Güvencesizliğin mazotu GETAD
İktidar medyasında 'vatandaşlık maaşı' olarak duyurulan gelir tamamlayıcı aile destek programı işçi ve emekçi kadınlar için ne söylüyor?

Özellikle iktidar medyasında “vatandaşlık maaşı” olarak duyurulan, resmi adıyla gelir tamamlayıcı aile destek programı (GETAD) bu yıl pilot illerde uygulamaya geçecek. 12. kalkınma planı ve orta vadeli programlarla uyumlu bir biçimde 2025 ve 2026’da Cumhurbaşkanlığı Programlarında da yer alan GETAD iktidar için; düşük ücret, güvencesizlik, esneklik ve emekli maaşlarının artırılmasının engellenmesi açısından büyük önem taşıyor. Bu plan, sosyal yardımları ucuz iş gücünün ve güvencesizliğin temel alındığı emek piyasasının bir uzantısı ve besleyicisi haline getirme riskini barındırıyor.

GETAD nedir?

Gelir tamamlayıcı aile destek programı (GETAD) ile geliri belirli bir eşiğin altında kalan hanelere gıda, ısınma, yakıt ve kira gibi alanlarda destek verilecek. GETAD’ı diğer sosyal yardımlardan ayıran nokta, bu ölçütlere göre yardım miktarının değişebilecek olması. Yardımdan yararlanmanın temel koşulu, belirlenecek asgari hane gelirinin altında kalmak. Bu asgari gelirin ne olacağı ise henüz net değil. Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı düşünüldüğünde, bu tutarın asgari ücret düzeyinde ya da daha düşük belirlenmesi ihtimali bulunuyor.

Sözde ‘istihdamı engellemeyen’ yardım

GETAD, bu yıl pilot illerde uygulanmaya başlansa da önceki yıllarda da gündeme gelmişti. 2025 yılı Cumhurbaşkanlığı programında, sosyal yardımların aile odaklı ve fert başına asgari geliri garanti edecek şekilde yeniden kurgulanmasına hazırlık çalışmalarından bahsedilmişti. Yıllık programda, “Sosyal yardımların istihdama engel olmayacak biçimde yeniden düzenlenmesi” ve “Sosyal yardım yararlanıcılarının İŞKUR aracılığıyla istihdama yönlendirilmesi” öngörülüyor. Bu çerçevede, çalışabilir durumdaki yararlanıcıların İŞKUR sistemine kaydedilmesi ve İŞKUR aracılığıyla esnek çalışmanın yaygınlaştırılması hedefleniyor.

İktidar temsilcilerinin de GETAD’ın “İstihdama mani olmayacak bir biçimde” planlanacağına dair ifadeleri mevcut. 2026 bütçe görüşmeleri sırasında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz bu programa ilişkin “Bu yeni destek modelimiz ... istihdam piyasalarında caydırıcı nitelikte olmayacak... Sosyal yardım alanında yapısal bir reformu da hayat geçirmiş olacağız” demişti.

Sosyal yardımların “İstihdamı caydırıcı olmaması” tartışması ise yeni değil.

2024 yılında Dünya gazetesi haberinde Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, “Sosyal yardımlar bağımlı bir kitle ortaya çıkarıyor. Yardım verilecekse, teşvik amaçlı olarak çalışanlara verilmeli. Çalışanlar bu yolla ödüllendirilmeli. İş gücü özellikleri taşımasına rağmen çalışmayıp, sosyal yardımla yaşamayı/yaşlanmayı tercih edenler de ülke ekonomisine yük değil, katkı olmaya bu tür teşviklerle yönlendirilebilir” ifadelerini kullanmıştı. Ardıç, aynı zamanda 2023 ve 2024’te kurumlar vergisi ödememiş olan Ardıç Cam Sanayi AŞ’nin Yönetim Kurulu Başkanı.

İŞKUR sosyal yardıma ihtiyaç duyan yurttaşlara ne söylüyor?

Yardım yararlanıcısı yurttaşların doğrudan İŞKUR’a kaydedilmesi ve İŞKUR’un çeşitli programlarının parçası olması “istihdam sorununa” bir çözüm gibi sunuluyor. Ancak söz konusu programlar, patronlar açısından istihdam maliyetlerini düşürürken, yurttaşlar açısından daha ucuz emek ve artan güvencesiz esnek çalışma koşulları anlamına geliyor.

Örneğin toplum yararına program (TYP), İŞKUR’un birçok diğer programı gibi “yoksullukla ve işsizlikle mücadele, özellikle de kadınlara ekonomik destek ve istihdam imkanı” olarak tanıtılıyor. 2025 yılının ocak-ekim ayları arasında TYP’ye katılan 163 bin 842 kişinin 135 bin 78’i kadınlardan oluşuyor. Ancak bu programla kadınlar; “geleneksel olarak kadın işi” olarak ele alınan, güvencesiz ve düşük ücretli işlere mahkum ediliyor. Keza bu programda kadınlar işçi değil, “kursiyer” olarak tanımlanıyor; bu durum kadınların işçi olduklarında yararlanabilecekleri haklardan mahrum kalmasına yol açıyor. Dokuz ay süren “kurs” süreci bittiğinde kadınların yeniden işe alınıp alınmayacağı belirsiz. Kadınların işçi statüsü olmaması ve dokuz ay çalışabilmeleri kıdem tazminatı, sendikalaşma gibi birçok hak kadınların elinden alınmış oluyor. İŞKUR’un işgücü uyum programı gibi birçok programı da bu biçimde işliyor.

Yardım istiyorsan esnek güvencesiz çalışma zorunlu

Tarkan Zengin’in 16 Şubat’ta Akşam gazetesine yazdığı yazıda GETAD’ın faydalarından biri olarak “Sosyal destek yararlanıcılarının iş tekliflerini reddi durumunda kesintiler daha etkin uygulanacaktır” ifadesi yer alıyor. Yani, İŞKUR programlarına dahil olacak kadınların, kendileri için “belirlenen” işler hakkında söz sahibi olmaları mümkün olmayacak.

Bu maddelerin özet olarak sosyal yardım alan yurttaşlara, özellikle de kadınlara söylediği şu: Esnek ve güvencesiz çalışılacak. İşçi haklarından yararlanılamayacak. Emeklilik hayal bile olamayacak. Asgari gelir düzeyinde dahi bir ücret verilmeyecek. Devlet, kendi belirlediği kriterlere göre, hane gelirinizi asgari bir düzeye tamamlamak için yardım yapacak. Bu dönüşüm, sosyal yardımları bir hak olmaktan çıkartarak ucuz iş gücünün ve güvencesizliğin temel alındığı emek piyasasının bir uzantısı haline getirme riskini barındırıyor.

Övünülen sosyal yardımlar azalıyor
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2026 bütçesinde, sosyal yardımlardan yararlananların sayısının gittikçe azaltıldığı görülüyor. Bütçeye göre, “şartlı nakit transferleri” kaleminden yararlanan çocuk sayısının 3.8 milyondan 2.66 milyona; 2024’te 3 milyon 188 bin 347 olan elektrik tüketim desteğinden yararlanan hane sayısının 2026’da 2 milyon 440 bine; 2024’te 76 bin 545 olan eşi vefat etmiş kadınlara yapılan yardımdan faydalanan sayısının 2026’da 64 bine düşürülmesi öngörülüyor. Öksüz ve yetim yardımı yapılacak çocuk sayısının da 2026’da 30 bine, 2027’de 17 bine, 2028’de 12 bine düşürülmesi hedefleniyor. Aylık bağlanan yaşlı sayısının 805 binden 800 bine, engelli sayısının 340 binden 335 bin 860’a düşürülmesi planlanıyor.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül


Editörden