Sincan’da bir işçi kadının hikayesi: Şiddet, yoksulluk ve direnç
Irmak, şiddet gördüğü erkekten boşansa da tehdit sürüyor; düşük ücret, yüksek kiralar ve ulaşamadığı sosyal yardımlar Irmak’ın hayatını zorlaştırmaya devam ediyor.

Sincan’da işçi kadınların evine konuk oluyoruz. Bir araya gelme fırsatı bulduğumuz kadınların kimi işsiz, kimi çalışıyor. Dertleri ortak; hem kendilerini hem çocuklarını şiddet, güvencesizlik ve yoksulluk kıskacından çıkarmak istiyorlar. Bu yazıda ise onlarca kadından birinin hikayesini paylaşacağız. Irmak, genç yaşından bu yana geçimini sağlamak üzere konfeksiyondan markete, marketten alüminyum fabrikalarına kadar birçok farklı işletmede çalışarak ailenin ekonomik sorumluluğunu üstlenmiş bir genç kadın.

‘Ezilen ezilenin halinden anlıyor’

Tanışmamızın üzerinden neredeyse bir sene geçti. Evrensel gazetesini ilk ulaştırdığımızda gündem henüz başlangıç aşamasında olan İmralı süreciydi. Ailesinin sağ gelenekten olduğunu, AKP’yi desteklediğini söyleyip, “Ben Kürtlere çok güvenirim ama” diyerek karşılamıştı bizi. Bunun nedenini ise çok sonra başka bir sohbetimizde anladık. İstanbul’da çalıştığı ilk tekstil atölyesinde Kürt işçilerle birlikte çalışmıştı. Haksızlıklara karşı çıkarken, başı sıkıştığında destek ararken birlikte hareket etmişlerdi. “Ezilen ezilenin halinden anlıyor” diyerek o günkü duygularını özetliyor Irmak.

‘Ya cenazem size gelmiştir...’

İstanbul’dan Ankara’ya çocuk denecek yaşta geliyor ve annesinin isteğiyle çalıştığı markette boşandığı eşiyle tanışıyor. Aileden uzaklaşmak için evlenmek o gün en iyi seçenek olarak görünse de bu kararını “Çocuklarım için dünyayı veririm ama evlenmek hayatta aldığım en kötü karardı” sözleriyle ifade ediyor. Evliliğinden iki çocuk dünyaya getiren Irmak, evlilik boyunca kıskançlığa ve şiddete maruz kalıyor. Hatta kıskançlığın boyutu öyle bir noktaya gelmiş ki “Survivor’da erkekler üstü çıplak yarışıyor diye onu bile izlememe izin vermezdi” diyor. Eşi çalışmasına da izin vermezken kazancıyla da kendisini aldattığını anlatan Irmak: “Bir gün çocuklarımla sofradayız, evde yiyecek ekmek kalmamış, onun başka kadınların yanına gittiğini fark ettim” diyor. Bundan kısa bir süre sonra da eşinden gördüğü şiddet tahammül edilemez seviyeye geldiğinde boşanıyor.

Fakat Türkiye’deki çoğu kadın gibi kurtulmak o kadar kolay olmuyor. Boşandığı erkek, çocukların bakımı için herhangi bir masrafı üstlenmezken, dönem dönem Irmak ve çocukların kaldığı eve gelerek sorun çıkartmayı sürdürüyor. Irmak ise uzaklaştırma kararı çıkaramadığını söylüyor. Aile birliği bozulduğu gerekçesiyle durumun aile içi şiddet kapsamında değerlendirilmediğini, şikayetinin ise bir karakoldan başka bir kuruma yönlendirilerek geçiştirilmeye çalışıldığını düşünüyor. En son şikayetçi olduğu kuruma ise “Beni bir daha görürseniz ya elimde kelepçe olur, ben onu vurmuşumdur ya da cenazem size gelmiştir” diye verdiği yanıtı öfkeyle anlatıyor.

‘Çocukların üzerine kapıyı kilitleyip işe gittiğim günler oldu’

Tüm bu sorunların arasında ise tek başına, ailesinin desteği olmadan iki çocuk büyütüyor. O yüzden sık sık “Ben güçlü bir kadınım” diyerek gurur duyuyor kendisiyle.

“Çocukların üzerine kapıyı kilitleyip işe gittiğim günleri bilirim” diye anlatıyor yeniden çalışmaya başladığı dönemi.

Patronun deyimiyle ‘Canavar gibi çalışırım’

Şimdi çalıştığı fabrikada asgari ücretin 6 bin lira üzerinde ücret alıyor, patronunun deyimiyle de “Canavar gibi çalışıyor.” Onlarca farklı iş değiştirince sabah işe başlamadan demlenen bir demlik çay, ramazan ayında verilen bir paket koli, çıkan işe göre verilen artı 2 bin lira bile yetiyor canavar gibi çalışmak için. Fakat alınan ücret açlık sınırına yakın, Sincan’da da artan kira fiyatları ile maaşın neredeyse yarısı ele geçmeden kiraya gidiyor. Çocukları için ise defalarca kantin ve servis yardımına başvurduğunu, fakat asgari ücretin üzerinde çalıştığı için yardımın onlara çıkmadığından söz ediyor: “Hali vakti yerinde olanlar araya adam sokarak bu yardımları alıyor, aylar süren başvurumu ise reddediyorlar.”

Şiddet ve ardından gelen yoksulluk karşısında ise yaşamını, gelecek umutlarını hep güler yüzü ile anlatıyor, sebebi ise birlikte değiştirmenin inancı... 

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Türkiye'de kadına yönelik şiddet araştırması: Kadınlar en çok aile içinde şiddete uğruyor

TÜİK’in yayımladığı sınırlı veriler, kadınların en çok evli oldukları, boşandıkları ya da birlikte oldukları erkekler ile ailelerinden şiddet gördüğünü ortaya koyuyor.


Editörden