Tekstil işçisi Melek: ‘Sokağa çıkmayın, çalışmayın’ diyorlar, zaten çıksak çalışamıyoruz
‘1 ay olmak üzere, evdeyiz... Herhangi bir sosyal güvencemiz yok. Ne kadar sürecek bilmiyorum. Eşim de çalışmıyor. Şu anda elimizde olan birikimimizi tükettik. Yarın ne olacak bilmiyoruz.’

Salgınla birlikte işkollarında kadınlar açısından şiddet ve ayrımcılık artarken, kadınlar yoksulluğun sert yüzü karşı karşıya kalıyor. İktidar bir taraftan “Her koşulda çarklar dönecek” derken diğer taraftan tedarik zinciri gibi zorunlu olmayan alanlarda çalışan işçiler, ücretsiz izne çıkarılıyor, yıllık izinleri kullandırılıyor ya da işsiz kalıyor.

Tekstil de salgın sürecinde sekteye uğrayan sektörlerden biri. Tekstil alanında, özellikle de küçük işletmelerde, merdiven altı atölyelerde çalışan kadınların bugün pek çoğu işsiz, aç, ertesi günün ne olacağını bilmez durumda.

Çağlayan da Tekstil işçisi olan Melek de bugün işsiz kalmış kadınlardan. Çağlayan’da küçük bir atölyede çalışan Melek, salgınla birlikte yaşamının nasıl değiştiğini anlatıyor...

“Salgın öncesinde çalışıyordum, şimdi çalışmıyorum. Biliyorsunuz tekstil ortamları çok kalabalık ve sağlıklı bir ortam değil. Bundan dolayı firmalarda iş olmuyor. Çok sıkıntılı bir süreç, aşağı yukarı 1 ay olmak üzere, evdeyiz. Küçük bir tekstil atölyesinde çalışıyorum. Bu şekilde de çok sağlıklı değil, işten çıktık. Herhangi bir sosyal güvencemiz yok. Haftalık çalışıyoruz. Ne kadar sürecek bilmiyorum. 38 yaşındayım, evliyim. Eşim de çalışmıyor. Şu anda elimizde olan birikimimizi tükettik. Yarın ne olacak bilmiyoruz. Eşimin malulen emekliliği var, sağlık sorunlarından dolayı. Aldığı bin 600 lira, kiramız bin 300 lira, faturalarımız var, yeme içme var. ‘Sokağa çıkmayın’ diyorlar, ‘Çalışmayın’ diyorlar. Zaten çıksak çalışamıyoruz. Bir sosyal kuruluşa gidip başvursak diyor ki ‘Eşinizin emeklisi var, herhangi bir yardımda bulunamayız’. Yani anlayacağınız böyle bir durumdayız. Bu hastalık bize yaradı mı yaramadı mı bilmiyorum. Ben en azından diyorum çocuğum yok. Çocukları olanlar ne yapıyordur, kim bilir bilmiyorum. Yani çok zor bir aşamadan geçiyoruz halk olarak, dünya olarak daha doğrusu. Böyle yaşantımıza devam ediyoruz.

HAFTALIĞIMIN YARISINI MARKETE BIRAKIYORUM, NASIL BİRİKİM YAPAYIM!
Çok sağlıklı bir ortam değil çalıştığım yer, benim bulunduğum yer biraz daha iyi diğerlerine göre. Azarlanıyorsunuz. Bir erkekle bir kadının eşit olduğu orada oluyor zaten. Bir erkeğe nasıl bağırıyorlarsa, bir kadına da öyle bağırabiliyorlar, rencide edebiliyorlar. Bir iş yanlış olduğunda ya da bir iş problemli olduğunda. Ben mesela 7’den sonra çıkıp eve koşa koşa gelip evde yemek yapmak zorundayım. Bir de çocuğu olanlar var, evine gitmek zorunda. Mesaiye kalınması gerekiyor. Hiçbir sosyal hakkı yok. Ha bir erkek çıktıktan sonra dışarıda rahatlıkla gezebiliyor ama kadın bunu yapamıyor. Yani bu bütün sektörlerde böyledir. Ama hiçbir zaman nasıl diyeyim, ‘Bu bir kadındır biraz daha özverili davranalım’ demiyorlar öyle bir niyetleri de yok. Ne kadar ezersek o kadar iyidir anlayışı çok fazla.

Haftalık alıyorsun ama bazen öyle oluyor ki patron işte ‘Bugün git yarın gel, haftaya git öbür haftaya gel’ diyor. Yemek yok, hiçbir sosyal hakkı yok. Örnek veriyorum haftalık 600 lira veriyorsa bununla her türlü geçineceksin. Ben genelde evden götürüyorum yemeğimi ya da evim yakın olduğu için öğlen eve gelip yiyorum. Olmazsa orada yapabiliyoruz. Bir iki kadın arkadaşımız var, dışardan yememek için dışarının yemekleri çok sağlıklı değil. İnanır mısınız haftalığımızı alıyoruz, markete giriyoruz, bunu evli bir kadın olarak söylüyorum. Hemen o anda bilmiyorum ne almışız ne almamışız haftalığın yarısı gidiyor yani ben nasıl biriktireyim, ben nasıl bir ev geçindireyim. Eşime yardımcı olmaya çalışıyorum, eşim bana yardımcı olmaya çalışıyor ve ben bugün dışarı çıktım alışveriş için marketlere bakıyorum hiçbir şey kalmamış, çok pahalı, hayat o kadar kötü olmuş ki. Bir de bunu ranta çevirmiş marketler vs. İşsizlik zaten had safhada herkes sokakta, hiç kimsenin işi yok. Bu kadın, erkek fark etmiyor şu anda.

ÇOK İSTİYORUM KADINLARIN SESİ HER YERDE DUYULSUN
Ezilme konusuna geldiğimiz zaman biz kadın olarak hem dışarıda hem içerde eziliyoruz. Yani bunu siz mutlaka biliyorsunuzdur birçok şey duyuyorsunuzdur. Mesela ben iş yerimde patronumla sürekli tartışıyorum, “Ben de bu adamla aynı işi yapıyorum, ama daha az kazanıyorum’. Yıllardır bu mesleğin içerisindeyiz kimin ne kadar hızlı ne kadar yavaş olduğunu biliyorum. Yani diyorum bizim onlardan ne eksiğimiz var. Bütün işi biz çıkartıyoruz, hani overlok olarak, bütün iş bizim sırtımızdan geçiyor bütün her yerini biz yapıyoruz ama bizim haftalığımız bu kadar adam hiçbir şey yapmasa bile makinede düz bir iş yapsa bile bizden çok çok fazla alıyor. Niye bu haksızlık oluyor? Ya da ben diyorum ki çoğu zaman ‘Biz kadınız diye bizi her şekilde yerimizi değiştiriyorsunuz temizlemeye kaldırıyorsunuz oraya kaldırıyorsunuz. Ortacının işini yaptırıyorsunuz. Her şeyi yaptırıyorsun ama yine biz erkeklerden az alıyoruz. Niye bizim ayrıcalığımız ne ki?’ Ben bunları sürekli dile getiriyorum ama tabii ki bunu göz ardı ediyorlar. Çok dikkate almıyorlar.

Bir örgütlenme yok kadınlarda, hani çok istiyorum. Böyle kadınların sesi her yerde duyulsun. Çünkü her gün bir sayfada kadın cinayeti, her gün bir televizyon haberinde kadın istismarı vs. Bunlar çok fazla, ben kadın hakkı daha çok olsun, kadın daha çok ön planda olsun istiyorum. Bugün sağlıkçıların çoğu hep kadınlardan oluşuyor. Bunu görebiliyoruz. Evet, ama onların hiçbir hakkı yok. Her sektörde her kadının bence ön planda olması gerekiyor. Hani bu 1 Mayıs’ta da her zaman olduğu gibi böyle bir durumda meydanlar zaten yasaklı. Ama kadınlar haklarını arasın, kadın dayanışması olsun istiyorum.”

İlgili haberler
Belediye işçisi Fatma: ‘Kat görevlisi arkadaşım Co...

İzmir’de bir ilçe belediyesinde çalışan Fatma kat görevlisi olarak çalışan bir iş arkadaşının poziti...

Ücretli öğretmen: Devrilmeye çok müsait durumdaydı...

‘2 üniversite bitirdim, 4 dil biliyorum, kendimi geliştirmek için ha bire uğraşıyorum. Ailemin evind...

Tarım işçisi kadın: ‘Korkuyoruz ama, aç kalmasın ç...

Kovid-19 salgını sonrası mevsimlik olarak çalıştıkları tarlalara gidemeyen tarım işçileri, yoklukla...

Kadın gazeteci: Ofise metrobüsle gidip gelmek zoru...

Salgın sürecinde evden çalışamayan bir gazeteci anlatıyor: “Sosyal mesafeyi koru, zaten metrobüse bi...

‘Kadınlar olarak bulunduğumuz her yeri 1 Mayıs ala...

Salgın koşullarında evde, işyerinde 1 Mayıs’a hazırlanan işçi ve emekçi kadınların durumunu konuştuğ...

Biz her nerede isek 1 Mayıs orada

Fiziki mesafe gereği meydanlarda olamasak da, iş yerlerimizden, evlerimizden, balkonlarımızdan, sosy...