Dardanel’de işten atılan işçiler çalışma koşullarını anlattı: Zorunlu mesai, artan iş yükü, iş kazaları...
Dudullu OSB’de küçülme ve taşınma gerekçesiyle 50’den fazla işçi işten çıkarıldı. Tazminatların eksik ve taksitle ödenmesine karşı direnen Dardanel işçileri, baskı ve hak ihlallerini anlattı.

Geçtiğimiz aylarda küçülme ve fabrikanın İstanbul Dudullu OSB’den Çanakkale’ye taşınması gerekçe gösterilerek farklı tarihlerde 50’den fazla işçi işten çıkarıldı. İşçilerin tazminatlarının taksite bağlanması ve ödemelerin eksik yapılması üzerine başlatılan direniş üçüncü gününe girdi. Biz de işçilere bugüne kadar iş yerinde yaşadıkları süreci sorduk. 

‘İŞKUR desteği alabilmek için bizi alıp, buruşturup atıyorlar’

Atılan işçilerin en deneyimlisi olan, üç yıldır Dardanel bünyesinde çalışan bir işçi; işten çıkarmaların arkasındaki gerekçelerin bahane olduğunu, yeni işçileri işe alıma mart ayında başlanacağını, artık bu yöntemin bir Dardanel klasiği olduğunu ifade ederek söze başladı. “İŞKUR desteği alabilmek, teşviklerden faydalanmak için bizi alıp, hızlıca yıpratıp, buruşturup atıyorlar” dedi. “İçeriye yeni makinaların alındığını duyuyoruz. Belki taşınma bile olmayacak. Biz anayasal hakkımız olan tazminatı bile alamıyoruz ama Dardanel depo gözüken yerde denetçilerin de göz yummasıyla kaçak üretim yapıyor” diye anlattı. “Denetim olacağı vakitlerde sivil kıyafete geçirilen, sanki yoğunluktan dolayı yemekhaneye, ek binaya gönderilmiş gibi rol yaptırılan arkadaşlarımız oldu. Her yerde boy boy reklamları var ama üretimin gerçeği bu, sindirmeyle sürekli içeridekileri susturmaya çalışıyorlar” dedi.

Fazla mesaiye kalmamak işten çıkarma tehdidi oldu

Sushi bölümünde otomatik roll makinesinde çalışan işçiler, üretimde yoğun baskı altında çalıştırıldıklarını ve zorunlu mesai dayatıldığını söyledi. İşçilerden biri işe girerken fazla mesainin isteğe bağlı olduğuna dair imza attıklarını belirterek, “Sonradan zorunlu mesaiye bırakıldık. Gelmeyenleri tek tek çağırıp neden gelmediğimizi sordular. ‘Bundan sonra sizin için farklı olacak’ diyerek tehdit ettiler. İlk işten çıkarılmalarda sizi düşüneceğiz dediler” diye konuştu.

Pazar günleri mesaiye kalmayı reddeden kadın işçilerin özellikle hedef alındığını anlatan işçiler, bölüm müdürünün kendilerini tek tek çağırarak sorguladığını söyledi. Bir işçi, “Pazar günü çocuğumla planım var dedim. Müdürümüz kadın olmasına rağmen ‘Kadınlarla çalışmayı bu yüzden sevmiyorum, erkekler daha çok mesaiye geliyor’ dediğini duyduk. Aramızda 18 yaşında genç bir kadın arkadaşımız da vardı. Hasta olduğunu söylemesine rağmen işten atılma korkusuyla mesaiye geldi” ifadelerini kullandı.

Üretim hızlanıyor, işçi sayısı azalıyor, iş yükü artıyor, patronun kârı artıyor

Seri üretimde çalışan işçilerden biri, üretim hızının sürekli artırıldığını ifade ederek “10 kişinin yaptığı işi 6 kişiyle yapmamızı istediler. Sipariş yetişecek diye en hızlı çalışan arkadaşlarımızı 10 metrekarelik bir odaya alıp üç gün boyunca durmadan çalıştırdılar” dedi.

‘Bayram öncesi maaşları alabilmek için dilekçe topladık’

Mesai ücretlerinin de çoğu zaman ödenmediğini söyleyen bir işçi, bordrolarda eksik saat yazıldığını öne sürerek “Mesaiye üç kat ücret vereceklerini söylediler ama vermediler. Maaşın yanında ‘devam primi’ adıyla 1500 lira veriyorlardı, son aylarda onu da kestiler” diye konuştu.

Ücretlerin zamanında ödenmemesinin de sık yaşanan bir sorun olduğunu söyleyen işçiler, bayram öncesinde maaşlarını alabilmek için dilekçe verip imza topladıklarını anlattı. Bir işçi, “Bayramdan önce maaşlarımızın yatıp yatmayacağını sorduk, ‘Bayramdan sonra’ dediler. Bayramda kurban kesemedim. Kiradayım, 1.5 senedir çalışıyorum ama kazandığım parayla kendime bir kez ayakkabı alamadım” dedi.

Üretim hızı iş kazası riskini artırıyor, iş kazasında işçi suçlu bulunuyor

İşçiler, fabrikada iş kazalarının da sık yaşandığını belirtti. Aynı işçi son altı ay içinde üç kez iş kazası geçirdiğini söyleyerek “Kafama tepsi düştü, ürün arabasının arasında sıkıştım, elim makineye sıkıştı. Hastaneye gönderiyorlar ama sonra müdürlükten çağırıp ‘Neden bu kadar iş kazası geçiriyorsun?’ diye soruyorlar. Tekrar ederse kasıtlı sayılabileceği söyleniyor ve tutanak tutuluyor” dedi. Tutulan tutanakların ardından işçilerin “devam primi”nin kesildiğini söyleyen işçiler, üretimde hız baskısı ile iş kazası riski arasında kaldıklarını ifade etti. İşçiler, “Bir yandan hızlı çalışmamız isteniyor, yetişmezse mesaiye kalıyorsun. Ama iş kazası olursa tutanak tutuluyor ve prim kesiliyor” dedi.

Bileklerimizde eldivene rağmen yaralar oluştu

Temizlikte kullanılan kimyasalların da sağlık sorunlarına yol açtığını söyleyen işçiler, üretim bantlarının iki farklı kimyasalla temizletildiğini belirterek “Eldiven takmamıza rağmen kimyasallar bileklerimize geliyor. Bileklerimizde yaralar, tahriş oluştu. Her gün bantları ve duvarları temizliyoruz ama doğru düzgün temizlik ekipmanı bile verilmiyor” diye konuştu.

Fabrikada üretimin 7/24 sürdüğünü belirten işçiler, temizlik sırasında çalışanların içeride kalmaya devam ettiğini anlatarak “Bu ağır kimyasallar kullanıldığında yaklaşık 20 dakika boyunca ortamdan uzaklaşmamıza izin verilmiyor. O sırada bu kimyasalları solumak zorunda kalıyoruz” dedi. İşçiler, yaşadıkları sorunların çözülmesini ve haklarının güvence altına alınmasını talep ediyor.

Gıda-İş: Dardaneli Dardanel yapan işçilerin haklarına çöküyorlar
İşten atılan işçilerin direnişlerinin 3. gününde Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Olcay Ozak, tazminatın taksitlendirilmesinin yasak olduğunu hatırlatıp, işçiler tazminatlarının tamamını alana kadar yanlarında olacaklarını duyurdu.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
‘Dardanel’i, Dardanel yapan kadınlar’dan dinleyin bir de...

Dardanel’in 8 Mart reklamında 'Bizi biz yapan kadın çalışanlarımızın emeğidir' diyerek kadın çalışanlara değer verildiği yalan, işçilerin işsizlik ve yoksulluk kıskacında rehin alındığı ise gerçek.

Dardanel bildiğimiz gibi…

Dardanel tek değil, kadın işçilerin “ucuz ve itaatkâr” olduğu için “tercih” edildiği sektörlerde hangi fabrikaya, hangi çalışma alanına el atsanız tablo bu.

Dardanel Ton’da kadın işçilerin posasını çıkardılar

‘Verilmeyen mesailerimize, düşük ücrete, Kod 29’a karşı direnmemiz gerekiyor. Açlıkla, yoksullukla bizi terbiye edenler mutlaka kaybedecektir. Kazanan biz işçiler olacağız’.


Editörden