Çapa’da güvenli çalışma ortamı için sağlık emekçileri eylem yaptı: ‘İş yerinde tacize sessiz kalmayacağız’
Çapa Tıp Fakültesinde kadın çalışanların gizlice görüntülenmesi üzerine yapılan açıklamada, tacizin üzerinin örtülmesine tepki gösterildi; güvenli çalışma alanları ve şeffaf soruşturma talep edildi.

Çapa Tıp Fakültesinde aylardır sürdüğü ortaya çıkan tacize karşı Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Aksaray Şubesinin çağrısı ile sağlık çalışanları ve öğrencilerin katılımıyla basın açıklaması yapıldı. Erkek bir çalışanın 9 ay boyunca personel tuvaletinde kadın çalışanların gizlice görüntülerini çektiği sağlık çalışanları tarafından fark edilerek ortaya çıkarıldı, şüpheli tutuklandı. 

Kurumun itibarı tacize karşı eylemi bastırarak mı korunur?

Basın açıklamasına kadın ve erkek sağlık emekçileri ile öğrenciler katılmış olsa da eylem öncesindeki konuşmalara, sağlık emekçilerinin beklentilerinin daha yüksek olduğu yansıdı. Bir sağlık emekçisi kadın, “Böyle bir olayda bile bu kadar kişi miyiz?” sorusunu sitemle yöneltti. Hem basın açıklamasında hem de sağlık emekçileri ve üniversite öğrencileriyle yaptığımız görüşmelerde, gerek hastane yönetiminin gerekse hocaların “Kurumun itibarına zarar vermeyin, bu adli bir olay” diyerek eyleme katılımı engellemeye çalıştığı anlaşılıyor.

Basın açıklamasının ardından görüştüğümüz SES’ten Güldane Çelik, eylem kararını aldıklarında yüzü aşkın sağlık emekçisinden olumlu mesajlar aldığını ancak yönetime yakın kişilerin “hastanenin adının kötülenmek istendiği, olayın yargıya iletildiği ve yargıya iletilen olay üzerine konuşmanın yasal olmadığı” gibi tehditvari konuşmalar yapıldığını dile getirdi. Bunun çok kişi korkuttuğunu belirtti. 

Eyleme katılan öğrencilerden biri eylemin ardından yaptığımız sohbette, “Bu tarz olaylar nedense her zaman tekil bir olaymış gibi değerlendirip kapatılmaya çalışılıyor ama bu sistematik olan bir şey. Bu kadar hastane gibi hiyerarşinin çok belirgin olduğu yerlerde bu tarz şeyler çok kolay gerçekleşip çok kolay baskılanabiliyor. Bu yüzden bunun peşine düşmenin önemli olduğunu düşünüyorum” dedi. 

Yapılan açıklamada bu konuya “Kurumun itibarı sorunu gizleyerek değil, sorumluluk alarak, şeffaf davranarak, sorumluluk alarak sağlanabilir” denilerek değinildi. 

‘Çapa yönetimi güvenli koşulları sağlamakla yükümlü’

Basın açıklamasını yapan SES Çapa Tıp Fakültesi İş Yeri Temsilcisi Güneş Cengiz, “Bu kadın emekçilerin mahremiyetini hedef alan son derece ciddi bir olaydır. Hastane uzun süredir şantiye ve dönüşüm alanı halinde. Farklı birimlerde uzun süredir devam eden tuvalet ve soyunma odası sorunları tüm emekçilerin mahremiyetini, güvenliğini doğrudan etkiliyor” dedi. Cengiz sorumluluğun yalnızca fail ile değil, kadınların güvenliğini sağlayacak koşulları oluşturmakla yükümlü Çapa Tıp Fakültesi yönetiminin de sorumluluğu olduğuna dikkat çekti. Çalışanların güvenliğini, sağlığını, beslenmesini, çalışma ortamını görmezden gelip tüm sorunlara rağmen yüksek performans bekleyen yönetim anlayışının emekçilerin yaşamını giderek ağırlaştırdığını vurguladı. 


‘Sorunlar çalışanlarla tespit edilip çözülmeli’

Hastane yönetimine seslenilen açıklamada, etkin ve şeffaf bir soruşturma, sorumlular hakkında mevzuat çerçevesinde gerekli işlemler başlatılması, kadın emekçilerin mahremiyeti ve güvenliğini sağlayacak acil önlemlerin alınması talep edildi. 

Cengiz, taleplerini şöyle sıraladı: “Hastanenin birimlerindeki tuvalet ve soyunma odaları sorunu tespit edilmeli, kalıcı ve uygun fiziki koşullar sağlanmalıdır. Taciz ve şiddet bildirimlerinin üzerinin örtülmesine izin verilmemeli, başvuran çalışanların korunacağı, gizliliğinin gözetileceği ve misillemeye maruz bırakılmayacakları güvenilir mekanizmalar oluşturulmalı. Çalışanların iş yükü, beslenme, ruhsal iyilik hali, çalışma ortamı, maddi sorunları dikkate alınmalı. İnsan onuruna yakışır sağlıklı ve güvenceli çalışma koşulları sağlanmalı. Sorunlar çalışanlarla birlikte tespit edilmeli ve çözüme kavuşturulmalıdır.”

Göz dikilen hep sağlık emekçilerinin ihtiyaçları
Basın açıklamasında konuşan İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Benan Koyuncu, hastaneler yenilenirken ya da koca koca hastaneler inşa edilirken göz dikilenin hep sağlık emekçilerinin ihtiyaçları olduğuna dikkat çekti. Koyuncu, “Bizler güvenli sağlık çalışma alanları istiyoruz. İktidar hep büyük hastaneler yapmakla övünüyor, şehir hastaneleri yapılıyor ama sağlık çalışanlarının yaşam alanları git gide küçülüyor. Eskiden bizim bahçelerimiz vardı, odalarımız vardı, dinlenme alanlarımız vardı, şimdi bunlar yok. O en büyük şehir hastanelerinde bile maalesef ilk başta göz dikilen çalışanların dinlenme alanları oluyor. Güvenli çalışma alanları için mücadelemiz devam edecek” ifadelerini kullandı. 
SES’ten Güldane Çelik, soyunma odalarında, hemşire odalarında kameraların olduğuna, kameraların olduğu odalarda sağlık emekçisi kadınların “kameralardan kaçmaya çalışarak” giyinmek durumunda kaldığını söyledi. “Binaların yıkılması ile birlikte oradaki servisler kalan sağlam binalara dağıtıldı ve aşırı bir yoğunluk oluştuğu için alanlar yetmiyor, yeterli gelmiyor. Doktorların odası yok. Güvenli alanlarımız yok. Burada da yaşanan olayda, derme çatma bir yer kurulmuş yokluktan dolayı ve tam anlamıyla güvenli bir alan oluşturulamamış. Olay bundan kaynaklanıyor. Bizim de talebimiz yönetimden, bu korkunç olayla birlikte kendine çeki düzen vermesi ve güvenli çalışma taleplerimizi gerçekleştirmesi” diyen Çelik, bu olayın ardından hiçbir kadın çalışanın kendini güvende hissetmediğini ekledi. 
İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Çalışmaları Kulübünden katılan genç bir kadın öğrenci, “Tabi ki hepimiz çok istiyoruz binalarımız bir an önce yapılsın, daha sağlıklı koşullarda, daha güvenli koşullarda çalışabilelim, rahatlıkla üstümüzü değiştirebileceğimiz alanlar ama bu olay bu koşullar sağlanmamış olsa bile kesinlikle yaşanmaması gerekiyordu” dedi.
Kutu:
Ya intörnler?

İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Çalışmaları Kulübünden (KAÇAK) genç kadın öğrenciler de eyleme katılmışlardı. Bu hastanenin onların da hem eğitim hem çalışma alanı olduğunu belirten öğrenciler yaşanan olayın münferit olmadığını vurgulayarak öğrencilerin yaygın olarak tacize karşı yapılan eylemi desteklediklerini söylediler. KAÇAK üyesi altıncı sınıf öğrencisi bir genç kadın, altıncı sınıf öğrencilerinin aynı zamanda hastanede çalıştıkları için bu olayın ardından biraz güvensiz hissettiklerini de belirtti. “Altıncı sınıfta hem öğrenciliği tam bitirmemiş hem de gerçek bir çalışan olmadığımız bir dönem içinde oluyoruz. Bu da tacize veya mobbinge açık bir alan bırakıyor. Çünkü orada hocaların bir sıkıntı çıkarması ya da stajlardaki bir aksama senin çalışma hayatına başlama sürecini öteleyebilir. Daha önceden kulübümüze altıncı sınıf öğrencisi olup, bir nöbette yaşadığı tacizi anlatan arkadaşlar olmuştu. Ama genelde bunu adli bir sürece taşımaya çekiniyor oluyorlar. Hem senelerinin uzamasından ve son seneleri olmasından kaynaklı çekiniyorlar hem de bir sonuç alamayacaklarını ne yazık ki düşünüyorlar” diyen öğrenci intörnlerin sıkıştığı özgün koşullardan bahsetti: “Hem kendini savunabilecek kadar ekonomik özgürlüğe sahip değil hem de bir öğrenci olmanın ve çalışan olmanın getirdiği kesişimde zarar görebilecek bir durumda.”

Fotoğraflar: Elif Turgut/Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Çapa Tıp Fakültesi yemekhane işçisi: '11 yıl çalıştım, doğum iznime bir hafta kala kapının önüne konuldum'

Çapa Tıp Fakültesi yemekhanesinde 11 yıldır çalışan Taybet Aydın, doğum iznine bir hafta kala işten çıkarıldı. Yasal hakları ve güvenceli iş için direnişini sürdüren Aydın, Ekmek ve Gül'e konuştu

İşyerinde tacizin ispatında şahit koşulu yoktur

İşyerinde işveren, işveren vekili ya da başka bir işçinin cinsel tacizine uğrayan kadın işçinin tacizi ispatlaması için şahit koşulu aranmaz.

Dosya: KESK 3. Kadın Kurultayının ardından...

Kurultayın üzerinden bir ayı aşkın bir süre geçmiş olsa da kurultay sırasında tartışılan belli başlı konuları ele almak, kamu emekçisi kadınların örgütlülüğü için önemli...


Editörden