Mutfaktaki tehlike: Pestisit
Tarım ilaçlarının (pestisit) bilinçsiz ya da gereğinden fazla kullanılması hayatımız tehlikeye atıyor. Peki bu tehlike mutfağımıza kadar nasıl giriyor, ne yapılmalı, evde ne yapabiliriz? İşte yanıtı…

Ülkemizde bir süredir meyve, sebze fiyatları el yakıyor ama o kadar para sayarak aldığımız ürünlerde bir de çok ciddi sağlık sorunları var. Örneğin pestisitler.
Pestisit; meyve ve sebzelerin tarım zararlılarından ve parazitlerden korunması için kullanılan tarım ilaçlarının genel adı. Tarla ve bahçelerde hasat edilen üründen kayıp olmaması için günümüzde oldukça yaygın kullanılıyor. Ancak bu tarım ilaçlarının bilinçsiz ve gereğinden çok kullanılmasıyla meyve ve sebzelerde pestisit kalıntıları meydana geliyor. Bu da mutfakta tehlike demek!

Peki bu tehlike mutfağımıza kadar nasıl giriyor, ne yapılmalı ve evde neler yapabiliriz sorularına yanıtlar verelim...

LABORATUVARLAR YETERLİ DEĞİL

Aslında tarım ilaçlarından hangilerinin kullanılabileceği ve ne kadar kullanılabileceği Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca belirlenmiş durumda. Kalıntı pestisit miktarlarının laboratuvarlarda ölçülerek üzerinde bulunduğu gıdanın yenilip yenilemeyeceğinin belirlenmesi gerekir. Ancak ülkemizde bu işlemin yapılabileceği yalnızca 125 laboratuvar var ve onlar da çoğunlukla yurt dışına gönderilecek ürünlerin kontrolü için kullanılıyor. Kaldı ki bu laboratuvarlarda sadece belirli ilaçların varlığına bakılıyor. Bu laboratuvarların çoğaltılması ve testlerin daha nitelikli yapılması elzem.

MEYVE, SEBZE VE KURUYEMİŞLERE DİKKAT

Haberlerde sıkça ülkemizden gönderilen meyve ve sebzelerin gümrük kapısından geri gönderildiğini duyuyoruz. Burada yapılması gereken bu ürünlerin imha edilmesiyken, bu ürünler ya kabul edebilecek başka ülkelere gönderiliyor ya da iç pazara sürülüyor.
Avrupa Birliğine üye ülkeler arasında gıda ve yem konularındaki tüm risklere karşı hızlı bilgi akışının sağlanmasını, gerekli önlemlerin alınmasını ve gıda ile yem güvenliğinin sağlanmasını amaçlayan uluslararası bir sistem var; RASFF (Gıda ve Yem için Hızlı Alarm Sistemi). Bu sisteme gönderilen raporlara göre 2009-2016 arasında Türkiye kaynaklı tehlikelerin dağılımına baktığımızda yüzde 49’unu mikotoksin (küf kaynaktı toksin), yüzde 23’ünü ise pestisit kalıntıları oluşturuyor. Bu riskleri taşıyan ürünlerin ise yüzde 60’ını meyve ve sebzeler, yüzde 27’sini ise kuruyemişler oluşturuyor. [1]

PESTİSİTİN ETKİLERİ ANNE SÜTÜNE GEÇEBİLİYOR
Pestisitlerin en büyük etkileri şüphesiz tarım işçileri üzerinde görülüyor. Birçok tarım işçisi hayat boyu sürekli düşük doza maruz kalma sonucu kanser, doğum defektleri, nörotoksisite, nörodavranışsal bozukluklar, nörofizyolojik değişiklikler, üreme ve doğurganlık üzerindeki etkiler yaşıyor [2].
Pestisit kalıntısı bulunan besinleri tüketen kişilerin solunum yolu, sindirim sistemi, sinir sistemi, hormonal ve kardiyovasküler sistemde çeşitli hastalıklar yaşadığı gözlemleniyor. Özellikle DDT gibi kullanımı yasak olan tarım ilaçları vücutta birikiyor ve yok edilemiyor, hatta anne sütüyle bebeğe geçtiği de biliniyor. [2]


DEVLET NE YAPIYOR, NE YAPMALI?
Pestisitin kullanılması şart mı ya da çevreye ve insana daha az zararlı tarım yapılamaz mı sorusu kafamızda canlanmıyor değil. Devletin tarım politikaları küçük çiftçinin üretimini bitirirken, tarımı daha dışa bağımlı hale getiriyor. Bu sebeple birçok çiftçi toprağı ekip biçmeyi bırakıyor. Tarım için verimli topraklar terk ediliyor. Burada yapılması gereken, kâr hırsıyla ürün kaybını önlemek için insan sağlığını hiçe sayarak bol miktarda pestisit kullanılan sanayileşmiş tarıma karşı, daha sağlıklı gıda üreten çiftçilerin desteklenmesidir. Ama bu sıralar gündemde olan Tarımda Milli Birlik Projesi ile bu söylediklerimizin tam tersi yapılarak kâr hırsı daha da ön plana çıkarılıyor.


PESTİSİTTEN NASIL KURTULURUZ?

Peki, bu etkilerden korunmak için neler yapabiliriz?

1. SOYUN

Meyve sebzenin kabuğunu soyarak tüketin. Bu, pestisitin kimyasal niteliğine bağlı olarak tamamen ya da büyük ölçüde uzaklaştırılmasını sağlar. Bu şekilde domatesten yüzde 60 oranında pestisitin uzaklaştırıldığı kanıtlandı.

2. YIKAYIN

Bu yöntemde çok uzun süre suyun altında tutmak gerekiyor ve pestisitlerin çoğu lipofilik (yağda çözünen) olduğu için yeterli bir uzaklaştırma söz konusu olamıyor. Sirkeli, tuzlu, limonlu ya da karbonatlı suyun tarım ilaçlarının uzaklaştırılmasında sudan daha etkili olduğu kanıtlandı. Ancak bazı pestisitler asetik asit içeren sirke ya da limon suyu ile reaksiyona girip yan ürünler üretebilir. Bu yan ürünler ve etkileriyle ile ilgili yeterli araştırmalar henüz yapılmadı.

3. HAŞLAYIN

Haşlama işlemi, evde yapılabilecek en iyi yöntemdir. Bu işlemin sonucunda pestisitlerden bazıları okside olarak toksin oluştursa da bunların suda çözündüğü tahmin ediliyor. Sebze ve meyvelerin bir iki dakika kaynar suda bekletilerek ardından buzlu suya sokulması tavsiye edilir. Bu şekilde haşlama sonucunda oluşan metabolitler uzaklaştırılır.

4. KURUTUN YA DA DONDURUN

Kurutma ve dondurma işlemi ise yalnızca bazı pestisit türleri için etkilidir. Meyve ve sebzelerin gıda fabrikalarında konserveye işlenmesi sonucu sterilizasyonla birlikte pestisitin yüzde 90 - yüzde 100 oranında azaldığı gözlenmiştir. [3]

[1] Çınar S, Yılmaz S. N, Aydın Ecem, Yorulmaz Aslı, Adnan Menderes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Gıda Mühendisliği Bölümü, 29 Mart 2017, ‘Gıda ve Yem İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) 2009-2016 Türkiye Raporu’
[2] Gül Hacer, Haziran 2017, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sağlık Yönetimi Anabilim Dalı Tezsiz Yüksek Lisans Dönem Projesi, ‘Türkiye'de Kullanılan Zirai İlaçların Sağlığa Etkileri’
[3] Chung W.C. Stephan, 22 january 2017, Society of Chemical Industry, ‘How effective are common household preparations on removing pesticide residues from fruit and vegetables? A review

İlgili haberler
Gıda paketlerinin üstünde yazan bu şeyler de ne?

Hazır gıdaların üstünde yazan o yüzdeler, o garip kelimeler, o bilmediğiniz dildeki ifadeler var ya....

GÜNÜN UYARISI: Şarbon salgınından korunun

Son günlerin tedirginlik yaratan konularından olan şarbon ile ilgili bilmeniz gereken her şey...

Mahallemizin sütçüsünün sütü ne kadar sağlıklı?

Sokak sütü tamamen ‘kötü’ ya da raflarda gördüğümüz süt tamamen ‘iyi’ diyemeyiz. Ancak şu bir gerçek...