Danıştay okul öncesi çocukların açlığını MEB’in takdirine bıraktı
Danıştay 8. Dairesi, MEB’in okul öncesinde ücretsiz yemeği kaldırmasını “mali gerekçelerle” hukuka uygun buldu. Avukatlar temyize gideceklerini duyurdu.

Okul öncesi eğitimde bir öğün ücretsiz yemeğin kaldırılmasına karşı Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği üyesi Necla Akyıldız Göçer’in 2023 yılında Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) açtığı davada karar verildi. Danıştay 8. Dairesi, “mali kaynaklar yeterli olmadığı”, “MEB’in mali kaynaklar ve ihtiyaçlar arasında denge kurma” zorunluluğu olduğu gerekçeleriyle okul öncesi eğitimde verilen ücretsiz yemek uygulamasının sessizce kaldırılmasını hukuka uygun buldu. Mahkeme bu kararı verirken çocuklar eğitim masrafları sebebiyle eğitimden kopuyor. Davanın avukatları, temyiz başvurusunda bulunacaklarını belirttiler. 

Tetkik hakimi görüşü: Takdir yetkisi kapsamında değerlendirilemez

Karar öncesinde dosya hakkında görüş bildiren Danıştay tetkik hâkimi ise, devletin bir felaket sonrası resmi okul öncesi eğitim kurumlarında sağladığı ücretsiz yemek desteğini geri çekmesinin idarenin takdir yetkisi kapsamında değerlendirilemeyeceğini ifade etti. Görüşte, devletin mali kaynaklar ile ihtiyaçlar arasında denge kurması gerektiği kabul edilirken, belirli bir kesimin dezavantajlı hale getirilerek alınan kararların hukuka uygun olmadığı vurgulandı. Bu gerekçelerle okul öncesi eğitimde ücretsiz yemeği kaldıran uygulamanın iptal edilmesi gerektiği belirtildi.

Beslenme çantasında kızarmış yufka ve patates

Her geçen yıl daha çok çocuğun okula aç gittiği ve beslenme sorununun çözülmemesinin çocukları eğitimden nasıl koparttığı Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğinin 2025 yılı raporuna yansıdı. Eğitimin tüm masrafları velilerin sırtına yıkılırken, artan yoksullaşma çocukların beslenme çantasını daha da boşalttı. Pendik ilçesinin Esenyalı mahallesinde bulunan Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğine 1500 kadın, “çocuğuma beslenme çantası hazırlayamıyorum” diyerek ulaştı. 

Raporda derneğe başvuran kimi kadınların hikayelerine de yer veriliyor. Tekstil atölyesinde sigortasız çalışan ve üç çocuğu olan bir kadın, çocuklarının beslenme çantalarını doldurmakta zorlandığını, çocukların ihtiyaç duyduğu sağlıklı besini ise karşılayamadığını şöyle anlatıyor: “Pazar akşamı aldığım yufkaları çocuklara beslenme olarak hazırlıyorum. Bulabilirsem içine biraz patates koyuyorum, sabah kızartıp beslenmeye ekliyorum. Ama bazen patates veya ek malzeme bulamayınca sadece yufkayı yağda kızartıp üzerine çikolata sürüyorum. Meyve almak için başka bir şeyden feragat etmiyorum; zaten çok sınırlı imkanımız var, iki-üç ayda bir meyve alabiliyoruz. Sınıftaki diğer çocuklar da genellikle meyve getirmiyor.”

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğinin 2025 yılı raporuna dair diğer detaylara da yer verilen haberi okumak için TIKLAYIN
Eğitimden kopan çocuklar işe

Raporda, dayanışma ağına “beslenme desteği” talebiyle yapılan başvuruların bir önceki yıla göre arttığına dikkat çekildi. Okula beslenme götüremediği için akran baskısı yaşayan çocukların zamanla örgün eğitimden uzaklaştığının gözlemlendiği belirtildi. Raporda aynı zamanda eğitimden kopan çocukların iş aradığına da yer verildi. 

Derneğe başvuran kadınlardan Nüha, eşinin işçi olduğunu ve asgari ücretle çalıştığını, bazen mesaiye kaldığında maaşının asgari ücretin biraz üzerine çıktığını anlattı. Nüha, 10 yaşındaki oğlunun okula giderken ekonomik nedenlerle sorun yaşadığını, harçlık çıkarabilmek için zaman zaman yarım gün su sattığını, hafta sonları ise berber dükkânlarında çıraklık yaptığını aktardı. Ancak geçim sıkıntısı derinleşince oğlunun okulu bırakmak zorunda kaldığını ve bir kuaförde çırak olarak çalışmaya başladığını ifade etti.

‘Yargı siyasetin gölgesinde’

Davanın avukatlarından Av. Heval Karasu, Danıştay 8. Dairesinin verdiği kararın, mevzuat hükümlerinin dökümünden ve savcılık görüşünün kopyasından oluştuğuna dikkat çekti. “Gerek dosyaya sunduğumuz belgeler ve deliller; gerek duruşmada aktardığımız somut örnekler; gerek duruşmaya katılan diğer katılımcıların beyanları hiçbir şekilde değerlendirilmemiş. Mahkeme heyeti, sadece bizim değil, tetkik hakiminin de görüşlerini değerlendirmemiş” diye ekledi. 

MEB’in bu dönemki uygulamalarına bakıldığında mali kaynakların ÇEDES, MESEM ve Ramazan etkinlikleri vs. aktarıldığını belirten Karasu, “Bizler bu dava ile, ülkenin yarısından çoğunun açlık sınırı düzeyinde yaşadığını, her 3 çocuktan birinin okula aç gittiğini, bu durumun çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimlerini olumsuz etkilediğini ve bu sebeple eğitimden verim alınmadığını bunun da ülke geleceğini olumsuz etkilediğini aktarmaya ve göstermeye çalışırken MEB’in öğrencilerden iftar sofrası paylaşımı ve ramazan kolisi hazırlanması  istemesi ülke gerçeklerinden ne kadar haberdar olduğunun da göstergesidir” dedi. “Danıştay 8. Dairesinin bu kadar önemli bir davada kararını gerekçelendirmemesi ve sadece takdir yetkisine dayanması hukukun siyasetin gölgesinden çıkamadığının bir göstergesi olarak karşımızda duruyor” diyen Karasu, karara karşı Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz başvurusu yaparak hukuki mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.

Ne olmuştu?

2022 yılında Ekmek ve Gül’ün çağrısıyla başlayan “Okullarda bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek her çocuğun hakkı!” kampanyası ile Türkiye’nin pek çok ilinde kadınlar, veliler, eğitimciler ve pek çok kurum mücadele etmiş, yüz binleri aşan sayıda imza toplamıştı. Milletvekilleri yasa ve ek bütçe önergeleri vermişti. Talebin geniş kesimlerce sahiplenilmesinin ardından Milli Eğitim Bakanlığı 2023 yılında tüm okul öncesi eğitimde ücretsiz yemek uygulamasına başlandığını duyurmuştu. 6 Şubat depremlerinin ardından sadece bir dönem süren bu uygulama, sessiz sedasızca deprem bölgesindeki 11 il ile sınırlandırıldı. Bunun üzerine Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği, okul öncesi eğitimde ücretsiz yemek uygulamasının kaldırılmasına karşı MEB’e dava açtı. Dernek, 2023 yılında uygulamanın iptaline karşı yürütmenin durdurulmasını talep etti ve dava açtı; ancak çocukların açlığını önlemek için hızla değerlendirilmesi gereken bu talep 8 ay sonra reddedildi. Davanın açılmasının üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen duruşma tarihi 2025 yılında belirlendi. Bu süreçte yoksulluk derinleşti, çocukların beslenme sorunu ağırlaştı. 3 Aralık 2025’te Danıştay 8. Dairesinde görülen duruşmada dernek, ücretsiz okul yemeğinin çocukların eğitim hakkı, sağlık hakkı ve fırsat eşitliğiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı. Savcılık görüşünde; okul öncesi eğitimin “isteğe bağlı” olduğu, bu eğitimin amaçları arasında çocuklara ücretsiz beslenme sağlanmasının bulunmadığı belirtilmişti. Bu, bir öğün ücretsiz yemek talebi için MEB’e açılan ilk dava değildi. Bu davadan ayrı olarak, okullarda bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek kampanyanın bir parçası olan Ankara Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneği, MEB’e tüm okullarda bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek verilmesi için dava açmıştı. Ankara 3. İdare Mahkemesi, uygulamayı takdir yetkisine bırakarak MEB’in çocukları aç bırakabileceğine karar vermişti.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Öğretmenlerin gözünden beslenme çantaları: Protein ve vitamin yok, karbonhidrat çok!

Bağcılar’da bir ilkokulda çalışan sınıf öğretmeni ve rehber öğretmen geçim zorlaştıkça derinleşen yoksulluğu, bu yoksulluğun çocukların beslenmesine yansımasını gözlemleriyle aktardı.

MEB sağlıklı beslenmeyi ranta çevirdi

Çocuklara bir öğün ücretsiz yemek vermeyen MEB, okullarda “sağlıklı beslenme” etkinliği düzenliyor. Ama parası olana.

‘Ekmek arası ekmek’ten beslenme mi olur?

Hayatımız hep bir şeylerden kısmakla geçti, artık çocuklarımızın beslenmesinden de kısmak zorunda kalıyoruz. Çünkü açlık sınırının altında yaşıyoruz. Bizim çocuklarımızın da hakkı sağlıklı beslenmek…


Editörden