Memlekete cemreler düştü ama kadınların hayatlarına baharın gelmesi için mevsimin değişmesi yetmiyor. Baharı getirecek olan şeyin daha fazla mücadele ve birliktelik olduğu gerçeği her geçen gün önem kazanıyor. Biz de mahallemizde yaşayan ve çalışan Ekmek ve Gül okuru kadınlar ile sohbetlerimizi sıklaştırdık. Mamak General Zeki Doğan Mahallesi’nde iki farklı esnaf kadının hayata dair endişelerini konuştuk. Onların endişeleri ve yaşadıkları memleketin portresi niteliğinde.
‘Çalışmazsam iki emekli maaşıyla geçinemeyiz’
Mamak’ta yıllardır yufkacılık yapan Serkan, ekonominin geldiği halin artık alışılacak bir yanının kalmadığını ifade ediyor ve kendi yaşamından örnekler veriyor: “Bir yufkanın fiyatı 20 lira ama artık insanlar o parayı verecek durumda bile değil. Kredi kartı olmadan ekmek bile alamayacağımız bir hale geldik. Bir torba una 1100 lira veriyorum, bir yufkayı 20 liraya satabiliyorum ama dün cebime biraz da olsa para kalıyorken bugün dükkanı zor çeviriyorum. Ben çalışmasam eşimle benim aldığımız toplam iki emekli maaşıyla nasıl yaşayalım? Eşim hastalandı, devlet hastanesi aylar sonraya randevu verdi. Mecbur özel hastaneye götürdük, hâlâ onun borcunu ödüyorum. Bugün benim aldığım bir torba unun bu fiyatlara gelmesinin sebebi devletin bilinçli politikaları; gün geçtikçe daha çok dışa bağımlı hale gelmemiz.” Mahallede ve ülkede yaşanan kadın cinayetleri ile intiharları da konuşuyoruz Serkan ile. Bunların nedeninin yoksulluk olduğunu; devletin eğitim politikaları sonucu ortaya çıktığını ve sistemle bağlantılı olduğunu vurguluyor.
‘Bir şeylerden eksik büyümesinler diye çabalıyoruz’
Bir diğer Ekmek ve Gül okuru ise Mamak’ta telefon bayi işleten Zeynep. O da artan kiralardan, yaşam maliyetlerinden bahsederek başlıyor sohbete: “İki çocuk annesiyim ve eşimle beraber burayı işletiyoruz. Geçen dönem 15 bin olan kiramızın bu sene 40 bine çıkması ile sarsıldık önce. Evime de 12 bin 500 lira kira ödüyorum. Aldığımız paranın çok büyük bir kısmı zaten buralara gidiyor. Kalan parayla da çocukların giderleri, evin giderleri ancak geçiniyoruz. Kızım voleybol oynuyor, ona her sezon ayakkabı alıyoruz mecbur. Oğlum sınava hazırlanıyor, düzenli kitap almak gerekiyor. Kısabildiğimiz her yerden kısarak yapıyoruz bunları. Bir şeylerden eksik büyümesinler diye çabalıyoruz ama ne kadar çabalarsak çabalayalım elimizden gelen bu oluyor. Bir şeylerden kısıp balık alıyoruz, meyve alıyoruz sağlıklı beslenmeleri için.”
‘Çocuklarımızın can güvenliğinden endişeliyiz’
Zeynep’in bir diğer dikkat çektiği konu ise yoksul mahallelerde artan uyuşturucu kullanımı. Bu yüzden çocukları başka bir ilçede okulda gönderdiğini anlatıyor: “Yol parasını gözden çıkartıyoruz ama artık bunlar da çözüm olmuyor. Durumumuz olursa kısacağımız her yerden kısıp yurt dışına göndermek istiyoruz çocukları. Çünkü burada sadece ekonomik yüzünden değil; can güvenliğinden de endişe duyuyoruz. Orası da iyi değil ama ne yapmamız gerektiğini de artık bilmiyoruz. İktidardakiler gitmeden bir şeylerin düzeleceğine dair bir umudumuz kalmadı.”
Fotoğraf: MA
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















