Devletin aile planlama taktiği: Paran yoksa çocuk doğur
Farklı devlet hastanelerinde farklı fiyatlarla kadınların korunmak için kullandıkları spiral için en az 1500 TL para isteniyor. SGK ise ücretsiz olduğunu savunuyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her fırsatta dile getirdiği “En az 3 çocuk” talebi için devlet hastaneleri de harekete geçmiş durumda. Farklı devlet hastanelerinde farklı fiyatlarla kadınların korunmak için kullandıkları spiral için en az 1500 TL para isteniyor. Sağlık Bakanlığı iletişim merkezi “Alo 184” ise bu durumun Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) yetkisinde olduğunu söylerken, görüştüğümüz SGK yetkilisi ücretsiz olması gerektiğini bildiriyor. Spiral fiyatlarının dışında, doğum kontrol hapları ve kondomların fiyatları da göz önüne alınınca korunma yöntemleri için ayrılan bütçe gittikçe artıyor. 

RİA uygulaması 1500 TL

Balıkesir Burhaniye Devlet Hastanesinde korunmak için RİA - spiral uygulaması yaptırmak isteyen  kadınlardan vezneye ödenmek üzere 1500 TL para istendi. Üstelik hastane veznesinden ödenen paranın “muhasebe yetkilisi mutemedi alındısı” makbuzunda 530582 kodlu “Ria takılması” ibaresi ile 1500 TL para talep edildi. Vezneye neden böyle bir uygulama olduğunu sorduğumuzda ise aldığımız cevap “Bilemiyoruz” oldu. Hastane başhekimliği ve kadın hastalıkları ve doğum doktorları ücretli uygulamanın 2 yıldan uzun zamandır devam ettiğini iletirken, hastanede konuştuğumuz pek çok hemşire uygulamanın kadın sağlığı açısından ücretsiz olması gerektiğini düşünüyor. 

Sarımsaklı Aile Sağlığı Merkezinde spiral uygulaması ise gerçekleştirilmiyor bu nedenle hastalar Ayvalık Devlet Hastanesine yönlendiriliyor. Fakat hastanede bulunan iki kadın hastalıkları ve doğum doktorlarından biri istifa ettiği için hastanede randevu bulunamıyor. 

Beylikdüzü ve Esenler’de farklı tarihlerde farklı fiyatlar

Bu durum sadece Burhaniye Devlet Hastanesi ile sınırlı değil. 7 Şubat 2024’te Beylikdüzü Devlet Hastanesine giden bir kadın spiral takma-çıkarma işlemi için 1060 TL ücret ödediğini belirterek “Neden ücret ödediğimi sorduğumda, SGK’nin artık bu işlemi karşılamadığı söylendi ve ‘Ağustos ayından beri böyle’ denildi. ‘Her yerde mi bu şekilde?’ diye sordum, ‘Bilmiyorum’ dediler” diyerek anlattı. 

Başka bir kadın ise 23 Ocak 2026’da, İstanbul Esenler Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesinde rahim içi spiral uygulaması için başvurduğunu, devlet hastanesi olmasına rağmen bu işlem için 1219 TL ücret talep edildiğini söyledi. Ödeme sırasında kendisine spiral işleminin neden ücretli olduğu konusunda ise hiçbir gerekçe ya da açıklama yapılmadı. 

Kadıköy’de bulunan bir Aile Sağlığı Merkezi ise ellerinde uygulama için spiral bulunmadığını, eczaneden bireysel bir şekilde satın alınıp getirildiği takdirde uygulamanın ücretsiz yapılacağını aktardı.

Ancak uygulama hastanelere göre farklılık gösteriyor. Örneğin İzmir Bornova’da bulunan Türkan Özilhan Devlet Hastanesinde aralık 2025’te spiral uygulaması yaptıran bir kadın kendisinden herhangi bir ücret talep edilmediğini belirtti. 

Benzer şekilde İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde de hastalardan ne spiralin kendisi ne de uygulanması için ücret talep ediliyor. İstanbul Samatya’da bulunan İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde de hastalar spiralin kendisi ve uygulanması için ücret ödemiyor. 

ALO 170: Ücretsiz yapılıyor

Durumu öğrenmek için önce ALO 182’yi aradık. Ancak 182 sadece randevu verme ve onaylama işlemleri yaptıklarını belirterek T.C. Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM) olan ALO 184’e yönlendirdi. ALO 184 ise uygulamanın neden ücretli olduğuna dair kayıt bıraktıktan 2 gün sonra geri dönüş yaptı ve konunun SGK ile ilgili olduğunu, bakanlıkla alakalı bir durum olmadığını belirterek bu kez Çalışma Hayatı İletişim Merkezi ALO 170’e yönlendirdi. 

ALO 170 ile yaptığımız görüşmeden gelen bilgi ise spiral uygulamasının SGK kapsamında olduğu, aile hekimliklerinde ücretsiz yapıldığı, yine aynı şekilde kamu hastaneleri kapsamında bulunan tüm devlet hastanelerinde de ücretsiz uygulamanın yapıldığı yönünde oldu. Ödemenin hastane tarafından alındığını ve makbuzun var olduğunu belirttiğimizde ise bir kez daha talep oluşturmamız istendi. Talep oluşturulduktan sonra gelen arama ise 3 gün sonra gerçekleşti ve “Talebinizi aldık değerlendiriyoruz” şeklinde idi.

Son olarak Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü ile yaptığımız görüşmede ise hastanedeki uygulamaların kendilerinin uhdesinde bulunmadığı, kendi alanları olan birinci basamak sağlık kuruluşlarında ücretsiz aile planlaması işlemlerini yapan çocuk ergen ve üreme sağlığı merkezleri bulunduğunu iletti. 

Korunma yöntemlerinin maliyeti oldukça yüksek

Üstelik spiral uygulaması devlet hastanelerinde sadece doğum yapmış kadınlara uygulanıyor. Spiral dışındaki diğer korunma yöntemleri de oldukça pahalı. 2026 yılı itibarıyla doğum kontrol hapı fiyatları marka ve içeriğe göre 500 TL ile 800 TL arasında değişkenlik gösteriyor. 21 gün kullanılan bu ilaçlara ulaşmak için en az aylık en az bin TL bütçe ayırmak gerekiyor. 3 Aylık korunma iğnesi olarak kullanılan yöntemin, özel kliniklerde uygulanması 500 TL ile 2 bin TL arasında. 30’lu kondom fiyatları ise 300-400 TL arasında yer alıyor. 

Ekonomik kaygılar doğum oranlarını düşürüyor
Türkiye’de nüfus artış hızı ve toplam doğurganlık hızı, TÜİK verilerine göre 2014 yılından bu yana aralıksız düşerek, 2024’te 1.48’e geriledi. Yapılan araştırmalara göre ise ekonomik kaygılar ve çocuk bakım maliyetinin yükselmesini bu hızın gerilemesindeki başlıca neden olarak gösteriyor. 
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfının (TEPAV) araştırmasına göre; Türkiye’deki doğum oranlarındaki düşüşte ekonomik faktörler, eğitim ve iş gücü, sosyolojik faktörler ve psikolojik faktörler gibi unsurlar önemli rol oynuyor. Ekonomik zorluklar ve geçim kaygıları, birçok ailenin çocuk sahibi olma kararını ertelemesine veya tamamen vazgeçmesine neden olurken, özellikle yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetleri, çocuk büyütmenin yükünü daha da ağırlaştırıyor. Üstelik kadınlar çocuk sahibi olduğunda veya çocuk sahibi olmayı planladığında, işe alım sürecinde negatif değerlendirilirken doğum iznine çıkmak da benzer şekilde olumsuz bir bakış açısıyla karşılanabiliyor. Geleceğe yönelik kaygılar, umutsuzluk ve belirsizlik gibi unsurlar da doğum oranlarının düşüşünde rol oynuyor. 
Erdoğan ısrarlı: En az 3 çocuk
Erdoğan ailesi de bu durumun farkında “En az 3 çocuk” konusunda ısrarını sürdürüyor. Hatta Erdoğan “Nüfus artış hızımız azalıyor, doğurganlık oranına baktığımızda şu anda bir felaketi yaşıyoruz” diyerek 2026-2035 yılları arasını “aile ve nüfus 10 yılı” ilan etti. Sadece Cumhurbaşkanı değil, oğlu Bilal Erdoğan da mart ayında Konya’da düzenlenen gençlik buluşmasında nüfusun hızla yaşlandığını vurguladı ve doğurganlık oranındaki düşüşü “çok kötü bir haber” olarak nitelendirdi. Bununla da yetinmedi ve “Bu gidişle 90 milyon nüfusu göremeyeceğiz. 2100 yılında 50 milyonun altında, ‘süper yaşlı’ bir ülke olacağız” dedi.
‘Kadınların üreme hakkına sınıfsal bir duvar’

Ekmek ve Gül’den Elif Turgut uzun süredir kadınların üreme sağlığı hakkına erişiminin, çeşitli yollarla kısıtlandığını belirterek “Önceden aile sağlığı merkezlerinde doğum kontrol yöntemlerine ve cinsel sağlığa ilişkin pek çok tedavi ve koruyucu yönteme kolaylıkla erişilebilirken şimdi bu, gittikçe azaltıldı” dedi.
Doğum kontrolünün ücretsiz ve nitelikli şekilde sağlanmamasının istenmeyen gebeliklere neden olduğunu dikkat çeken Turgut “İstenmeyen gebelik durumunda da gebeliğin 10. haftasına kadar yine isteğe bağlı ve ücretsiz yapılması gerekirken kamu hastanelerinde çoğunlukla acil durumlar haricinde kürtaj yapılmıyor” hatırlatmasında bulundu.

‘Kadınların sağlık hakkı gasbediliyor’

2025 başındaki "aile yılı" ve "aile 10 yılı" ve 2010'dan sonra artan "en az 3 çocuk" söylemleri ile sürdürülen nüfus politikasının, kadınların doğum kontrol yöntemlerine erişiminin fiilen zorlaştırılmasıyla ilerlediğine vurgu yapan Elif Turgut şöyle devam etti: “Yüksek fiyatlar, kadınların üreme sağlığı hakkına ekonomik ve sınıfsal bir duvar örüyor. Bu aynı zamanda kadınların sağlık hakkını da tehdit ediyor. Çünkü doğum kontrol yöntemlerine erişememek, plansız gebeliklerden güvencesiz düşük girişimlerine, kadınların fiziksel ve psikolojik sağlığını etkileyen çok sayıda sorunu beraberinde getiriyor. Ayrıca bu yöntemler sadece istenmeyen gebelikleri önlemek için değil kimi jinekolojik rahatsızlıkların tedavisinde ya da etkilerinin azaltılmasında da kullanılıyor. Yani iktidarın ‘doğurganlık oranlarını artırma’ yolunda ücretsiz olan tedavi ve koruyucu yöntemlerin ücretli hale getirilmesiyle, erişilemez kılınmasıyla kadınların sağlık hakkı gasbediliyor.” 

Sermayenin ucuz iş gücü ihtiyacı

Bu durumun, iktidarın 3 çocuk ısrarının, sermayenin ihtiyaç duyduğu ucuz ve güvencesiz emek düzeninin yeniden üretilmesine hizmet ettiğini vurgulayan Elif Turgut “Bu ısrar, sermayenin kullanıp atabileceği, sağlıklı beslenmeye erişemeyen, fiziksel ve mental gelişimi devlet tarafından bütünlüklü olarak garanti altına alınmayan, korunması için yeterli bütçe ayrılmayan çocukken sermayenin emrine amade ucuz işçi olarak kullanılabilecek daha çok çocuk ihtiyacının bir parçası. Eğitim süresini de, eğitim sistemini de çocukların en erken yaşta ucuz işgücü olması için planlarken, çocuk bakım yükü altında ezilen kadınların en ucuz ve güvencesiz, esnek çalışmayı kabul edecek işgücü olmasının önünü açıyorlar” dedi. 

‘Kadınlar bu uygulamalarla kuluçka makinesi gibi ele alınıyor’

İktidarın ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ ilanıyla birlikte bu politikaların daha da derinleşebileceğini aktaran Elif Turgut “Nüfus artış hızındaki düşüşün temel nedenlerinden biri ekonomik kriz, güvencesiz çalışma ve çocuk bakım maliyetlerinin artmasıyken, çözüm kadınların yaşam koşullarını iyileştirmekte değil, kadın bedeninin bu uygulamalarla bir kuluçka makinesi gibi ele alındığını görüyoruz iktidar tarafından” ifadelerini kullandı.  

Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Anneler Günü mesajında "annelerin emeklerini ve gayretlerini her zaman baş tacı ediyor, onların refahı, huzuru için çalışıyoruz" ifadelerini hatırlatan Turgut şöyle devam etti: “Bu sözde refah ve huzur aslında kendi iktidar planlarında kadınların haklarının örtülü sözlerle gaspına dayanıyor.”

Fotoğraf: Canva Pro

İlgili haberler
Doğum kontrolü ve kadınlar

Erdoğan’ın ‘Aile Şurasında’ öfkeyle söz ettiği ‘doğum kontrolü’ nedir, kadınlar nasıl yöntemleri neden tercih ediyorlar? Uzman Eczacı Ayşegül Bektaş ile konuşuyoruz.


Editörden