Kâra ortak değilsek zarara neden ortak olalım?
Ekonomik gidişatı, patronlar fırsata çeviriyor. 'Piyasa kötü, o nedenle zam yok' diyor. Daha fazla yoksullaşmadan sormamız gereken sorular ve yapacağımız işler var önümüzde.

Akşam mesai dönüşü, servisinden inen 31 yaşındaki kadın işçi, uzun bir süre derneğin kapısının tam karşısında bekledi. Kendi başına, tedirgin bekleyişini sürdüren kadına benim de gözüm takıldı. Kadın, kendisini fark ettiğimi anlayınca daha fazla tedirgin oldu ve telefonuna bakarak belki de birini bekliyormuş izlenimi vermek istedi. Ama bu kadar uzun süre sokakta beklemenin biraz anlamsız olduğunu her ikimiz de fark ettik. Artık birimizin harekete geçmesi lazımdı ve bunu ben yaptım. Onu tedirgin etmeden kimi beklediğini sordum ve gelecek kişiyi içeride bekleyebileceğini söyledim. Teklif üzerine hemen içeri girdi. Birbirimizi anlamıştık, o dakikadan itibaren kimi beklediği anlaşıldı ve çok uzun bir sohbet başladı.

Hayatta kalmak için borçlanmak

Uzun zamandan beri dernekten haberi varmış ama daha önce hiç gelme ihtiyacı duymamış: “Şimdi yardım talep etmek için gelmek... Ne yalan söyleyeyim, çekindim.” Adı Nermin olan bu işçi kadın, içinde bulunduğu durumu yaşayan yüzlerce kadından sadece biri. 19 yıldır çalışıyor. İki tane çocuğu var. Eşi tersane işçisi. Eşi 2000 yılından beri tersanede usta işçi olarak çalışıyor. 2011’den önce yıllarca borç ödeyerek bir ev almışlar. İki yıl önce, borçlarını kapatamayınca geçinebilmek için evlerini acilen satıp banka borçlarını kapatmışlar: “Tersanedeki durgunluk var, ücretler düşük, benim de maaşım asgari ücretin 1000 lira üstünde. Borçları kapatamadık. Evi satınca borçları kapatıp elimizde son kalan parayı da ev tutmak ve taşınmak için harcadık.”

Tersanede işlerin bugünlerde de durgun olduğunu söyleyen Nermin, “İşçiler bir gün çalışıp üç gün çalışmıyor. Biz de asgari ücret zammı belirlendikten sonra ilk ücretlerimizi aldık. Ücretlerimiz asgari ücretin biraz üstü olur diye bir beklentimiz vardı. Fakat, patron ücretlerimize zam yapmayacağını, piyasanın durgun olduğunu ve bir işimiz olduğuna şükretmemiz gerektiğini söyledi” diye ekledi.

Ücretlerine zam yapılmayınca Nermin bu ay kirasını ödeyememiş, ne yapacağını bilememiş ve derneğe yardım talep etmeye gelmiş, “Önümüz ramazan, hayır işlemek isteyen olursa...” diye ricada bulunuyor.

‘Öğünümü yemeyip çocuğuma öğün yapıyorum’

Bir başka işçi kadın ise geçim sorununun geldiği noktayı, “Haftada iki gün, iş yerinde çıkan börek, makarna, kızartma, yani taşınması kolay olan ne varsa eve, çocuklara götürüyorum. Çünkü beslenmelerine yetişemiyorum. Öğünümü yemeyip çocuğuma öğün yapıyorum” diyerek anlatıyor. Bu kadın da “Patron ek zam yapar” diye bekleyen işçilerden. Çocukları için okulun ikinci döneminde beslenme desteği talep ediyor.

Kadınların kendi hikayeleriyle anlattıkları yokluk ve yoksulluk tablosu aslında şunu da ortaya çıkarıyor: Her bekleyiş biraz daha yoksullaşmayı beraberinde getiriyor. Bekledikçe ekmek büyümüyor, aksine işçiler birikimini elden çıkarmak zorunda kalıyor. Kıt kanaat aldıkları evler, arabalar boğaz doyurmak için edinilmiş borçlar için satılıyor.

Ekonomik gidişatı, patronlar fırsata çeviriyor. “Piyasa kötü, o nedenle zam yok” diyor. Daha fazla yoksullaşmadan sormamız gereken sorular ve yapacağımız işler var önümüzde. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken taleplerimizle ve insanca yaşamı savunmak için soracağız: “Patronların kârına biz ortak değildik, öyleyse zararına niye bizi ortak ediyorsunuz?”

Ekonomik gidişatın kötü olmasının sorumluluğu neden bizim omuzlarımıza yıkılıyor? Hem çalışıp hem doymamak neden kaderimizmiş gibi dayatılıyor? Bunları sormadan, sormak yetmez harekete geçmeden, mücadele etmeden, bizi yardım toplayan duruma düşüren bu düzen değişmez.

Fotoğraf: Evrensel


Editörden