Milli Eğitim Bakanlığının 81 ile gönderdiği “Ramazan Ayı Etkinlikleri” genelgesiyle birlikte okullarda birçok yeni uygulama başlatıldı. Yoksulluğun derinleştiği, eğitime ayrılan bütçenin azaldığı ve çocuklara bir öğün ücretsiz yemeğin bile çok görüldüğü bir dönemde bu uygulamaların öncelik haline gelmesi düşündürücü. MEB, yapısal sorunları çözmek yerine okullarda laiklik dışı uygulamaları artırarak ayrıştırıcı tutumunu sürdürüyor. Ankara Sincan ve Etimesgut bölgelerinde çalışan kadın öğretmenler, bu sürece dair kaygılarını dile getiriyor.
‘Öğretmenler rahatsız ama ifade edemiyor’
Etimesgut’ta görev yapan Özge, okullarında sınıflar arası süsleme yarışması düzenlendiğini, ödül olarak çiğ köfte ve sinema etkinliği vadedildiğini anlatıyor. Ayrıca öğrencilere "oruç tutma çizelgesi" dağıtıldığını ve öğle aralarında boş sınıflarda dini okumalar yapıldığını belirterek şunları söylüyor: “Birçok öğretmen bu uygulamalardan rahatsızlık duyuyor; ancak idari ve kurumsal kaygılar nedeniyle bunu açıkça ifade edemiyorlar. Oysa eğitim ortamında gönüllülük ilkesinin ve laik eğitim anlayışının korunması gerekiyor.”
‘Oruç tutmayanlar öteki oluyor’
Sincan’da görev yapan Pelin, sınıflardaki bu atmosferin oruç tutmayan öğrencileri “öteki” yapmasından rahatsız. Pelin’in anlattıkları, laiklik kavramının sadece kağıt üzerinde kaldığını ve okullarda ciddi bir baskı oluştuğunu düşündürüyor.
Yine Sincan’da çalışan Şükran, devletin tüm inançlara eşit mesafede durma yükümlülüğünü hatırlatıyor: “Ramazan etkinlikleri kurumsal bir dini ritüele dönüşür ve farklı inançlara yer bırakılmazsa, laik devlet yapısı bozulur. Din siyasi zemine çekildiğinde eğitim ortamı ideolojik bir alan haline gelir. Ramazan kültürel bir değerdir; ancak okullar ibadet alanına dönüştürülmemeli, bu sadece kültürel bir anlatım olarak kalmalıdır.”
‘Zorla dayatmak inanç özgürlüğüne aykırı’
Eğitimci Ayşen, yapılan etkinliklerin toplumdaki farklı kültürleri göz ardı ederek ayrışan bir ortam yarattığını vurguluyor. Sincan’da görev yapan Sibel ise uygulamaların abartılı halinden şikayetçi: “Ramazan davulcularının sınıfları gezmesi, koridorlarda yüksek sesle ilahiler dinletilmesi hoşgörüye aykırı. İnsanlar farklı inançlardan olabilir; İslamiyet’in hoşgörü dini olduğu söylenirken, bu dayatmaların yapılması doğru değil.”
‘İnsani değerler ön plana çıkmalıydı’
Okulunda bir “Ramazan Sokağı” kurulduğunu belirten Meltem, henüz doğrudan bir baskı gözlemlemediğini ancak bu durumun okul idaresinin tutumuyla ilgili olabileceğini söylüyor. Öte yandan Ayşe Öğretmen eğitimdeki bu dönüşümden kaygılı: “Laik eğitime ve insan haklarına inanıyorum. Bu tür etkinliklerin zamanla Müslüman olmayan ailelerin çocuklarının zorbalığa uğramasına sebep olabileceğini düşünüyorum. Kendini dışlanmış hisseden çocukların olduğu bir gerçek. İyilik ve yardımseverlik gibi insani değerlerin ön planda olduğu etkinliklerin dışına çıkılmamalıydı.”
Öğretmenlerin ortaklaştığı nokta; eğitimin niteliğinin dini ritüellerle değil; bilimsel, kapsayıcı ve her çocuğun kendini güvende hissettiği bir ortamla korunabileceği gerçeği olarak önümüzde duruyor.
Fotoğraf: DHA
İlgili haberler
Okullarda ramazan etkinlikleri sürerken eğitimde asıl gündem ne? | ÖV-DER ile konuştuk
MEB'in 'Maarifin Kalbinde Ramazan' çağrısıyla birlikte okullardaki etkinlikler sürerken bu gündemi ve eğitimdeki sorunları ÖV-DER Çanakkale Şubesi Başkanı Pınar Bilir Akkuş ile konuştuk.
Öğretmenler endişeli: Ramazan etkinlikleri okullarda dışlanmayı artırıyor
Sincan ve Etimesgut’ta görev yapan kadın öğretmenler, okulların ibadet alanına dönüştürülmesinin laik eğitimi zedelediğini ve öğrencileri ‘öteki’ haline getirdiğini vurguluyor.
Okulda açlık, mahallede çocuk işçilik, tek derdimiz ramazan süsleri!
Yoksulluk nedeniyle okuldan kopan çocuklar merdiven altı atölyelere, çetelerin kucağına ve çocuk mezbahası MESEM’lere itilirken; devlet ‘Bu çocuklar nerede?’ diye sormuyor.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























