Belediye işçisi Fatma: ‘Kat görevlisi arkadaşım Covid-19 pozitif çıktı sıra bana da gelecek’
İzmir’de bir ilçe belediyesinde çalışan Fatma kat görevlisi olarak çalışan bir iş arkadaşının pozitif çıktığını anlatıyor ve ekliyor: ‘Sıra bana da gelecek.’

Pandemi sürecinde çalışmak zorunda kalanlar arasında belediye işçileri de var. Belediye işçileri de büyük risk ve tehlike altında işe giderken evlerine kaygı ve endişe ile dönüyor. Bütün bir kent halkı için toplu taşıma, su, temizlik, zabıta ve itfaiye hizmetleri sürdüren belediye işçileri arasında kadın işçiler de yoğunlukta çalışıyor. Hem sahada hem belediye binalarında çalışan belediye işçisi kadınların tüm kadınlar gibi ev işi yükü de artmış durumda. Hem iş yerinde hem de evde yorgunlukları katlanan belediye işçisi kadınların 1 Mayıs talebi de ücretli izin, çalışırken değer görme ve emeklerinin karşılığını alabilmek... Bu süreçte pek çok belediye işçisinin de koronavirüse yakalandığı açığa çıktı. İzmir’de bir ilçe belediyesinde çalışan Fatma da kendi binalarında kat görevlisi olarak çalışan bir arkadaşının Kovid-19 pozitif olduğunu anlatıyor ve ekliyor “Sıra bana da gelecek.”  

Eşiyle birlikte bu süreçte hâlâ çalışan belediye işçisi Fatma, evde bekleyen çocuklarının kendilerini büyük bir kaygıyla beklediğini, temizlik işiyle uğraştığı için büyük bir risk ile karşı karşıya olduğunu, ancak yaşamak için çalışmak zorunda olduğunu anlatıyor...

‘BÜTÜN KATIN TEMİZLİĞİ BENDE’

“5 yıla yakındır burada çalışıyorum. İki tane çocuğum var. Biri üniversiteye gidiyor, diğeri liseye. 49 yaşındayım. Temizlik işiyle uğraşıyorum. Salgından önce ev temizliği projesindeydik. Kovid-19’dan dolayı ev projesi askıya alındı, şimdi kat görevlisi olarak çalışıyorum. Belediyenin her katına görevlendirilen çalışanlar var. Çöpleri taşıyoruz, tuvaletleri temizliyoruz, katın paspası… 12 oda, koridor, tuvaletler… Bu kattaki bütün temizliği ben yapıyorum. Asgari ücretin biraz üzerinde çalışıyoruz.”

‘KEŞKE BİZ DE EVDE KALABİLSEK’

“Bu süreçte tabii ki endişeliyim. Esnek çalışmaya dahiliz şu anda. İki gün çalışıyoruz iki gün evdeyiz, bunun öncesinde her gün gidip geliyorduk. Kovid-19 çıktığı sıralarda ev temizliğini bıraktık. O riski bir süre yaşadık yani. Ama şu anda da risk altındayız. Ne kadar esnek desek de, çocuklarımızı karantinaya alsak da, biz anne baba olarak çalışıyoruz, ister istemez taşıyıcı olabiliriz. Tuvaleti temizliyorsun, insanların çöplerini alıyorsun büyük bir risk. Keşke biz de evde kalabilsek, ücretli izin kullanabilsek. Ama bir şekilde evimizin ihtiyaçlarını karşılamak için, devlet de ihtiyaçlarımızı karşılamadığı için çalışıyoruz. İşte faturalarımız kiramız ödense, biz de evde kalsak bu süreç bizim için kaygılı geçmeyecek. Tereddütteyiz yani. Bir kat görevlisi arkadaşım pozitif çıktı, eşiyle beraber hastanede, çocukları karantinada evde… Sıra bana da gelecek. Benim için büyük risk ama bir yandan da ‘Yapacak bir şey yok’ diyoruz, çalışmak zorundayız.”

YİNE DE DAYANIŞMA…

“Eşim de Orman Genel Müdürlüğünde işçi. Bu süreçte 5 gün gidiyor işe. Birlerce şükür ediyoruz işimiz olduğu için tabii, bizden daha kötü durumda olanlar var, bu süreçte biz de kazandığımızdan arttırıp durumu daha kötü olanlarla paylaşıyoruz. Paylaşmamız dayanışmamız gerekiyor çünkü. Komşumuz açken tok yatmak günahtır yani. Komşu açken sen kafanı yastığa rahat koyuyorsan, bir kere sen insan değilsin. Karşındaki insanın nasıl yaşadığını görüyorsun. Bir lokma ekmeğimizin kıymetini de biliyoruz o ekmeği paylaşmayı da… Benim için kıymetli ve önemli dayanışmak.”

HASTALIK KAPMAMAK İÇİN SERVİSE BİNMİYOR, YÜRÜYOR…

Bu süreç zorlu benim için, eskiden belediyenin servisini kullanırdım şimdi servis kullanmıyorum çünkü korkuyorum bulaşır diye. Sabah-akşam işe yürüyerek gidip geliyorum. Çocuklarım çok tedirginler. Eve gelir gelmez kapıda soyunup, banyoya giriyorum. Kullandığım çantanın içerisini boşaltıp çantayı dışarıda bırakıyorum. Biz çalıştığımız için çocuklar sürekli tedirgin ‘Anne kurban olayım, baba kurban olayım dikkat edin” deyip duruyorlar. Anne babalarımızı çok uzun zamandır göremiyoruz, bizde varsa onlara bulaşmasın diye. Çocuğum geçen gün çok ağladı büyüklerini özlediği için. Ama yapacak bir şey yok… Zor geçiyor inşallah yakın zamanda atlatırız.”

‘TEMİZLİK YAPMAKTAN BIKTIM’

“Evdeki iş yükü de arttı. Zaten işin yeterince yoğun, dışarıda temizlik işi yapıyorsun, artık temizlik yapmaktan bıkmışken, evde her şeyi dezenfekte etmek sürekli temizlik yapmak zorunda kalıyorsun… Bıktım! Her gün bir saat kendi izolasyonunu sağlıyorsun, banyo, yap çamaşırlarını yıka, ütü yap, sonra evi temizle, yemek yap… İş bir iken iki oldu.”

‘DEĞER GÖRMEK İSTİYORUM’

“Biz temizlik personeli ne yazık ki ikinci sınıf insan muamelesi görüyoruz. Atıyorum masa başında oturan insan kendi çöpünü kaldırıp da bir çöp kutusuna kadar götüremiyor. Bir üstten bakış var, sen temizlik personelisin ya her şeyi yapmakla hükümlü gibisin. Bu beni üzüyor, biraz daha değer ve saygı görmek istiyoruz. Bakış açılarının değişmesini istiyoruz. Ufak tefek olsa da yani çok büyük bir şeyde gözüm yok, değer görelim yeter.”

‘1 MAYIS’TA BALKONLARA ÇIKALIM’

“Biz kadınlar güçlüyüz, bu günler evet zor günler ama geçecek; biraz sabır biraz daha özveri… 1 Mayıs’ta alanlara çıkamayacağız ama balkona çıkıp kendimiz bir şeyler yapabiliriz diye düşünüyorum. Olduğumuz yerden sesimizi duyurabiliriz bir şekilde diye düşünüyorum.”

‘KADIN İŞÇİLERİN YÜKÜ ARTTI’
DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası Uzmanı Özgür Millioğulları da belediye işçisi kadınların yaşadıkları sorunlara dikkat çekerken 1 Mayıs taleplerini ise şöyle sıralıyor:
“Maalesef ki Türkiye çok hazırlıksız yakalandı salgına. Ve elbette belediyeler de çok hazırlıksızdı. Koronadan kadın işçiler şöyle daha çok etkilendiler: Birçoğu 12 yaşından küçük çocuğu olduğu için idari izinli sayıldılar ama idari izinli sayılınca koronadan korunayım derken bu sefer de evde şiddetle karşılaştılar ve evdeki yükleri de daha çok arttı. Evde daha çok çalışmak durumunda kaldılar bu sefer. Emekleri zaten görülmüyordu ama bu süreçte daha görülmeyen bir hal aldı. Hâlâ çalışan kadın işçiler için koruyucu önlemler adı altında maske, dezenfektan gibi koruyucu malzemeler bir şekilde sendikaların ve sendika temsilcilerinin bir araya gelmesiyle sağlanmış oldu. Ama en başta bir kriz masası oluşturulmalıydı çünkü aylardır ‘Ben geliyorum’ diyen bir salgına karşı biz ülkece hazırlıklı olmalıydık, özellikle de işçileri korumak için hazırlık yapılmalıydı. Bu yüzden burada iktidarı da eleştirmek gerekiyor. Sadece hafta sonu yasak koydular, kadın işçiler bu hafta içlerinde hep zaten çalışma alanlarında iş yerlerindeydiler. Üretimin içerisinde yer aldılar. İşçileri koruyabilecek herhangi bir önlem paketi de alınmadı. Aynı zamanda kapatılan kreşler, sermayeyi koruyan yasalar ve genelgeler de tüm işçi haklarını da alt üst etti.”
‘ALANDA ÇALIŞAN BELEDİYE İŞÇİLERİ İHTİYAÇLARINI GİDEREMİYOR’
“Kadın belediye işçileri açısından ulaşımda problemler yaşanmaya başladı, her yer kapalı olduğu için alanda çalışan kadın arkadaşların tuvalete gitme ihtiyaçlarını giderme zorlaşmaya başladı, özellikle açık alanda çalışan arkadaşların yemek yeme sorunları ortaya çıktı. Yeterli beslenemediler, yeterli derecede lavaboya gidemedi, onlara ait bir mekân olmadığı için sıkıntılar yaşandı. Temastan kaçınıldığı için tüm lokaller kapatılmak durumunda kaldı. İşçiler bir arada durmamak adına bağlı bulundukları yerlere gidemez hale geldiler. Biraz kendi kaderlerine bırakıldı yani alanda çalışanlar. Oturabilecekleri, dinlenebilecekleri yerler yok. Onlara sağlanabilecek bir ortam da olmadı çünkü tüm kamu kurumları, mekanlar kapatılmak durumunda kaldı. Bu da çalışmayı daha da zorlaştırdı elbette. Bu süreçte iyi beslenmeleri lazım bağışıklıklarını güçlendirmeleri için ama bu süreçte buna erişim çok zorlaştı. Çay molası var ama bunu yapabileceği bir alanı yok. Öğlen arası var, ama yemek yiyebileceği bir alan yok.
‘ACİL TALEBİMİZ: ZORUNLU İŞLER DIŞINDAKİ İŞLER DURDURULSUN’
Şimdi önümü 1 Mayıs, o yüzden en acil talebimiz zorunlu işlerin dışındaki tüm işlerin durdurulması, işçilere ücretli izin verilmesi, işçilerin sağlığını koruyabilmesi için gerekli önlemlerin eksiksiz alınması, iş sağlığı ve güvenliğinin kesinlikle devrede olması ve bunun kesinliğinin sağlanması, işçilerin temasının azalması için vardiyalı sistemlerin uygulanması, her birimde işçilere koronanın anlatılması, bilgilendirilmeler yapılması… Maalesef el yordamıyla çözüm üretilmeye çalışıyor şu anda, Herkese evde kal çağrısı yapılıyor ama işçiler alanda, bu yüzden en önemli talebimiz zorunlu işler dışında tüm işlerin durdurulması, sermayeye değil işçiye bütçe verilmesi, eşit işe eşit ücret verilmesi, ve eşit haklar sağlanması, özellikle belediye işçilerinin biraz daha kendilerini koruyabilmesi adına da dinlenme alanları, lavabolar gibi ayrıca planlamaların yapılması gerekiyor…”
İlgili haberler
Kadın gazeteci: Ofise metrobüsle gidip gelmek zoru...

Salgın sürecinde evden çalışamayan bir gazeteci anlatıyor: “Sosyal mesafeyi koru, zaten metrobüse bi...

Tarım işçisi kadın: ‘Korkuyoruz ama, aç kalmasın ç...

Kovid-19 salgını sonrası mevsimlik olarak çalıştıkları tarlalara gidemeyen tarım işçileri, yoklukla...

Ücretli öğretmen: Devrilmeye çok müsait durumdaydı...

‘2 üniversite bitirdim, 4 dil biliyorum, kendimi geliştirmek için ha bire uğraşıyorum. Ailemin evind...