‘Kadınlar olarak bulunduğumuz her yeri 1 Mayıs alanı yapalım’
Salgın koşullarında evde, işyerinde 1 Mayıs’a hazırlanan işçi ve emekçi kadınların durumunu konuştuğumuz EMEP Genel Başkan Yardımcısı Şükran Doğan, ‘Her yeri 1 Mayıs alanı yapalım’ çağrısı yaptı.

Olağanüstü koşullarda ve meydanlara çıkamayarak karşılayacağımız bir 1 Mayıs’a doğru gidiyoruz. Kovid-19’un dünyayı etkisi altına aldığı bu süreçte, salgına karşı işçilerin, emekçilerin, yoksulların, ezilenlerin sağlığı, geçimi, yaşamı değil sermayenin çıkarları korunuyor. İşçilerin ölüm pahasına çalıştırılması ısrarı virüsün işyerlerinden, toplu taşıma araçlarından evlerimize taşınmasına neden oluyor.

Hükümetin açıkladığı ekonomi paketlerinde patronlara her türlü destek sağlanırken işçiden, emekçiden, emekliden, kadından, gençlerden adına “Milli Dayanışma Kampanyası” dedikleri kampanyalarla yine fedakârlık bekleniyor.

İşte bu koşullarda karşıladığımız işçi sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü kadın işçi emekçiler açısından da pek çok gerçeği ortaya koyuyor. Pandemi süreciyle birlikte çalışan kadınların bir kısmı eve çekilirken bir kısmı çalışma yaşamının içinde yer almaya devam ediyor. Kimi kadınlar da hem evde çalışıp hem de ev işleri ve çocuk bakımıyla daha büyük bir yükün altına girmiş durumda. Salgın koşullarında evde veya işyerinde, bulunduğu her alanda 1 Mayıs’a hazırlanan işçi ve emekçi kadınların durumunu Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şükran Doğan ile konuştuk. İş yükü ile evin yükü arasına sıkışan işçi ve emekçi kadınların salgın günlerindeki koşullarının işyerinde de evde de dayanılmaz hale geldiğine dikkat çeken Doğan, “Kaç kişi olduğumuza bakmadan bulunduğumuz her yeri 1 Mayıs alanı yapalım” çağrısında bulundu.


Salgın ve salgının işçi emekçi kadınlar açısından ortaya koyduğu bir tablo var, bu tablo karşısından kadınlardan nasıl tepkiler yansıyor size?

Korona salgını süresince ekonomik koşulların daha da zorlaşmasından en çok etkilenen kesimleri işçiler, emekçiler, işsizler, yoksullar ve tabii ki kadınlar oluşturuyor. 2019-2020 yıllarında giderek artan işsizlikten kadınlar fazlasıyla payını almaktayken şimdi bir de salgın nedeniyle işsiz kalanlar eklendi. Haneler, erkek ve kadının işsiz kalması, eve gelir getirici kimi gündelik işlerin ortadan kalkmasıyla ciddi gelir kaybı yaşamakta. İstihdamda olan kadınların önemli bir kısmının kayıt dışı çalıştırıldığını biliyoruz. Kayıt dışı çalışma işsizlik fonundan yararlanmaya engel oluşturuyor. Evden işe gidenler, eve iş alanlar, çocuk-hasta-yaşlı bakanlar, merdiven altı atölyelerde, küçük işletmelerde, kafe vb. yerlerde çalışanlar, kısacası hiçbir sağlık ve emeklilik güvencesi olmadan çalıştırılan kadınlar, iktidarın açıkladığı hiçbir paketten yararlanamamaktadırlar.

İktidar, kapitalistlerin kârlarından zarar etmemeleri için açıkladığı ilk “ekonomik istikrar kalkanı paketi” ile salgın ortamında dahi önceliğin patronlar olduğunu göstermişti. Sonrasındaki uygulamaları da bunun devamı oldu. İşçi ve emekçi kadınlar eğer SGK’li olarak çalışırken işsiz kalmış ya da izne çıkarılmışlarsa işsizlik fonundan aldıkları cüzi ücretlerle ayakta kalmaya çalışıyorlar. SGK’li olarak çalışmazken işsiz kalan kadınların durumu ise tam yoksulluk hali. Her iki durumda da patronların cebinden beş kuruş çıkmıyor.

Bu durumda işsiz kalan kadınların gelecek kaygısı daha fazla, çünkü salgın önlemlerinin kalktığı durumda tekrar işe dönüp dönmeyeceklerinin garantisi yok. Zaten var olan ekonomik krizin ortasında salgının çıkmış olması, salgın sonrası krizin derinleşmesinin beklenmesi bu kaygılarını haklı kılıyor. Eğer eşler de işsiz kalmışsa hane içindeki durum daha da çekilmez hal alıyor. İktidarın, ihtiyacı olanlara 1000 lira ödeme vaadinde bulunması herkese ulaşmadığı gibi ulaşanlar için de sadece evde çocuklarla beraber geçen günlerin harcamaları için bile komik bir miktar. Kadınlar yaşadıkları karşısında iktidarın çözüm üretmemesine, gereğince yardım yapmamasına öfkeliler. Bugün ötelenen faturaları iki-üç ay sonra nasıl ödeyeceklerini düşünüyorlar. Market fiyatlarının giderek artmasından endişeliler. Tamamen eve kapanmaktan, evde herkese hizmet etmekten yorgunlar.


Salgının etkisiyle de birlikte daha da zorlaşan bu koşullarda 1 Mayıs’a giderken kadınlar çalışma ve yaşam koşulları açısından neyle karşı karşıya?

Patronların bugüne kadar hayata geçirmekte zorlandıkları esnek çalışma biçimlerinden biri olan evden çalışmanın en çok vurduğu kesimi kadınlar oluşturuyor. Süresi belli olarak çalışılan işyerinin yerini neredeyse işin 24 saate yayıldığı evden çalışmanın alması, kadınların yükünü kat be kat artırıyor. Bir yandan ev işi, temizlik işlerinin hijyen adına katlanması, çocukların dersleri, evdekilerin istekleri, evde kalmanın beslenme işlerini artırması ve diğer yandan da dışarıdaki işin eve taşınması omuzlardaki yükü dayanılmaz kılıyor.

İster evden çalışsın, ister çalışırken işsiz kalsın, ister önceden de çalışmasın bu salgın günlerinde kadınların ev içindeki yükünün çok çok arttığını tüm kadınlar dile getirmekte. Ama en zorlusu tabii ki yoksulluk kısmı ile başa çıkmak zorunda kalmaları.

Salgın günlerinde çalışmaya devam eden kadınlar ise işsizlik ve açlık ile virüs riskine maruz kalma ikileminin stresini olanca ağırlığı ile yaşıyorlar. Eve virüs taşıma ihtimalinin ‘sorumluluğu’ ile daha da yıpranıyorlar. AKP iktidarının “Her şart altında çarklar dönecek” demesi, üretimin işçilerin canı pahasına sürdürülmesidir. Temel ihtiyaç olmayan alanlarda üretim bu anlayışla sürdürülüyor. Temel ihtiyaçların mal ve hizmet olarak üretildiği sektörlerde ağırlıkla kadınlar çalışıyor ve sağlık, gıda bunların başında geliyor. Temel ihtiyaç sektörlerindeki iş yükünün artmasına karşın, yeni işçiler alınmazken çalışma saatlerinin uzatılması, yorgunluk, sağlıksız ortamda çalışma, yeterli beslenmeme virüse yakalanma risklerini de artırıyor. İş yükü ile evin yükü arasına sıkışan işçi ve emekçi kadınların salgın günlerindeki koşulları işyerinde de evde de dayanılmaz hale geldi.

Kadınlar 1 Mayıs’a giderken hangi talepleri ortaya koyacak, Emek Partisi olarak olağanüstü koşullarda karşıladığımız 2020 1 Mayısı’nda işçi, emekçi kadınlara çağrınız ne olacak?

İşçilerin Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olan 1 Mayıs’ı kadınlar olarak bu anlattığım koşullar altında karşılıyoruz. Yaşadığımız olumsuzluklar bizi 1 Mayıs’ı kutlamaktan alıkoymamalı. Mal ve hizmet alanında salgına rağmen sürdürülen üretim süreci bir kez daha gösterdi ki, kadın-erkek işçi ve emekçilerin emeği var etmekte dünyanın zenginliklerini. Bu gücümüzün farkında olarak, Türkiye’deki ve dünyadaki sınıf kardeşlerimizle birlik, dayanışma ruhuyla kutlayalım 1 Mayıs’ı.

Sendikalı isek sendikalarımızı zorlayalım, çalışıyorsak öncesinde ya da gününde işyerinde, evdeysek bayramlıklarımızla balkonlarımızda, kapı önlerinde, site bahçelerinde, sokak aralarında fiziki mesafe kurallarını aksatmadan. 1 Mayıs marşıyla, türkülerle, şarkılarla, sosyal medyadan videolarımızla… Partimizin çağrısıdır; kaç kişi olduğumuza bakmadan bulunduğumuz her yeri 1 Mayıs alanı yapalım. Taleplerimizi ise şöyle sıralayabiliriz:

* İşten çıkarmalar yasaklansın,

* Zorunlu olmayan alanlarda çalışma durdurularak ücretli izin verilsin,

* Zorunlu çalışma alanlarındaki tüm işçi ve emekçilerin sağlıklarını güvenceye alan, kadın çalışanların özel ihtiyaçlarını da gözeten koruma önemleri alınsın

* Belli gelir altındaki herkese, her aileye maddi gelir desteği sağlansın,

* Elektrik, su, doğalgaz faturaları devlet tarafından karşılansın,

* Kadına yönelik şiddete karşı acil önlem planı açıklansın ve uygulansın,

* Salgını fırsata çevirerek kadınların haklarını gasbetme planlarına son verilsin.


ARTAN ŞİDDETE VE ALINMAYAN ÖNLEMLERE KARŞI SESİMİZİ YÜKSELTELİM
Salgın önlemleriyle birlikte kadınlar için özel koruyucu tedbirler alınmaması durumunda kadınlara yönelik şiddetin artacağı endişesi bir aylık süreç içinde ne yazık ki gerçek oldu. Evde kalınan günlerin ev içi şiddeti artırdığını da biliyoruz. Açıklanan rakamlar belki de buz dağının görünen yüzü. Evlere kapanılmış olması sadece şikâyet olduğunda bilinebilen, daha görünmez bir durum haline getirdi şiddeti. Şiddet artıyor, sığınmaevi talebi artıyor, cinayetler artıyor, ancak kadınlar salgın sürecinden daha karakoldan başlayarak tümüyle desteksiz ve şiddet dolu eve dönmeye mahkûm hale getiriliyorlar. Sığınmaevleri, kadınların başvurabilecekleri merkezler yetersiz. Sorumlu olan Aile Bakanlığının sadece bu acil soruna yanıt oluşturacak bir danışma hattı bile yok. Şiddete uğrayan, karakollara başvuran kadınlar desteksiz bırakılıyor, kadınların adliyelerin kapalı olması nedeniyle başvuru mekanizmalarına ulaşamayacaklarını düşündükleri için şikâyet etmekte tereddüt ettikleri gözleniyor. Bu, bütün bu süreç boyunca iktidarın yetkili isimlerince kamuoyuna açık bir biçimde kadınların şiddet karşısındaki haklarının devam ettiğini, hiçbir koşulun bu hakların kullanılmasında engel oluşturulamayacağının açıkça ortaya konmamasıyla da ilgili. Bunu yapmazken şiddet faillerini salıveren, bu şiddet faillerinin eylemlerinin mağduru olan kadın ve çocuklara ise hiçbir önlem almayan bir infaz düzenlemesine imza atarak, aslında kadın ve çocukların hayatları karşısında neyi tercih ettiklerini de ortaya sermiş oldular.
ŞİDDETİN ÖNLENMESİ DE 1 MAYIS’IN EN ÖNEMLİ TALEPLERİNDEN BİRİ
Emekçi mahallelerde bizzat gördüğümüz; kadınların canına kastedilme riski büyüyen evlerde bir başlarına bırakıldıkları, devletin hiçbir kademesinden dertlerine çare olacak bir elin uzatılmadığı, yapılan başvuruların salgın bahanesiyle geri çevrildiği, şiddetin arttığı ve üstünün bizzat devletin almadığı önlemler nedeniyle kapatıldığı gerçeği. Şiddet artarken, hükümet önlem almak yerine, HSK eliyle, kadına karşı şiddetin önlenmesine dair 6284 sayılı Kanun’daki tedbir kararının kadınların aleyhine işleyeceği açık olan bir karar aldı. Bu gerçeklere rağmen, Aile Bakanı’nın çıkıp “Şiddet azalıyor” açıklaması yapması, tek kelimeyle yalan.
Kadına yönelik şiddete karşı da taleplerimiz var ve 1 Mayıs kadınların tüm yaşamsal taleplerini ortaya koyduğu bir gündür. Şiddete karşı mücadelenin ancak biz birlik olursak mümkün olacağını biliyoruz. Bütün kadınları her alanda yaşanan şiddete karşı birlik olmaya çağırıyoruz.


İlgili haberler
Tarım işçisi kadın: ‘Korkuyoruz ama, aç kalmasın ç...

Kovid-19 salgını sonrası mevsimlik olarak çalıştıkları tarlalara gidemeyen tarım işçileri, yoklukla...

Emek Partisinden kadın raporu: Tüm zorlu koşullara...

Emek Partisi yayımladığı rapor ile bir aylık koronavirüs salgını sürecinin kadınlara nasıl yansıdığı...

Kadın gazeteci: Ofise metrobüsle gidip gelmek zoru...

Salgın sürecinde evden çalışamayan bir gazeteci anlatıyor: “Sosyal mesafeyi koru, zaten metrobüse bi...

Ücretli öğretmen: Devrilmeye çok müsait durumdaydı...

‘2 üniversite bitirdim, 4 dil biliyorum, kendimi geliştirmek için ha bire uğraşıyorum. Ailemin evind...

Belediye işçisi Fatma: ‘Kat görevlisi arkadaşım Co...

İzmir’de bir ilçe belediyesinde çalışan Fatma kat görevlisi olarak çalışan bir iş arkadaşının poziti...

Korona günlerinde kadın emeği

Bugün canımızı kurtarmaya çalışırken bize yaşatılan bu ağır sömürü, korona günlerinin ardından neyle...