Jones Ana’nın kızları
Pittston madencilerinin grevinde iki destek grubu kurdu; Jones Ana’nın Kızları ve Özgürlük Savaşçıları...

Her şey dişlerini tırnaklarına takarak kazandıkları sağlık fonlarının ellerinden alınmasıyla başladı. Yıl 1989’du... Bu hak Pittston kömür havzasındaki madenciler ve eşleri için yer altından çıkan kömürden de değerliydi; tek güvenceleriydi.
Amerika'nın Pensilvanya eyaletinde bulunan Pittston’da 1972’de meydana gelen sel felaketinde, gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı için 125 madenci yaşamını yitirmişti. Tarihe adını bu kara olayla yazdıran Pittston Kömür Şirketi, 1980’lerin sonralarına doğru, “kömür fiyatlarının düşüşünü, talep azlığını ve ekonomik durgunluğu” bahane ederek madencilerin sağlık sigortasına saldırdı.
Çeşitli bahanelerle sendikasız işçileri işe almaya başladı; böylece sendikanın gücünü kırabilecek, işçileri daha az ücretle çalıştırabilecek, haklarını bir çırpıda gasp edebilecekti. Patron bu cesareti, işçi ve sendika düşmanı bir politika izleyen Reagan hükümetinden alıyordu.
Birleşik Maden İşçileri Sendikası (UMWA) ile 1987 yılında oturduğu toplusözleşme görüşmelerinde, 1974’ten önce ve sonra emeklilik hakkı kazananlar için iki farklı emeklilik planı ortaya koydu. Bu da yetmedi, 1988’de sağlık fonu için işçilerden yapılan kesintileri arttırdı, yüzde yüzlük sigorta kapsamını yüzde 80’e indirdi ve 1974’ten önce emekli olanların sigortalarına son verdi. Üstüne bir de haftanın 7 günü, 24 saat üretim dayatmasında bulundu ve fazla mesai ücretlerini ödememeye başladı. Ayrıca değiştirilen kanunlarla artık, madenlerin kiralanması ya da satılması durumunda işçiler açısından iş güvencesi ve hak transferi yapılamayacaktı.

‘PİTTSTON’DAN BİR GÜN DAHA FAZLA’
Sendikanın tüm itirazlarına rağmen Pittston, içlerinde engellilerin de olduğu 1500 kadar işçi ve ailelerini sigortasız bıraktı. Madencilerin ve halkın buna yanıtı ise neredeyse tüm Virginia madenlerinde üretimi durdurmak oldu.
14 ay boyunca işçilerin hukuksuz bir şekilde sigortasız çalıştırılmasının ardından, 1989 Nisanı’nda başlayan grev 1990 Şubatı’na kadar sürdü.
Grev oylamasında ‘evet’ diyen yaklaşık 2 bin UMWA üyesi madenci, ocakları terk edip greve çıktı. Polis korumasında getirilen grev kırıcılar madenlerde çalıştırılmaya başlandı. Üretimi üçte birine kadar düşmüştü ama şirket inat ediyordu. İşçiler de kararlıydı, sendikalarıyla birlikte hareket ederlerse kazanacaklarına inanıyorlardı. UMWA’nın o dönemki başkanı Richard Trumka, grevi ne kadar sürdürecekleri sorulduğunda, “Pittston’dan bir gün daha fazla” şeklinde cevap vermişti.
Eğer bu grevi kaybedilirse diğer maden şirketleri de işçilerin sağlık sigortalarını rafa kaldıracaktı. Giderek daha fazla destek bulan grev, UMWA üyesi 2000 madencinin grevi olmaktan çıktı. Maden emeklileri, engelliler, sendikasız işçiler, esnaf, Virginia içinden ve dışından binlerce insan... 50 binden fazla insan güney Virginia’ya akın etti, herkes evini destekçilere açmıştı ama gelenler artık bir yere sığmıyordu. Çözümü bir parkı ‘Dayanışma Kampı’na çevirmekte buldular. Tüm bunlar grevcileri daha da cesaretlendirdi. Bu süreçte işçiler, sadece kendi sigorta hakları için değil, Amerikan sağlık sistemi için mücadele vermekte olduklarının bilincine vardılar.

BÜTÜN MADENCİLER KAZANDI
Nihayet 1990 Şubatı’nda madenciler grevi kazandı. Hem sağlık hem de emeklilik sigortası haklarını geri aldılar. Bununla birlikte, patron da madenlerin pazar günleri 8-16 saatleri arası hariç her gün çalıştırılması ve madencilerin vardiyalı bir şekilde haftanın 4 günü 10’ar saat çalıştırılması maddelerini ekletti.
Herkes için zorlu geçen bu sürecin en önemli sonucu, 1992’de çıkarılan Kömür Yasası’yla, maden şirketlerine işçilerin sağlık ve emeklilik sigortalarını yapma zorunluluğu getirilmesi oldub Ancak bugün hala bu hakka ayak direyen şirketler var ve UMWA’nın ‘Sözünü tut-Kömür Yasası’nı koru’ kampanyası 2000’den bu yana sürüyor.

ADLARINI MARY JONES’TAN ALDILAR
Bu grevin kazanılmasında madenciler kadar onların eşleri, kızları ve sağlık haklarının elzem olduğuna inanan başka kadınların da payı var. Pittston grevinde kadınlar iki destek grubu kurdu; ‘Jones Ana’nın Kızları’ ve ‘Özgürlük Savaşçıları.’
Kadınlar grev organizasyonunda yer aldı; yemek hazırladılar, madenciler için fon topladılar... Ama özellikle ses getirecek sivil itaatsizlik eylemlerinde aktif rol aldılar.
İlk grup, 19. yüzyılın sonlarında sendikal mücadele içinde yer alan, Amerikan madencilerinin Jones Ana’sı, patronların korkulu rüyası haline gelen Mary Harris Jones’tan alıyordu adını. İlk kez grevcilere destek için şirket merkezinin önünde bir araya gelen bir grup kadın, medyanın dikkatini çekmek ve kamuoyunun desteğini almak için her pazartesi ve çarşamba aynı yerde toplanmaya başladı. 18 Nisan 1989’da, sendikanın direktifi olmaksızın, merkezin içine girerek 36 saatlik oturma eylemi yaptıklarında muhabirler kim olduklarını sordu. Onlar da isimlerini vermeyerek “Biz Jones Ana’nın kızlarıyız” diye yanıtladılar. Jones Ana da zamanında madencilerin eşlerini örgütleyip grevlerde aktif rol almalarını sağlamıştı. Grevci erkekler gibi kamuflaj kıyafetleri giyen ‘Jones Ana’nın Kızları’na onlarcası daha katılarak eylemleri büyüttü. Bazen şirket önünde oturma eylemindeydiler, bazen şirkete giden kamyonların önünde barikatta ya da yavaş ilerleyen bir konvoyda...


DAYANIŞMA DEVAM EDİYOR
Bir diğer grup, Özgürlük Savaşçıları ise dayanışma kampında kuruldu. Onların emekleri olmaksızın kamptaki yemek ve yatacak yer organizasyonu işlemeyecekti. Bu grup sayesinde binlerce insan Virginia’ya gelerek greve destek verdi. Bu grup ayrıca bölgedeki mağazalara gidip grevi destekliyorlarsa camlarına bir işaret asmalarını istiyor, eğer desteklemiyorlarsa onlardan alışveriş yapmıyordu. Zaten bölge esnafının çok büyük bir kısmı da greve maddi ve manevi destek sunuyordu. Özgürlük Savaşçıları bugün hala madenciler yararına dayanışma etkinlikleri yapıyor.

İlgili haberler
GÜNÜN GREV HİKAYESİ: Tepside pişmiş kuru fasulye

Tepside pişmiş 4 kilo kuru fasulye, grevci işçilerin ve dayanışmanın coşkusu. Kadınlardan bir grev ö...

GÜNÜN BELLEĞİ: Bursalı ipek işçisi kadınların grev...

Bursa, koza sayesinde bir işçi kenti olmuştu. Köylerde on binlerce aile kozalıkla geçinirken, şehird...

GÜNÜN BELLEĞİ: Biri grev yasağı mı dedi?

Kim demiş grev yasak diye! Evet, yasaklar çok ancak yasaklara karşı hakları için mücadele edenler de...