Ekmek ve Gül'ün 'Türkiye'de Kadın Yoksulluğu Panoraması' anketinin toplantısında kadınlar söz aldı
Ekmek ve Gül'ün yayımladığı "Türkiye’de Kadın Yoksulluğu Panoraması" başlıklı anket sonuçları, kadınların şiddet ve yoksulluk sarmalındaki çaresizliğini ve direnişini ortaya koydu.

Ekmek ve Gül, “Türkiye’de Kadın Yoksulluğu Panoraması” başlıklı anketin sonuçlarını açıkladı. Anket; kadınların yoksullukla mücadele ederken yaşadıkları özgün sorunları, geliştirdikleri baş etme yöntemlerini ve çözüm önerilerini ortaya koydu. Anket çalışmanın bir parçası olan kadınlar, basın toplantısında deneyimlerini paylaştı. 

Kocaeli Ekmek ve Gül Kadın Derneği Kocaeli Temsilcisi İzel Gözde Meydan, kadınlarla yaptıkları buluşmalardan ve saha çalışmalarından edindikleri izlenimleri aktarırken, 2022 yılında başlattıkları kampanyayı hatırlattı.

Meydan, pandemi sonrasında gıda enflasyonunun yüzde 90’ları aştığı bir dönemde, Mayıs 2022’de Kocaeli’de tüm devlet okullarında bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek verilmesi talebiyle kampanya başlattıklarını söyledi. Bu talebin kısa sürede Türkiye genelinde kadınlar tarafından sahiplenildiğini belirten Meydan, seçim sürecinde de birçok siyasi partinin programına girdiğini ifade etti. Milli Eğitim Bakanlığının attığı sınırlı adımların, bu talebin hayata geçirilmesinin mümkün olduğunu gösterdiğini vurguladı.

Aradan geçen dört yılda yoksulluğun daha da derinleştiğini dile getiren Meydan, özellikle kadınlar açısından tablonun ağırlaştığını söyledi. Kocaeli’de ağırlıklı olarak emekçi mahallelerinde faaliyet yürüttüklerini belirten Meydan, görüştükleri kadınların büyük bölümünün sendikasız işlerde çalıştığını, çok azının sendikalı olduğunu aktardı.

Geçtiğimiz yıl Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde yaşanan ve 6 kadın işçinin yaşamını yitirdiği patlama ve yangını hatırlatan Meydan, bu olayın kadın emeğinin içinde bulunduğu koşulları açığa çıkardığını ifade etti. Yaşamını yitirenlerden üçünün çocuk yaşta olduğunu belirten Meydan, olayın münferit bir kaza gibi sunulduğunu ancak gerçekte güvencesiz ve denetimsiz çalışma koşullarının sonucu olduğunu söyledi. Bu işçilerin aylık 8-10 bin lira gibi düşük ücretlerle çalıştırıldığını ve bunun Kocaeli’de yaygın bir durum olduğunu dile getirdi.

Kocaeli’nin otomotiv ve yan sanayisinin yoğun olduğu bir kent olduğuna dikkat çeken Meydan, anket kapsamında görüştükleri kadınların iş yerlerinde taciz, kötü muamele ve baskıya maruz kaldıklarını, ancak yoksulluk nedeniyle işten ayrılamadıklarını anlattıklarını aktardı. Kadınların hem iş yerinde hem de yaşam alanlarında bir “şiddet ve yoksulluk sarmalı” içinde kaldığını söyledi.

Yaklaşık 120 kadınla yapılan görüşmelerin sonuçlarına değinen Meydan, ortaya çıkan tablonun kadınların yoksulluk karşısında tek çıkış yolunun yan yana gelmek ve iş yerlerinde, fabrikalarda örgütlenmek olduğunu açıkça gösterdiğini ifade etti.

Günde 16 saat çalışmaya rağmen borç bitmiyor

Ekmek ve Gül Bursa’dan Aslı Şahinkaya’nın aktardıkları, sanayi kenti Bursa’da “büyüme” ve “ihracat başarısı” anlatılarının arkasındaki görünmeyen emeği açığa çıkarıyor. Bir ay boyunca yürütülen derinlemesine görüşmeler ve anketlerin ardından işçi kadınlarla 1 Mayıs öncesi bir araya gelindi. Toplantıda, yapılan araştırmanın sonuçları kadınların kendi deneyimleriyle yeniden tartışmaya açıldı.

Şahinkaya, bu buluşmaların yalnızca veri toplamakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda kadınlar arasında bir iletişim ve ortak mücadele zemini yarattığını vurguluyor. “Bazen ‘Bu yaptığımız ne işe yarıyor’ diye düşünülebilir ama kadınlar kendi yaşadıklarını birbirleriyle konuştukça, nasıl mücadele edeceklerine dair bir ısrar da ortaya çıkıyor” dedi.

Saha verilerinin ise ağır bir tabloyu ortaya koyduğuna dikkat çeken Şahinkaya, “Fabrikada 6 gün çalışan kadınlar, tek izin günlerinde temizlik işine gidiyor. Üstelik bir günde iki eve yetişmeye çalışıyorlar. Günlük çalışma süreleri ise çoğu zaman 12 saati, kimi zaman 16 saati buluyor. Yani “dinlenme günü” olarak görülen tek gün, başka bir işte geçirilerek hayatta kalmanın aracı hâline geliyor” dedi. Şahinkaya’nın aktardığına göre iş kazaları artık istisna değil, gündelik hayatın bir parçası. Kadınlar “büyük” kazalara şaşırdıklarını, çünkü “orta ölçekli” kazaların zaten sıradanlaştığını ifade ediyor.

Şahinkaya, “Mesai, fabrika kapısında da bitmiyor. Kadınlar vardiya sonrası evde ikinci bir mesaiye başlıyor. Üstelik bu yalnızca çocuk bakımıyla sınırlı değil; hasta ve yaşlı bakımı da büyük ölçüde kadınların omzunda. Böylece üretimde ve yeniden üretimde kesintisiz bir emek döngüsü oluşuyor” dedi.

Araştırmada dikkat çeken bir diğer başlığın ise yoksulluğun görünmezliği olduğunu söyleyen Şahinkaya, kadınların yoksulluklarını çoğu zaman açıkça dile getirmediğini belirtti. Şahinkaya, “Bunun bir yanının 'kader olarak kabullenme', diğer yanının ise yoksulluğu ifade etmenin yarattığı utanç duygusu olduğunu söylüyor. Bu nedenle pek çok kadın, devletten aldığı yardımı ya da yaptığı ek işleri dahi gizliyor” diye konuştu.

Ankette yer alan örneklerin ise tabloyu daha da çarpıcı hâle getirdiğini dile getiren Şahinkaya, “Tekstil sektöründe çalışan bekâr bir kadın, 'Sadece evime eşya aldım, iki yıldır onu ödüyorum' diyerek borç sarmalını anlatıyor. Günde 16 saate varan çalışmaya rağmen borcunu bitiremediğini, çocuklu kadınların nasıl geçindiğini ise “düşünemediğini” söylüyor” ifadelerini kullandı.

“Geliriniz yeterli olsaydı ne yapardınız?” sorusuna verilen yanıtların ise yoksulluğun hayalleri bile nasıl sınırladığını gösterdiğini ifade eden Şahinkaya, bir işçi kadının “Şelaleleri görmek isterdim” yanıtını verdiğini aktarıyor. Aynı kentte yaşamasına rağmen hiçbir şelaleyi göremediğini anlatan kadın, tek izin gününde dışarı çıkmanın maliyetinin en az 1500 lirayı bulduğunu söylüyor. Bu para için iki gün çalıştığını, kirası için 15 gününü, banka borçları için ise 10 gününü ayırdığını ifade ediyor.

“Hiç konuşulamayacak kadar uzak bir ihtimal"

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Adile Doğan’ın aktardıkları, çalışan kadınlar için “ek iş”in artık istisna değil, hayatta kalmanın zorunlu koşulu hâline geldiğini ortaya koydu.

Doğan’ın paylaştığı saha verilerine göre, Pendik’te yapılan ankette neredeyse tüm kadınlar çalıştıkları işin dışında bir iş daha yapmak zorunda. Ancak bu “ek işler”, gelir artırmaktan çok yaşamı sürdürebilmenin son sınırını ifade ediyor. Kadınlar ya gece vardiyasında fabrikada çalışıp gündüz başka işlere koşuyor ya da gündüz vardiyasını tercih edip geceleri düğün salonlarında garsonluk, fotoğrafçılık gibi işlerle ayakta kalmaya çalışıyor.

Bu tablonun özellikle boşanmış kadınlar açısından daha da ağırlaştığını söyleyen Doğan, “Şiddet ortamından çıkmak için boşanma kararı alan kadınlar, ekonomik olarak ikinci kez yoksullaşıyor. Uzayan boşanma davaları, yıllarca süren hukuki süreçler ve bu süreçte sosyal destek mekanizmalarının işlememesi, kadınları güvencesizliğin daha da derinine itiyor” dedi.

Kadınların kazandığı gelirin ise neredeyse tamamen barınma ve gıdaya gittiğinin altını çizen Doğan, “Ankette 'Tatile gidebildiniz mi?' sorusu ise karşılıksız kalıyor; Doğan’ın ifadesiyle bu, 'hiç konuşulamayacak kadar uzak' bir ihtimal. Daha çarpıcı olan ise kadınların uzun süredir ne kendilerine ne de çocuklarına yeni kıyafet alamaması. Hatta bazı kadınlar çocuklarının bedenini ya da ayakkabı numarasını dahi bilmiyor; çünkü çocuklar komşulardan, muhtarlıklardan ya da dayanışma ağlarından gelen ikinci el giysilerle büyüyor” dedi.

RAPORUN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Fotoğraf: Ekmek ve Gül


Editörden