Dudullu’da günlerdir Dardanel fabrikası önünde, işten çıkarılan işçi kadınlar tazminatlarını yasal hakları olduğu şekliyle, tek seferde hemen alabilmek için eylem yapıyor. Dardanel işçisi kadınların direnişlerinin 14. günü, oldukça yoğun bir gündü. Malpete ve Pendik’ten kadın derneklerinin ziyaretleriyle başlayan gün, DİSK’e bağlı sendikaların, KESK’in, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının, siyasi partilerin Dardanel işçilerine tazminatlarını vermeyen patronlarla, iş cinayetine karşı çıkan BİREK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’i tutuklayanların aynı safta, aynı düzenin sonucu olduğunu duyurdukları eylem ile sonlandı. Mikrofon uzattığımız Dardanel işçisi kadınlar, yaşadıklarını, düşündüklerini anlattılar.
Dardanel işçilerinden Kevser, Dardanel’de 3 yıl çalışmış, en ağır bölüm olduğunu söylediği pilav bölümünde çalışmış. Tüm mobbingleri, mesai baskısını, yoğun üretim hızını tahammül edilebilir kılanın tek arkadaş ortamları olduğunu söyledi.

Verilen yemeği beğenmediklerini ve firmanın değişmesini talep ettiklerini söyleyen Kevser, “Yemeği yiyemiyorsun, yememişsin umurunda değil. Kaç kere söyledik yemek firmasını değiştirin diye. Yok. Evden getirmemize de izin vermezler, tutanak tutarlar...” diye anlattı.
Mesaiye kalmayınca surat asıldığını belirten Kevser, mesaiye kaldıklarında da mesai ücretlerinin tam yatmadığını ifade etti. Vergi kesintilerinin alacakları ücreti çok etkilediğini de şöyle ifade etti: “Mesela ilk 6 ay kendime çalışıyorsam son 6 ayda vergiye çalışırdım.”
İşçilerin ısrarlı eylemleri sonucu tazminatlarının bir kısmı yatırıldı. Ancak mikrofon uzattığımız işçiler, alacaklarının çoğunun hâlâ yatırılmadığını söyledi. Düşük ücret, düşen alım gücü, kıdem tazminatının ederini de eritiyor. Kevser, “Eskiden tazminatla ev alınırdı” diyerek şikayetini dile getirdi.
Tazminatı ödenmeyen işçilerin ise ekonomik ihtiyaçları gün geçtikçe acilleşiyor. Çoğu kiracı olan kadınlar, kiralarını nasıl ödeyeceklerini kara kara düşünüyorlar. Eylem sırasında işçilerden Elif’i ev sahibi arıyor, “Kirayı ne zaman ödeyeceksiniz?” diye. Elif basın açıklaması sırasında söz alıp soruyor: “Ev sahibime karşı mahcup oldum. Sizler lüks hayatınızı yaşarken bizler mağduriyetini çekiyoruz. Benim kira ödemem geçtikten sonra, ben ev sahibimle huzursuzluk yaşadıktan sonra, sizler yaşadığımızı yaşayacak mısınız? Ben bugün kiramı nasıl ödeyeceğim onu düşünüyorum.”
Kevser, çok geçim sıkıntısı yaşayan çalışması gereken çok kadın olduğunu söyleyip “Mesela tek başına ev geçindirenler… Çalışanların çoğu dul; kocasından boşanmış ya da kocası ölmüş insanlar var. Evini geçindirmek zorunda olan, kirada oturan insanlar var. Buradan işten çıkarıldıktan sonra hemen başka bir iş bulup çalışabilenler olduğu gibi, bulamayanlar da oldu. Tazminat herkesin hakkı. Kirasını ödeyecek, ihtiyaçlarını karşılayacak, birikim yapacak… Parayı neden çöpe atayım? Ben hakkımı almak istiyorum; hırsızlık yapmıyorum, sadece hakkımı istiyorum” dedi.

Dardanel işçisi Elif ise OSB’deki yoğun araç ve kamyon trafiğine doğru elinde “Kornaya bas, direnişe destek ol” dövizi tutarak duruyor. Polisler yokken araçların kornaya basarak eylemlerine destek verdiğini söyleyip “Polisler olunca çekiniyorlar biraz daha herhalde” dedi. “Sizi destekliyoruz Dardanel ürünlerini almıyoruz boykot ediyoruz diye bize buradan çok tezahüratlar da geliyor. Biz şunu anladık ki biz yalnız değiliz” diye ekledi.
Elif de çok güzel arkadaşlıklar edindiklerini söyleyerek söze başlıyor. Çalışma koşullarını ise şöyle sıralıyor: “Biz hastalandık, işe gelmediğimizde rapor alıyorduk, ‘siz yalan yapıyorsunuz’ dediler raporlarımızı kaldırdılar. Bize sürekli bir yük yüklüyorlar, ‘şu kadar adet çıkmak zorunda’ diye. Bizi yarış atına çevirmişlerdi. ‘Diğer vardiya bu kadar adet çıkarttı, siz ayakta uyuyorsunuz, gözümüz üzerinizde sizi artık bu vardiyayı özellikle kameradan izleyeceğiz’ diye bize mobbing uygulamaya başladılar.” Bu yöntemle, işçiler arasında rekabeti de harlamışlar. “Eli yavaş” kaldığı öne sürülen işçiler ise işsizlikle tehdit edilmiş.
Temel ihtiyaçlardan biri olan tuvalet ihtiyacı da denetim altında. Elif şöyle anlattı: “Biz kadınız, tuvalet ihtiyaçlarımız erkeklere nazaran daha farklı oluyor. İhtiyaçlarımız daha özel oluyor bizim. Tuvalete gidip geliyoruz diye bizim çalışma alanlarımıza, yani paketleme bölümünde çalışıyorduk, turnikeler getirdiler. Bu turnikeler takılacaktı, kaç kere dışarı tuvalete gitmişiz takip edilecekti.”
Tazminatlarını tek seferde almak istediklerini vurgulayan Elif, “Parça parça değil tek seferde biz hakkımızı istiyoruz. Biz size çalışırken parça parça çalışmadık. Bütün halde çalıştık, canla başla çalıştık, evimizi ihmal ettik ama burayı ihmal etmedik” dedi.
‘Biz olmadan onlar hiçbir şeyler, bizim üzerimizden kendilerine pay çıkartıyorlar’
Dardanel, 8 Mart günü bir sosyal medya gönderisi paylaşmıştı. “Denizin bereketini kadınların emeğiyle birleştiriyoruz. Dardanel çatısı altında binlerce kadınla birlikte geleceği üretiyor, her adımda ‘bi ton başarıya’ imza atıyoruz” demişti bu gönderide. Dardanel’in bu paylaşımını Elif’e gösterdiğimizde, “O bir ton başarı, bir ton gurur Dardanel'in gururu, başarısı değil, o bir ton gurur, bir ton başarı biz emekçi kadınların başarısıdır. Biz olmadan onlar aslında hiçbir şeyler. Bizim üzerimizden kendilerine başarı adında, gurur adında pay çıkartıyorlar. Bu onların değil bizim onurumuz, bizim onurlu direnişimiz, bizim onurlu ve emeklerimizin karşılığı. Ama bunu onlar idrak edemiyorlar” dedi.

Direnişin en küçük destekçisi
Direnişin en küçüğüne de mikrofonumuzu uzatmak istedik. Tazminatını alabilmek için direnen işçi kadınlardan birinin kızına. Kendi dövizini de hazırlamış eylem için.

Annesinin sonuna kadar destekçisi, sınıf arkadaşlarının da desteğini toplayıp okulundaki kompozisyon yarışmasına “Hak yemek nedir?” başlıklı bir yazıyla katılmış. Ve bu kompozisyonuyla birinci de olmuş. Okumak isteyenler için linki şöyle bırakalım.
Okullarına Dardanel’in ürünleri, sandviçleri getirildiğinde, arkadaşlarıyla annesinin direnişini paylaştığından beri hiçbiri o ürünleri tüketmediklerini, masada bırakıp çıktıklarını söyledi.
Dardanel’in sosyal medya hesaplarına tazminatını isteyen işçi kadınların taleplerini yazdığı, hesaplarını etiketlediği için sosyal medya hesabı banlanmış. “Hesaplarını etiketlediğim için 12 yaşındaki bir kız çocuğunun hesabını taciz etti diye hesabımı banlamaya çalıştılar. 5-6 kere banladıktan sonra otomatik olarak hesabım kapandı” dedi.
Arkadaşlarının ilk başta dalga geçtiğini ama şimdi çok destek olduklarını ifade etti, “Dardanel kazanacak diye gruplarımız var. İlk önce dalga geçtiler çok fazla, ama ondan sonra ciddiyetini anladılar. Bazı arkadaşlarım var destek amaçlı videoları beğeniyorlar, yorum atıyorlar, onlara da çok teşekkür ederiz, gerçekten çok destek verdiler. Bazı arkadaşlarım sosyal medya hesaplarından benim gönderdiğim şeyleri paylaşmaya başladılar, yani daha çok büyüyoruz, okulumuzda da yaygınlaşıyor.”
‘Bu sistem kuzuya bürünmüş kurt’
Şirketlerin işçisinin hakkını yiyerek büyüdüklerini söyledi: “Dardanel'in hayat hikayesinde küçük bir atölyeden başlayan bir küçük bir şirket olarak gösteriliyor. Küçük küçük şirketler bu şekilde büyüyorlar, hak yiyerek, çalışanın emeğini vermeyerek bu şekilde büyüyorlar. Büyümek için hak yemek gerekiyor. Şu an onların oluşturduğu bu sistem kuzuya bürünmüş kurt ve bu şekilde olmaya da devam edecekler her zaman. ‘Kadınların destekçisi’ olarak bilinen Dardanel, aslında arkasında çok büyük bir kir yatıyor. Bunu da biz burada açıklıyoruz ve bence bunun farkındalar. Gücümüzün farkındalar. Kadınlar kazanacak, onlar kaybedecek.”
Gıda-İş Genel Başkanı Ozak: Dardanel patronu suç işliyor
Gıda-İş Genel Başkanı Olcay Ozak, Dardanel’in daha önce pek çok sendikalaşma çabasını işten atmalarla bastırdığını hatırlatarak sözüne başladı: “Dardanel fabrikası bu bölgenin en yoğun emek sömürüsünün olduğu fabrikalardan bir tanesi. Hiçbir kuralın, kaidenin olmadığı sendikal düşmanlığının en önde geldiği fabrikalardan biri. İşçi düşmanlığını da görmüş olduk çünkü çalıştırdığı işçinin tazminatını vermeyerek günlerdir kadınlarla birlikte bizim de dışarıda beklediğimiz direnişte olduğumuz bir fabrika. Çalıştırırken ücretler çok düşük, asgari ücret ve komşu ücretlerle çalışılıyor, hiçbir sosyal hak yok, yoğun mesailerin yaşandığı yoğun üretim sürecinin yaşandığı bir fabrika. E böyle bir fabrikada elbette ki kadınların yaşadığı problemler baskı, şiddet, mobbing, taciz hat safhada. Bununla ilgili çözüm istediklerinde de işverenler tarafından işveren yetkilileri tarafından baskılandıkları, hor görüldükleri, aşağılandıkları bir süreç işliyor.”

“Burada hiç kimse bize şunu söyleyemez; Dardanel'in işçilerin tazminatını bir çırpıda ödeyecek parası yok diyemez. Çünkü bu işçi arkadaşlarımız gecesini gündüzüne katarak o değeri yarattılar. Vermek istemiyor, bu bir patron refleksi. Ama buradaki arkadaşlarımız bu onurlu direnişiyle o Dardanel patronunun yasaları böyle eğip bükmesine, kendisini bu kadar güçlü hissetmesinin engel oluyorlar. Niye? Çünkü şuradaki 8-10 kadın aslında milyonlarca kadın adına yürütülen bu mücadele” diyen Ozak, fabrikadaki çalışma koşullarının ağırlığına da dikkat çekti: “Kadın diyor ki; ‘çok su içemiyordum’ diyor. ‘Çok su içemezdim çünkü çok tuvalete gitmem gerekirdi bunun için de çok fazla azar işitirdim, hakarete uğrardım bunu yaşamamak için su içmiyordum’ diyor. Bir başkası diyor ki; ‘Ben işe girerken mesailerde zorunlu mesai yok dendi ama girdiğimiz günden itibaren bizi sürekli zorunlu mesaiye çalıştırdılar, bu mesai ücretlerimizi zamanında alamadığımız gibi ücretler her zaman vaktinde yatmadı, bizi hep beklettiler hep süründürdüler.’ Türkiye'nin her yerinde, 7 bölgesinde 81 ilinde işçilerin durumu bu.”
Çalışma Bakanlığı müfettişlerine seslenen Ozak, “Lütfen yerinizden kalkın ve Dardanel patronunun kasasından bu işçilerin parasını çıkarıp verin, işçileri mağdur etmeyin bayram üstü. Çocuğuna bayram harçlığı, bayram elbisesi, bayram ayakkabısı alamayan var. Ev kirası birikmiş, kredi kartı icrada olan işçiler var. Ya bir insanın kirasını vermeden o evde oturması mümkün mü?” diye sorarak Dardanel patronunun suç işlediğini belirtti.
İşten çıkarılan işçiler içerisinde üyeleri de olduğunu belirten Ozak, “Burada hiç işçimiz üyemiz olmasaydı dahi biz buradaki bu dayanışmayı büyütmeye kararlıyız. Tek bir arkadaşımızın bir kuruşu dahi içeride kalmayıncaya kadar bu direnişi sürdüreceğiz. Ardından da Dardanel'in bu işçi düşmanı sendika düşmanı tutumuna karşı sendikal mücadele için burada kesintisiz bir mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi.
‘Mehmet Türkmen serbest bırakılsın’
Antep’te Sırma Halı fabrikası önünde yaptığı konuşmanın ardından tutuklanan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’den de bahseden Ozak, Türkmen’in derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu: “Mehmet Türkmen tutuklanması da kanunsuzdur, hukuksuzdur, haksızdır. Derhal Mehmet Türkmen'i serbest bırakın. Tutuklayacaksanız bu kanunları uygulamayan patronlara uygulayın bu baskınızı. İşçinin parasına el koyanlara, işçinin tazminatını vermeyenlere uygulayın bu baskınızı. Mehmet Türkmen'in yaptığı suçsa biz bu suçu hep beraber işliyoruz. Şık Makas'ta da, Sırma Halı'da da, Şireci'de de, işte Özak Tekstil'de de bugün Ataşehir'de direnen inşaat işçileri de, Şampres'te, Dardanel'de bu direnişlerin hepsi ortak. ‘Böyle bir çalışma yaşamına mahkum olun’ diyorlar. Bizim temel istediğimiz bir şey var, insanca çalışma, insanca yaşam. Buna göre ücretler de çalışma koşulları da düzenlensin. Düzenlenenler de uygulansın. Patronlara sonsuz teşvikler sonsuz krediler veriyorsunuz. Biz buna karşı mücadelemizi sürdüreceğiz ve biz inanıyoruz bu mücadeleyi biz kazanacağız.”
Fotoğraflar: Ekmek ve Gül
İlgili haberler
Kıdem tazminatı kadın işçiler için neden önemli?
Kocaeli’den Ebru Yiğit kıdem tazminatının gaspını, bu gaspın kadınları nasıl etkileyeceğini ve işçilerin bu tartışmalara nasıl baktığını yazdı.
Kıdem tazminatı meğer hayat güvencemmiş
Kıdem tazminatını alan ve alamayan iki kadından notlar: Bu hakkın önemini herkese hatırlatmak gerek.
Dardanel’de işten atılan işçiler çalışma koşullarını anlattı: Zorunlu mesai, artan iş yükü, iş kazaları...
Dudullu OSB’de küçülme ve taşınma gerekçesiyle 50’den fazla işçi işten çıkarıldı. Tazminatların eksik ve taksitle ödenmesine karşı direnen Dardanel işçileri, baskı ve hak ihlallerini anlattı.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























