Kadın veteriner hekimlere reva görülen: Sahada ağır iş yükü, iş güvencesinden yoksunluk ve eşitsizlik
Muteber Rutbul’un aktardığı çalışma, kadın veteriner hekimlerin sahada ve laboratuvarda karşılaştığı riskleri ve meslekteki eşitsizliği gözler önüne seriyor.

Kadın veteriner hekimler, laboratuvarlardan köy köy yürütülen saha çalışmalarına kadar ağır ve riskli çalışma koşullarıyla mesleklerini sürdürüyor. Tüm bu zorlu çalışma koşullarına bir yandan da eşitsizlik ekleniyor; kadın veteriner hekimlerin sözleri karar mekanizmalarında geri plana atılırken yaptıkları saha çalışmaları tek başına yeterli görülmüyor. 3. KESK Kadın Kurultayı’na veteriner hekim kadınların çalışma koşulları, sorunları ve talepleri üzerine yürüttükleri çalışmayla katılan Adana Tarım Orkam-Sen Kadın Sekreteri Muteber Rutbul, çalışmalarında öne çıkan noktaları aktardı.

Bu alanda çalışan kadın sayısı çok az

Rutbul, çalışmayı 16-17 kadın veteriner hekimle yaptıkları görüşmeler üzerine üç kişilik bir çalışma ekibiyle yaptıklarını belirterek, “Türkiye’deki tüm veteriner kadınlara ulaşarak bir çalışma yürütmek istedim. Ama bu çok zor oldu. Zaten bu alanda çalışan kadın sayısı oldukça az. O yüzden çok fazla kadınla iletişim kuramadık. Ama kurduklarımızla yaptığımız görüşmelerde de onların sorunlarını ve neler istediklerini konuştuk” dedi.

Veterinerlikte kadının yetkisi erkeğin gölgesinde göstermelik

Yaptıkları çalışmada en öne çıkan ve kadın veterinerler arasında ortaklaşan noktalardan birinin yetki alanlarında kadınların söz hakkının geri planda tutulması olduğunu belirten Rutbul, “Müdürlüklerde, politik masalarda kadın veteriner hekimlerin söz hakkı çok az. Ne yazık ki meslekte çalışan kadın sayısı da çok az çünkü veterinerlik erkek mesleği gibi görülüyor Türkiye’de. Size bir yetki verildiğinde de mutlaka karşılığında bir erkeğin sizin üstünüz olarak çalışması ya da yanınızda olması bekleniyor” ifadelerini kullandı. Kadın veterinerlerin çalışma hayatında karar hakkına sahip olmamasını ise şöyle bir örnek ile dile getirdi: “Vejetaryen bir arkadaşımız vardı örneğin, onu yıllarca mezbahada çalıştırmışlar ve bundan dolayı çok ciddi psikolojik sorunlar yaşadı.”

Saha çalışmalarında da bu eşitsiz tutumun sürdüğünü belirten Rutbul, “Tek başına kadın veteriner hekimlerin yürüttükleri çalışma yeterli bulunmuyor. Sahada da kadınların yanında mutlaka erkeklerin bulunması bekleniyor” dedi.

‘Hamileyken zoonoz aşı çalışmam talep edildi, karşı çıktığım için tepki gördüm’

Kadın veterinerlerin çalışma yaşamında birçok sorunla karşılaştığının altını çizen Rutbul, kendi yaşamından bir örnek verdi: “Yedi sekiz aylık hamileyken sahada zoonoz (hayvandan insana insandan hayvana bulaşabilen hastalıklar) bir aşı çalışmamı talep etmişlerdi. Ben buna karşı çıktığım için tepki görmüştüm. Ama orada bana bulaşsaydı, doğrudan çocuğuma da bulaşma riski vardı. Ben düşük riski de yaşadım o dönemde. Ağır şartlarda çalışıyoruz çünkü. Regl dönemlerinde çok sıkıntı yaşıyoruz. Sahaya çıktığım arkadaşlarıma çok ağır regl ağrılarım olsa dahi söyleyemiyorum. Biraz geleneksel kültürün verdiği utanma duygusu, biraz insanlarda şöyle bir düşünce de oluyor, ‘Hani eşitlikti’ gibi. Ona rağmen sahada bulunuyoruz.”

Kendisiyle birlikte birçok kadın veteriner hekimin de düşük riski yaşadığını belirten Rutbul, 40 dereceye varan sıcaklıklarda köy köy dolaşmak durumunda kaldıklarını, eski tip ahırlarda sıklıkla sakatlanmalar yaşandığını da ekliyor.

‘Bulaşıcı hastalıkları evde yıkamamız istenen önlüklerle evimize taşıma riskimiz var

Saha çalışmalarının yanı sıra laboratuvarda çalışan kadınların da sürekli zoonozlarla çalıştığını belirten Rutbul, “Ama bize gerekli teçhizat sağlanmıyordu. Korona dönemine kadar eldivenleri, maskeleri bile biz kendi cebimizden karşılıyorduk” ifadelerini kullandı. Aynı zamanda laboratuvarda kullanılan önlüklerin de temizlenmek için eve götürülmesi gerektiğini söyleyen Rutbul, bunun bulaşıcı hastalıkların kadınların çocuklarına da taşınması anlamına gelebileceğini, bu durumun çocukların ve kadınların sağlığını da tehlikeye attığının altını çizdi.

Sağlık personeliyiz ama statümüz yok

Veteriner hekimlerin statü sorununu da dile getiren Rutbul, “Örneğin biz de doktorlar gibi nöbet tutuyoruz ancak karşılığında ödenek alamıyoruz. Hatta her şeyi bırakın, bizim Sağlık Bakanlığında bir yerimiz dahi yok. Ne bir teknik personeliz ne de sağlık personeli. Normalde sağlık personeli olarak geçiyor olmamız gerekir ama böyle bir statümüz yok ve bunlar dile getirilmiyor” ifadelerini kullandı.

Öne çıkan sorunların karşısında kadınların söz hakkının artırılması, gerekli teçhizatların ücretsiz bir biçimde devlet tarafından sağlanması, regl izni ve işçi güvenliği ve sağlığının korunması için gerekli önlemlerin alınması gibi çeşitli taleplerin öne çıktığını belirten Rutbul, bu taleplerin ve sorunların görünür olması ve örgütlenebilmesi için de sendikaların oldukça önemli olduğunu vurguladı.

Fotoğraf: Canva Pro

İlgili haberler
Kadın veteriner hekim olmak...

Kadın veteriner hekimler, 'Veteriner Hekimlik Mesleğinde Kadın Olmak' panelinde buluştu. Yaşadıkları sorunları anlattı.

Sağlıkçılar haklarına yan yana gelerek sahip çıkabilir

Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi İşyeri Temsilcisi ve SES İzmir Şube Yöneticisi Hülya Ulaşoğlu, sağlık emekçilerinin grev ve eylem süreçlerine dair gözlemlerini yazdı.

Kovid şüphesi olan bir hemşireye ‘Çift maske tak çalış’ dedikçe…

Şiddetli eklem ağrıları, halsizlik, buna eşlik eden ateşle birlikte mesaimde soluğu direkt Kovid polikliniğinde aldım. Yöneticim test sonucum çıkana kadar çift maske takıp çalışmamı uygun gördü.


Editörden