Antep’te işçi kadınlar anlattı: 1 Mayıs talebimiz eşitlik, geçinebileceğimiz bir ücret ve değer görme…
Antep’te yaşamak için çalışmak zorunda kaldıklarını belirten kadınların asıl gündemi salgın değil geçinmekken 1 Mayıs talepleri de eşitlik oluyor…

Antep'te koronavirüs salgınına rağmen çalışmak zorunda kalan esnaf, market çalışanı, veteriner hekim ve süreçten dolayı çalışamayan ev işçisi bir kadınla yaşadıkları zorlukları, çalışma koşullarını ve 1 Mayıs taleplerini konuştuk. Yaşamak için çalışmak zorunda kaldıklarını belirten kadınların asıl gündemi salgın değil geçinmekken 1 Mayıs talepleri de eşitlik oluyor…  

“BANA 'NE GÜÇLÜ KADINMIŞ’ DEMELERİNİ İSTİYORUM”

Sözü ilk verdiğimiz 47 yaşındaki Meryem Azuk oluyor. Meryem, dokuz sene önce eşinden boşanmış ve iki kızıyla birlikte annesinin yanında yaşıyor. Kendisi ev işçisi ve bize bu dönemde yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Şu an işe gidemiyorum. Daha doğrusu son üç haftadır gidemiyorum. Annemin emekli maaşı ile geçinmeye çalışıyoruz. Şu an Ramazan ayına girdiğimiz için hiç gidemiyorum, bir de sokağa çıkma yasağı falan olunca işlerim tamamen durdu. Gittiğim kadınların da hepsi evde yaşlı annem olduğunu biliyor ve zaten koronavirüs dönemi bitse bile çok uzun zaman beni alacaklarını düşünmüyorum. Kızlarım çok büyük değiller ikisi de liseye gidiyor ve ben onların çalışmasını istemediğim için şu an onların da yapabilecekleri bir şey yok. Onlar evde kalıp derslerini çalışıyorlar, normalde ben işe gidiyorum annem de kızlarıma bakıyor.”

1 Mayıs taleplerinin neler olduğunu sorduğumuz Meryem, "Benim babam 1 Mayıs'a ve bunun gibi birçok etkinliğe katılmış, çok aktif olmuş biriydi. Ben ortaokul mezunuyum ama babamın okuduğu kitapların yarısını ben de okumuşumdur. Siyasetle de ilgileniyorum biraz. Bu sene olsaydı eğer ben de alanda olacaktım ama bu sene olmayacak. Benim de her çalışan kadın gibi 1 Mayıs taleplerim var. Mesela gittiğim kadınların benden üstün olmadıklarını anlamasını istiyorum. Bana günlük verdikleri 80 lira ile beni satın alamayacaklarını bilmelerini istiyorum ve son olarak bunu gerçekten her şeyden daha çok istiyorum diğer kadınların ben kızlarımı tek başıma büyütürken 'ne güçlü kadınmış' demelerini istiyorum, arkamdan kötü kötü konuşmalarını değil” diyor.

“ELDİVENLERİMİ EVDEN GETİRİYORUM”

Bir markette kasiyerlik yapan 26 yaşındaki Şirvan Alkım asgari ücretle çalışan biri. "Virüsten önce sabah 09.00'dan akşam 21.00'e kadar çalışıyordum, şimdi hala aynı saatlerde çalışıyorum tek fark daha yoğun çalışıyorum. Genel olarak eldiven ve maske veriliyor ama mesela eldivenlerim yırtılınca yenisini isteyemiyorum çünkü çoğu zaman vermiyorlar, ben de evden getirip takıyorum. Bazen gelen müşterilerden büyük tepkiler alabiliyoruz arkadaşlarımızla. Mesela dokunmak istemiyoruz kimseye mesafemizi korumamız gerekiyor, ben para üstünü verirken kasanın üzerine koyuyorum parayı ve fişi, karşımda ki insan 'niye oraya koyuyorsun, biz virüslü müyüz, seni şikayet ederim, biraz saygılı olun' gibi şeyler söyleyebiliyor. Biz bunu yönetime iletince de 'biraz idare edin, insanların zaten canı sıkılıyor' deyip geçiştiriliyoruz. İnsanların böyle davranmasını bir nebze anlayabiliyorum ama onlar da bizim de insan olduğumuzu, yorulduğumuzu pek anlayamıyorlar galiba. Kıyaslamak ne kadar doğru bilmiyorum ama neredeyse sağlıkçılar kadar fazla çalışıyoruz. Şu an için maddi olarak ne kadar geçinebiliyorsam aslında psikolojik olarak o kadar da çöküyorum” diyor ve ekliyor; "İşi bırakmayı düşünmüyorum çünkü işimi gerçekten seviyorum. Üniversite sınavını kazanırsam eğer açıktan okumayı düşündüğüm için de bu işte devam edeceğim. Benim 1 Mayıs talebim eşitlik. Ne olursa olsun kadın erkek hiç farketmez herkesin eşit olması gerektiğini savunuyorum ben. Bir de son olarak asgari ücretin yetmediğini buradan söylemek istiyorum. Ne kadar maddi sıkıntı çekmesem de ailemin yanında, ileride evleneceğim ve kendi ihtiyaçlarımı kendim karşılamak istiyorum. İyi bir ücretle, daha az çalışmak istiyorum."


“BARINAKTA VETERİNER HEKİM OLMAK DAHA DA ZOR!”

33 yaşındaki Esen Gelikli Antep’te özel bir barınakta Veteriner Hekim. Kendisinden ve işinden bahsetmesini istediğimiz Esen “Sokağa çıkma yasağı beni etkilemiyor. İyi ki etkilemiyor yoksa benim canımdan çok sevdiğim arkadaşlarımın tedavisini, beslenmesini hiç kimse üstlenmez” diyor. Yaşadıklarını bize heyecanla anlatmaya devam ediyor Esen, “Size bir günümü anlatayım. Mavikentte oturuyorum ben ve çalıştığım yeri geçin zaten şehir merkezine çok uzak bir semtte oturduğum yer bu yüzden barınağa gelişim 1 saat sürüyor. Saat 8’de işte olmam gerek ve benim 2 saat önceden kalkıp yola çıkmam gerekiyor. Saat 7'de işten çıkıyorum. Bir motorum var ve bu sayede her gün tacize maruz kalıyorum bunu da söylemeden edemeyeceğim. Onunla gidip geliyorum işe. 3 bin lira da maaş alıyorum. Şu an barınakta sadece ben çalışıyorum. 83 tane dostumuz var barınakta, onların tedavileri, beslenmeleri ve temizlikleriyle sadece ben ilgileniyorum. Çoğu zaman yemeğe çıkmıyorum evden bir şeyler getiriyorum ve 15 dakika içinde yiyip içip hemen işimin başına dönmem gerekiyor. Çünkü inanın bana veteriner hekim olmak ne kadar zorsa barınakta tek başına bir hekim olmak daha da zor. Barınağın herhangi maddi konusuyla ben ilgilenmiyorum en azından bu sıkıntımı gideriyorlar ve gidermek zorundalar zaten. Marketlerin, fırınların açık olması ne kadar önemliyse insan hayatı için barınakların açık olması da o kadar önemli. Bir insan iki gün yemek yemezse ölmez belki ama orada ki hayvanların iki gün temizliği bakımları yapılmaz suları ve mamaları yenilenmezse çok ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilir ve ben ne olursa olsun canım pahasına da olsa onların ihtiyaçlarını gidereceğim. Benim 1 Mayıs'tan taleplerim şunlar, hayvanların özgürce, şiddete hatta tecavüze uğramadan yaşayacakları bir dünya, kadınların, erkeklerin eril zihniyetlerine maruz kalmamaları. Dostlarımla özgürce yaşayacağım bir dünya istiyorum ben. Benim gibi gece gündüz çalışan bütün kadınların 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı en içten dileklerimle kutluyorum ve verdikleri emeklerin önünde saygıyla eğiliyorum.” diyor.


“PARA KAZANMAK ZORUNDA OLDUĞUM İÇİN HER GÜN BU DÜKKANI AÇIYORUM”

Antep'in Yavuzlar semtinde bir bakkal dükkanı işleten 52 yaşındaki Serpil Kara, "Vallahi yavrum virüs falan işlemiyor pek, para kazanmak zorundayım ben ve neredeyse her gün açıyorum dükkanımı. Yıllar önce dişimden tırnağımdan biriktirip aldığım yıkık dökük bir evim var orada tek başıma yaşıyorum. Günlük çok fazla bir şey kazanmıyordum ama inanmayacaksınız belki ama şu an neredeyse 40-50 lirayla kapatıyorum günü. İnsanlar alışveriş yapmak için daha büyük marketleri tercih ediyorlar. Neden bilmiyorum ama ekmek almak için geliyorlar sadece ve ‘nasılsın’ bile demiyorlar bana son zamanlarda. Marketlerde olan her şey benim dükkanımda da var hem. Benimde maskem ve eldivenim var, güler yüzlü de biriyimdir ben. Çok fazla elektrik su harcamıyorum ama yine de gelen faturayı ödemek zorunda olduğum için de çalışıyorum. Emekliliğim yok benim. Olsa bu dükkanı kapatır gider evimde otururum ama okumadığım için ve sigortalı bir işte de çalışamadığım için emekli olamadım şimdi de emekli olmaya gücüm yetmiyor" diyor. 1 Mayıs taleplerini sorduğumuz Serpil Kara, "1 Mayıs'ı ben bu semtte oturan genç oğullarımdan duydum ilk yıllar önce. Ellerine bayrakları alır böyle kağıtlara yazılar yazar toplu bir şekilde yürürlerdi ben de onlar buraya döndüklerinde sorardım onlar da sıkılmadan anlatırlardı. Benim 1 Mayıs talebim ne biliyor musun yavrum, kadınların biraz daha erken yaşta daha düşük ücretle emekli olmaları. Ben şu an emekli olsam ne siz burada olurdunuz ne de bu dükkan açık olurdu. Bir de ne olursa olsun belli bir yaşa geldikten sonra ihtiyacı olan insanlara ihtiyacı kadar maaş verilmeli” diyor…

İlgili haberler
Sağlık emekçisi kadınlar: Şu an hastanelerde öteki...

‘Sağlık Bakanı’nın ötekileriyiz gerçekten. Biz hemşireler, teknisyenler, biyologlar, güvenlik sekret...

Tekstil işçisi Melek: ‘Sokağa çıkmayın, çalışmayın...

‘1 ay olmak üzere, evdeyiz... Herhangi bir sosyal güvencemiz yok. Ne kadar sürecek bilmiyorum. Eşim...

Ücretli öğretmen: Devrilmeye çok müsait durumdaydı...

‘2 üniversite bitirdim, 4 dil biliyorum, kendimi geliştirmek için ha bire uğraşıyorum. Ailemin evind...

Kadın gazeteci: Ofise metrobüsle gidip gelmek zoru...

Salgın sürecinde evden çalışamayan bir gazeteci anlatıyor: “Sosyal mesafeyi koru, zaten metrobüse bi...

Tarım işçisi kadın: ‘Korkuyoruz ama, aç kalmasın ç...

Kovid-19 salgını sonrası mevsimlik olarak çalıştıkları tarlalara gidemeyen tarım işçileri, yoklukla...

Belediye işçisi Fatma: ‘Kat görevlisi arkadaşım Co...

İzmir’de bir ilçe belediyesinde çalışan Fatma kat görevlisi olarak çalışan bir iş arkadaşının poziti...