Endonezya nikel endüstrisinin kirli çamaşırlarını yıkayan kadın işçiler
Endonezya’nın nikel sanayileşmesi büyürken kadınlar kayıt dışı çamaşır emeğiyle hem sanayinin yükünü hem de çevresel maliyetlerini taşıyor.

Endonezya’nın küresel pazara nikel arzı, enerji dönüşümü için gerekli olan kritik minerallere yönelik talebin artmasıyla son yıllarda önemli ölçüde yükselmiştir (IEA, 2024). Buna karşılık Endonezya hükümeti, nikel sektörünü sanayileştirmeye yönelik iddialı bir strateji izlemiştir. Genellikle nikel aşağı yönlü sanayileşmesi (nickel downstreaming) olarak adlandırılan bu politika, mineral üretiminden ülke içinde elde edilen katma değeri artırmayı ve batarya üretiminin temelini oluşturmayı amaçlamaktadır.

Kadın emeği madencilik etrafındaki kayıt dışında yoğunlaştı

Bu dönüşüm yeni istihdam olanakları yaratmış, işgücü göçünü artırmış ve işçilerin büyük nikel sanayi bölgelerinde yoğunlaşmasına yol açmıştır. Ancak istihdamdaki büyüme esas olarak erkek işçileri kapsarken, kadınların madencilik ve eritme sektörlerindeki kayıtlı istihdama katılımı son derece düşük kalmıştır. Bunun yerine kadınların emeği büyük ölçüde madencilik sahalarının çevresindeki kayıt dışı ekonomik faaliyetlerde, özellikle de madencilik topluluklarındaki gündelik yaşamın sürmesini sağlayan yemek hazırlama ve çamaşır hizmetleri gibi bakım işlerinde yoğunlaşmaktadır.

Nikelin sanayileşmesi aynı zamanda toplulukların geçim kaynakları üzerinde giderek artan baskı yaratan ciddi emek ve çevre sorunlarına da yol açmıştır (Sangadji ve diğerleri, 2025). Bu sosyal ve çevresel maliyetler çoğu zaman hanelerin üzerine yüklenmekte ve bu yükün büyük bir kısmını kadınlar taşımaktadır. Özellikle çamaşır hizmetleri, bakım emeğinin endüstriyel üretim ve çevresel zararlarla kesiştiği önemli bir alan olarak ortaya çıkmaktadır.

Bir nikel sanayi bölgesindeki işçilerle yapılan ön araştırmaya ve gerçekleştirilen ilk görüşmeye dayanan bu makale, Endonezya’daki nikel üretiminin çevresinde ortaya çıkan, yeterince incelenmemiş bir bakım emeği biçimi olarak çamaşır hizmetlerini ele almaktadır.
Nikel, emek ve kadın

Endonezya, 2014 yılında minerallerden elde edilen katma değeri artırmaya yönelik bir politika başlatmış, bunu 2020 yılında nikel cevheri ihracatının yasaklanması izlemiştir. Nikel işleme endüstrisi, özellikle Çin’den gelen yeni yatırımlarla önemli ölçüde büyümüştür (IEA, 2024). Endonezya hükümeti bu büyümeyi vergi muafiyetleri ve güvenlik garantileri gibi teşviklerle desteklemiştir. Bunun sonucunda, devlet şirketleri ve özel şirketlerin ortak girişimleriyle büyük ölçekli nikel eritme tesisleri kurulmuş ve başta Doğu Endonezya’da bulunan Indonesia Morowali Industrial Park (IMIP) ve Indonesia Weda Bay Industrial Park (IWIP) olmak üzere büyük sanayi bölgeleri ortaya çıkmıştır.

Yoğun sömürüyle büyüyen endüstri 

Nikel endüstrisindeki istihdam son yıllarda hızla artmış ve sektör yüz binlerce işçiyi istihdam eder hâle gelmiştir. Yalnızca IMIP yaklaşık 84.000 işçi çalıştırmaktadır ve bunların yalnızca yaklaşık 6.500’ü kadındır. İşgücü ağırlıklı olarak Endonezya vatandaşlarından oluşmakta; hem yerel halkı hem de ülke içinden göç eden işçileri kapsamaktadır. Çinli şirketlerin daha üst pozisyonlarda çalıştırmak üzere Çin’den işçi getirmesi, yerel işçilerle gerilimlere yol açmıştır. Mevcut araştırmalar ayrıca bu büyümeyi uzun çalışma saatleri, tekrarlanan ölümcül kazalar ve sürekli olarak toza ve kirliliğe maruz kalma gibi tehlikeli çalışma koşullarıyla ilişkilendirmektedir (Lakshmi ve Mariska, 2024).

Bu çalışma koşulları endüstriyel anlaşmazlıklara katkıda bulunmuş ve sendikalaşma çabalarını teşvik etmiş, aynı zamanda çevredeki toplulukların gündelik yaşamını da şekillendirmiştir. Bu bağlamda toplumsal cinsiyete dayalı iş bölümü varlığını sürdürmektedir. Kadınlar büyük ölçüde madencilik ve eritme sektörlerindeki kayıtlı istihdamın dışında kalmakta; bunun yerine sanayi bölgelerinin çevresindeki kayıt dışı ve bakım odaklı işlerde yoğunlaşmaktadır.

Bu nedenle kadınlar, hanelerde ve topluluklarda bakım işi yaparak gündelik yaşamlarını sürdürmektedir. Madencilik topluluklarında evlilik ve aile, bakımın sağlanmasında temel kurumlar olarak işlev görmektedir. Ön araştırmada ve yapılan görüşmede bir işçi, evlilik içinde bakım işlerinin ve çamaşır yıkama, yemek yapma ve ev işleri gibi görevlerin büyük ölçüde eşler tarafından yerine getirildiğini belirtmiştir. Buna karşılık erkek işçiler, eritme tesislerinde ve madenlerde fiziksel olarak zorlayıcı işlerde uzun saatler çalışmaktadır.

Ücretler çoğu zaman tek kişinin gelirine dayanan bir aileyi geçindirmek için yeterli olmadığından, birçok kadın aile bütçesine katkıda bulunmak ve kendi gelirini elde etmek için ücretli işlerde çalışmaktadır. Ancak kadınlardan aynı zamanda ev içi görevlerini yerine getirmeleri de beklenmektedir. Kadınların eritme tesisleri ve madencilik sektöründeki kayıtlı işlere erişimi sınırlı olduğundan, ev içi sorumluluklarla birleştirilebilecek ve evin yakınında ya da evin içinde yapılabilecek bakım odaklı işlere yönelmektedirler. Uzun çalışma saatleri -12 saatlik vardiyalar yaygındır- ve sanayi bölgelerinin çevresindeki son derece tozlu ortam, başta yemek hazırlama ve çamaşır hizmetleri olmak üzere temel bakım hizmetlerine yönelik bir talep yaratmaktadır. Kadınlar da bu hizmetlerde aktif olarak yer almaktadır.

Madencilik kirli bir iş, peki kim temizliyor?

Madencilik bölgelerinin çevresindeki çamaşır işletmeleri genellikle yalnızca mütevazı bir başlangıç sermayesi gerektirmektedir. Bazı çamaşırhane sahipleri başlangıç sermayelerini kayıtlı işlerinden çıkarıldıktan sonra aldıkları kıdem veya işten çıkarılma tazminatlarından elde ederken, bazıları ise arazilerini madencilik veya sanayi şirketlerine satarak elde ettikleri gelire ve başka kaynaklara dayanmıştır. Çamaşır makinesi ve kurutucu gibi temel ekipmanlar alındıktan sonra, işletme küçük bir dükkânda ya da evde kurulabilmektedir. Böylece hane aynı zamanda bir işyeri hâline gelmektedir. Bu işin kurulması görece kolay olduğu için, işletmeler arasında rekabet yaygındır.

Bu rekabete rağmen, madencilik topluluklarında çamaşır hizmetlerine yönelik talep yüksek olmaya devam etmektedir. Ön araştırmada bir işçi, yalnız yaşadığı için zaman zaman çamaşır hizmetlerinden yararlandığını belirtmiştir. Çamaşır makinesine erişimi olmayan işçiler de bu hizmetleri kullanma eğilimindedir. Toplumsal yeniden üretim perspektifinden bakıldığında (Bhattacharya, 2017), çamaşır işi, işçilerin fiziksel olarak zorlayıcı sanayi işlerine yeniden dönebilmelerini sağlayan yeniden üretim emeğinin bir parçası olarak anlaşılabilir.

Çamaşır işini diğer ev içi sorumluluklarla bir arada yürütebilmek için evler aynı zamanda çamaşırhane olarak kullanılmaktadır. Ücretli iş ile yemek yapma ve çocuk bakımı gibi bakım işleri aynı mekânda ve çoğu zaman aynı anda yapılmaktadır. Bu durum, kadınların erkeklerin hane dışında ücretli işlerde çalışabilmesini sağlamak için aynı anda birden fazla sorumluluğu nasıl üstlendiklerini göstermektedir.

Çamaşır hizmetlerinde zaman kritik bir faktördür; çünkü hizmetin fiyatı, işin ne kadar hızlı tamamlandığıyla yakından ilişkilidir. Zamanı yönetmek yalnızca müşterilerin taleplerini karşılamak için değil, aynı zamanda planlı elektrik kesintileri ve jeneratör kullanımına bağımlılık gibi altyapısal sorunlarla başa çıkmak için de gereklidir. Çamaşır işletmeleri, temiz suya, elektriğe ve atık yönetimine erişim sağlamak da dâhil olmak üzere birçok altyapı sorunuyla karşı karşıyadır. Bir kadın çamaşırhane sahibine ilişkin bir habere göre, IMIP’in bulunduğu Fatufia köyünde temiz suya erişimin sınırlı olması nedeniyle işletmesini sanayi bölgesinin dışındaki Bahomakmur köyüne taşımıştır.

Sanayi kaynaklı kirliliğe de maruz kalıyorlar

Zaman baskısının yanı sıra, çamaşır hizmetlerinde çalışan kadınlar gündelik işlerinin içinde yer alan çevresel risklerle de karşı karşıyadır. Tozla yoğun biçimde kaplanmış iş üniformalarını yıkamak, onları toza ve potansiyel olarak kirlenmiş suya maruz bırakmakta ve sanayi kaynaklı kirliliğin madencilik sahalarından evlere ve mahallelere taşınmasına neden olmaktadır. Fatufia köyü ve çevresindeki bölgeler hâlihazırda mevsimsel kuraklıklar ve sellerden etkilenmektedir. Madencilik ve eritme faaliyetleriyle bağlantılı zehirli atık kirliliği ise nehirlere ve kıyı bölgelerindeki geçim kaynaklarına zarar vermiştir. Çamaşır işçileri, daha geniş topluluğun karşı karşıya olduğu çevresel risklerle benzer risklerle karşılaşırken, aynı zamanda sağlıklı bir çevreye erişime bağlı olan ev ve bakım işlerinin sorumluluğunu da taşımaktadır.

Bu nedenle, kirli bir çevrede kirlenmiş su kullanarak kontamine olmuş giysileri yıkamak, çevresel zararın haneler içinde gündelik olarak yönetildiği bir pratiğe dönüşmektedir. Bu durum aynı zamanda uzun vadeli sağlık etkileri ve kadınların mevcut ev ve bakım işlerine ek olarak hasta aile üyelerine bakma sorumluluklarının artma ihtimali konusunda kaygılar yaratmaktadır.

Güvencesiz koşullar

Bunun yanı sıra çamaşır işçileri güvencesiz koşullarda çalışmakta ve büyük ölçüde korumasız kalmaktadır. Çünkü çalışma ilişkileri nadiren resmîleştirilmekte, bunun yerine genellikle akrabalık ilişkilerine veya kişisel anlaşmalara dayanmaktadır. Nikel şirketleri devlet teşviklerinden ve güvenlik garantilerinden yararlanırken, çamaşır işçilerinin sağlık sigortasına, emeklilik haklarına ve iş hukukunun sağladığı korumalara erişimi bulunmamaktadır. Bu durum, endüstriyel kirliliğin ve toplumsal yeniden üretimin sosyal ve çevresel maliyetlerinin şirketler veya devlet tarafından değil, işçiler tarafından haneler içinde özel olarak üstlenildiğini göstermektedir.

*Global Labour Column’da 11 Haziran’da yayımlanan yazıdan kısaltılarak çevrilmiştir. Orijinali için Tıklayın Ara başlıklar Ekmek ve Gül'e aittir.

Kaynaklar:
Bhattacharya, T. (2017) Social Reproduction Theory: Remapping Class, Recentering Oppression. London: Pluto Press.
International Energy Agency (2024) Global Critical Minerals Outlook 2024. Paris: IEA. Available at: https://www.iea.org/reports/global-critical-minerals-outlook-2024.
Lakshmi, A.A. and Mariska, D. (2024) ‘Production first, safety later: inside the world’s largest nickel site’, Financial Times, 28 November.
Sangadji, A. et al. (2025) Clean Cars, Dirty Nickel: The Indonesia–China–Germany Nickel Supply Chain for EV Batteries. Berlin: Rosa-Luxemburg-Stiftung and PowerShift


Editörden