikkat çeken Karaca, 6 bin 804 kadının temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı için derneğin dayanışma ağına ulaştığını belirterek sayıları şöyle açıkladı:

    • Ekmek, gıda, barınma, kira, fatura, giyim gibi ihtiyaçlarını karşılamak için ekonomik destek için tam 3 bin 160 kadın başvuru yapmış.

    • Çocuğunun eğitimi için üniforma, okul çantası, kırtasiye talebiyle 2 bin 144 kadın başvurmuş.

    • 1500 kadın çocukları için beslenme desteği için başvurmuş.

    • İçinde 10–18 yaş aralığındaki çocukların da olduğu 600 kişi iş talebi için derneğe başvurmuş.

Rapordaki “Okula beslenme götüremediği için akran baskısı yaşayan çocukların örgün eğitimden uzaklaştığını gözlemliyoruz” ifadesine dikkat çeken Karaca on yaşında çocuğun okuldan alınarak kuaföre çırak verildiğini aktardı.

Çocukların okulda bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek yiyebilmesi için, “Sağlıklı beslenme her çocuğun hakkıdır” diyerek Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğinin açtığı davayı da hatırlatan Karaca “İktidarınız bu talebin neresinde duruyor? Aile Bakanı, Milli Eğitim Bakanı, Sağlık Bakanı bu soruya cevap vermek, bu soruna çözüm üretmek zorundadır!” dedi.

‘Aile Bakanı bilanço açıklarken öldürülen kadınları yok saydı’

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın aile yılı bilançosunu açıkladığını ve 2025 yılı boyunca 19 binden fazla eğitim ve toplantı yaptıklarını anlattığını belirten Karaca “Fakat Bakan 2025 yılı bilançosunu açıklarken kaç kadının aile yılında erkekler tarafından öldürüldüğünü açıklamadı. Bakanımız aile için seferber olmuşken, kadınların sıkıştırıldığı cenderenin kaç can aldığını söylemedi. Erkekler tarafından öldürülen en az 391 kadından hiç bahsetmedi. Boşanma aşamasındaki eşinin babası tarafından beş yaşındaki kızının gözleri önünde öldürülen Başak Gürkan’ı saymadı. Patronuyla birlikte bulunduğu teknede şüpheli şekilde ölen Bahar Taş’ı ağzına almadı. Evliliği boyunca gördüğü baskı, şiddet ve tehditten kaçmaya çalışırken evli olduğu erkek tarafından vurulan Pınar Sevim’i konuşmadı. Narlı’da 55 yaşında bir adam tarafından boğularak mezarlığa bırakılan iki çocuk annesi Alev Koç’u yaşatmak için ne yaptıklarını hiç anlatmadı. Yaptıkları 19 bin toplantı ne işe yaradı? Bu soruya cevap vermedi. Kadınlara ve çocuklara yönelmiş olan şiddet tehdidini yine yok saydı!” dedi.

‘LGBTİ’lere dönük operasyonlar Nazi yöntemidir’

Bakanın hedef gösterdiği LGBTİ’lere değinen Karaca “Son dönemlerde artık cadı avını da aşar şekilde; adeta Nazi yöntemleriyle LGBTİ’ler sırf var oluşları nedeniyle cezalandırılıyorlar. Faşizan yöntemlerle ve eften püften bahanelerle gözaltına alınıyor, tutuklanıyor ve davalara maruz kalıyorlar. Ünlüler, sosyal medya içerik üreticileri, LGBTİ hak örgütleri tek tek hedefe konuyor. Ve şimdi üçüncü kere, Meclise gelmesi beklenen yargı paketinde LGBTİ’lerin var oluşlarının cezalandırılması için ceza maddeleri olacağı gazetelerden servis ediliyor! Devletin topyekun seferber olduğu şey budur ve bunun adı faşizmdir!” sözleriyle tepki gösterdi.

Bakan Göktaş, Belçika’da siyaset yaparken Müslümanlara dönük ötekileştirici politikalar için “Bu sorunun adı islamofobidir, adını koymazsak sorunu çözemeyiz” sözlerine gönderme yapan Karaca “Bakana sesleniyoruz: Sizin bu yaptığınız açık açık ‘homofobidir’, adını koymazsak sorunu çözemeyiz!” dedi. 

Fotoğraf: Sevda Karaca

İlgili haberler
Bahar Taş’ın şüpheli ölümünde soruşturma derinleştirilmiyor, deliller toplanmıyor

Bahar Taş’ın ölümüne dair soru işaretleri giderilmedi. Ailenin avukatı ve kardeşi soruşturmadaki yavaşlığa ve delillerin hızla toplanmamasına dikkat çekti.

Nefret yasası yeniden gündemde: Kutuplaşma yaratmak istiyorlar

Seçimler öncesi iktidar, nefret söylemi üzerinden yeni kutuplaşma yaratma peşinde. KAOS GL'den Özlem Şen, 'Sadece LGBTİ'ler değil, tüm toplum hedefte' diyor.


Editörden