Yılın yorgunluğunu tüm öğretmenler gibi çektik, ama yıl sonu sevincini paylaşamadık
Keşke asgari ücretli bir çalışan olsaydık. Bir ay tam çalışsak asgari ücretin dörtte üçünü ancak alabiliyoruz. Maalesef çoğu zaman asgari ücretin yarısını bile almıyoruz.

Merhaba Ekmek ve Gül okurları,

Ben Ümraniye’de bir okulda ücretli öğretmenim/öğretmendim. Okulların tatil olmasıyla birlikte ben de işsiz kaldım. Çünkü benim statümdeki öğretmenler için yıl bitmesi demek işsiz kalmak demek. Bir sonraki sene acaba çağıracaklar mı endişesi… Kendi eş dost ve akraba çevrende de atanamamış baskısını hissetmek...

2017’de mezun olduktan sonra ilk ücretli öğretmenlik deneyimimi kendi branşımda yaptım. Kendi branşımda çalışmak daha huzur vericiydi. Çünkü bir hatam ya da eksikliğim olduğunda öğrenmeye, kendimi geliştirmeye odaklanıyordum. Bu sene kendi branşım dışında sınıf öğretmenliği yaptım. Farklı bir branşta çalıştığında diğer meslektaşlarından ister istemez çekiniyorsun. Sanki kendini onların alanına müdahale eden bir insan gibi hissediyorsun. Tabi bunları söylerken şunu da söylemeden geçmeyelim: Öğretmen arkadaşlarının yarısından fazlası bu durumun senden kaynaklanmadığını biliyor. Yine yarısından fazlası seni küçümsemiyor. Tabii her meslekte olduğu gibi öğretmenlikte de “ücretli öğretmenliği o kişi icat etmiş” gibi mobing uygulayanlar var veya psikolojik şiddete maruz kalabiliyorsun. Bunlarda sadece kendi branşımda çalışmadığımda olan şeyler değil. Kendi branşımda çalıştığımda da maddi ve manevi bir doyuma ulaşamadım.

ATANMAK BİR KENARA KPSS’YE GİRMEK BİLE ZOR

KPSS’ye girmek bile masraflı. Hele ki çalışmayan kendi maddi bağımsızlığı olmayan bir insan için ağır bir ücret. Kaldı ki çalışan bile olsa kendini denemek ya da soruları görmek istese bile bu ücretten ötürü lüks. Bir de üstüne kendi bölümümün çok yüksek puanlarla bile alım yapmaması beni kahrediyor. Bazı eğitim dönemlerinde görevlendirmeye başvurduğum halde çıkmadı. O senelerde çalışmadım. Evliyim, çocuğum var, şu an aldığım ücret sadece faturalara yetiyor. Şu anda ödemem gereken bir sürü borç ve faturaları geçtim, çocuğumun iyi eğitim almasını istiyorum. Bir dershaneye göndermek istiyorum ama dönem dönem çalışmayla ve bu ücretle bunu yapmam mümkün değil.

BİZE YEVMİYELİ ÖĞRETMEN DEMEK DAHA UYGUN OLUR

Keşke asgari ücretli bir çalışan olsaydık. Gerçekten gülünç rakamlar alıyoruz. Bir ay tam çalışsak asgari ücretin dörtte üçünü ancak alabiliyoruz. Maalesef çoğu zaman asgari ücretin yarısını bile almıyoruz. Ücretli öğretmen maaşlarına sözde bir düzenleme yapılacaktı düzenlenmiş hali şuan ki durumumuz. Zaten çalıştığımızda çok az alıyoruz bir de üstüne resmi tatiller, olumsuz hava koşulları sebebiyle olan tatiller, ara tatiller ve dönem sonu tatilleri ücretimizden kesiliyor. Keşke hepsini kesmeyip sadece yaz tatilini kesmiş olsalardı diyoruz artık. Sigortamız bile tam yatmıyor, bir ayın yarısından bile az sigortalı görünüyoruz. Belki de bize yevmiyeli öğretmen demek daha uygun olur. Çünkü yevmiyeli çalışan bugün vardır yarın yoktur. Bizde devlet okullarında çalışıyoruz, ama güvencemiz yok. Tam anlamıyla bir düzen kuramıyoruz. Kendimi tam anlamıyla işime vermekte bile zorlanıyorum. Okulları bu şekilde yevmiyeli bir sürü çalışanla doldurup eğitimin niteliğinin yükselmesi de mümkün değil.

 Kaldı ki şu an kadrolu bir öğretmenin hali bile hiç iyi değil. Bir öğretmen gezmeli okumalı öğrenmeli ki öğrencilerine öğretsin. Şu anki maaşla bunlar mümkün mü? Kitapların fiyatları ortada. Öğretmenler öğrencilerine kitap hediye edemeyecek konuma geldiler. İşin statü kısmı da var. Mesleği bölüp parçaladılar. Öğretmenliğin öğrencinin ve velinin gözünde bir değeri kalmadı.

MEMLEKETE GİTMEK BİLE İMKANSIZ!

Giyinmek, gezmek, sosyal hayat bunlar hayal… Mesela mecbur olmayınca elbise almıyoruz. Çocuk telefon istiyor alamıyoruz. Kendi telefonlarımızı 40 kere tamir ettiriyoruz. Bayramlık, düğünlük elbise diye bir şey yok. İşe gidiyoruz diye iki takım tişört, pantolon tamamdır. Eşim iş elbisesi bile almıyor. Çocuğa yedek okul kıyafeti almıyoruz.

Mesela önceki okullarımda çocuklar: ‘’öğretmenim buluşup bir şeyler yapalım mı?’’ diyorlardı. Ben hep çok meşgul bir çalışanı oynayıp onları kandırıyordum. Çünkü bir çay içsek benim ısmarlamam gerekiyordu. Bende vakit bulamıyormuşum gibi yapıyordum. Arkadaşlarımla da hiç çıkmam. Çünkü onların bana ısmarlamasını istemiyorum. Son çalıştığım okulda da veliler piknik yapmak istedi o kadar param yoktu ki, öğleden sonra eğitimim var dedim. 3 sene önceki ücretli öğretmenlik yaptığım yerde de öğrenciler maaşımı 10 bin lira olduğunu söylüyorlardı. Bende çok gülmüştüm. O kadar güldüm ki çocuklar 10 binden fazla olduğunu düşündüler…

Şimdi yaz tatili geldi. Memlekete gideyim desem; otobüsle gidip gelsem dahi 2000 lira. Sadece 1 haftalığına memlekete gidiyorduk eskiden. Orda da hiçbir şey yapamıyorduk ama. Çünkü eşim devamlı çalışmazsa hiç geçinemeyiz. Bazen düşünüyorum, ben küçükken birçok çocuk gibi mutluydum. Çünkü çocuktum ve babamın işçi maaşı bize yetiyordu. Şimdi çocuğumun gelecek kaygısı beni sardı. En azından eğitimini yeterli ölçüde sağlamalıyım diyorum. Ben istediğim ve okuduğum işi yapabilmeliyim ve maaşımı kazanabilmeliyim ki çocuğum yeterli şekilde okuyabilsin. Ben büyürken bu hükümet geldi, hala başımızda onlar var. Ben bugün kendi geleceğim ve çocuğumun geleceğinin kaygısını yaşıyorum.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Özel okul öğretmenlerinin tazminat hakkı devam etm...

Sözleşmesi süresinden önce haksız feshedilen ya da sözleşmesi işverence yenilenmeyen öğretmen kıdem...

Okul öncesi öğretmenleri çocuklarının eğitim masra...

Avustralya’da okul öncesi ve erken çocukluk eğitimi alanında çalışan eğitimciler ve işçiler son 20 y...

Dört tarafı baskıyla örülü ‘ataması yapılmayan öğ...

Toplum ve aile baskısı ile ‘özgürlük’ kavramının anlamına uzak yaşadığını ifade eden, ataması yapılm...