Bu çadırın altında çok hikaye var
Çiğli Flamingo Kadın Kooperatifinin düzenlemiş olduğu Kadın Üretici Pazarı yan yana geldikçe çoğaldıkları, az bir soluklanıp nefes aldıkları yer kadınlar için.

Pazar deyip geçmeyin, geçim derdine, şiddete, yalnızlığa çare arayışı bir anlamda… Belediyenin desteğiyle Çiğli Flamingo Kadın Kooperatifinin düzenlemiş olduğu Kadın Üretici Pazarı, hayatlarında ne varsa el emeği göz nuru ürettiklerine aktardıkları, yan yana geldikçe çoğaldıkları, az bir soluklanıp nefes aldıkları yer kadınlar için. Ama şimdi, maliyetlerin artması ve insanların alım gücünün düşüklüğü nedeniyle emeklerinin karşılığını alamadıklarını, satış yapamadıklarını söylüyor tüm kadınlar. Ülkenin iyi yönetilmediğini düşünen kadınlar, kadınların kendi seçeneğini yaratmak için daha çok siyasette yer almaları ve daha çok örgütlenmeleri gerektiğini dile getiriyorlar.

Çiğli’de Ekmek ve Gül okurları olarak pazarı ziyaret edip kooperatif başkanı Eylem Özdemir ve üretici kadınlarla sohbet ettik. Aynı zamanda Çiğli Belediyesi Meclis üyesi olan Eylem Özdemir anlatıyor: “Şu pazara girsen binbir çeşit hikaye duyarsın. Özellikle bu pandemi, ekonomik sıkıntı her şeyi kadının sırtına yüklendiği için şiddeti de devamında getiriyor ve artık kız çocuklarını da etkiliyor. Pazarın kurulduğu bu çadırda hem çok sevinçli hem de çok üzücü hikayeler var. Burası sadece pazar değil, ekonomik sosyal hayatı değiştirme projesi. Evde yemek yapamadığı için ya da dolmuş parası bulamadığı için dışarı çıkamayan arkadaşlar var. Her kötü şey kadınların sırtında şu an. Buraya hobi olarak gelen tek tük oluyor. Genel olarak hepsi ihtiyaç sahibi. Ayrıca şiddete maruz kalan kadınlar geliyor. Kendini biraz güçlü hissedip o şiddetten kurtulmak istiyorlar. Çözüm başta sistemin değişmesi, bu ülkenin ilk önce gidişatının düzelmesi gerekiyor. Yoksa bizim birkaç kişiye dokunuşumuz değiştirmiyor aslında, bunlar gündelik geçici çözümler” diye anlatıyor pazarın hikayesini.

‘50 LİRA GEÇİME KATKI’

İlk uğradığımız tezgah lezzetli hamur işlerinin olduğu, Bahar’ın tezgahı. Bahar Düzgün, eskiden tekstil işçisiymiş, 2 çocuğu olduktan sonra işi bırakmak zorunda kalmış. “En azından harçlığımızı çıkartıyoruz. Evet yoruluyoruz birazcık ama 50 lira çıkıyor işte, bir ekmek, bir süt parası” diye anlatıyor.

Bahar, “Markette kasaya vardığımda elimdeki para karşılayacak mı acaba aldıklarımı diye düşünüyorum. İki parça alıyoruz, ay sonunu getiremiyoruz. Her yıl bir şeyler zorunlu oluyor. Çocuğunu dershaneye göndermek zorundasın, dershane paraları çok yükselmiş gönderemiyorsun. Kitap alacaksın, alamıyorsun. Kıyafetleri filan bıraktık zaten artık. Komşunun çocuğunun kıyafetleri var, abiden kardeşe kalıyor ya da kardeşlerden yeğenlere kalıyor onlara giydiriyoruz” diye anlatıyor.

‘KADINLARIN DAHA AKTİF OLMASI LAZIM’

Konu tüm bu zorlukların nasıl aşılacağına geliyor. Bahar, “Hiçbir gelen düzeltmedi, uzun zamandır da kötü gidiyor, var olan da iyi değil. Değiştirmek için kadınların çok bilgili olması lazım, araştırması lazım. Kadınlarımız evde, dışarıyı hiç bilmiyoruz. Erkekler dışarda ama kadınlar kadar aktif değil. Kadınların özellikle siyasette daha aktif olması lazım. Bu dar gelirle evi biz yönetiyorsak, geçindirebiliyorsak Türkiye’yi hayli hayli geçindirebiliriz. Şükür şükür nereye kadar, 3 kuruş alıyorsun şükür ama emeğinin karşılığını alamıyorsun yok” diye ekliyor.

‘MALZEMELER ÇOK PAHALI, ARKADAŞLARLA DÖNÜŞÜMLÜ OLARAK KULLANIYORUZ’
Birbirinden güzel sabun kokularının geldiği bir başka tezgaha geçip Ragibe ve Gilman’la tanışıyoruz.
Gilman Özilhal emekli öğretmen. “İnsanlar öncelikli harcamalarını yaşamsal şeylere yönlendiriyor. Kış mevsimindeyiz ısınma giderleri, elektrik giderleri verilen maaşlar zaten hiçbir şeye yaramıyor. Herkes zor durumda” diye anlatıyor satışların neden az olduğunu.
İlk defa el işi pazarında sergi açtığını söyleyen Ragibe Okal, arkadaşlarının teşvikiyle gelmiş. İlk yakındığı şey ise malzemelerin pahalılığı. Bu sebeple silikon kalıp gibi malzemeleri arkadaşlarıyla dönüşümlü olarak kullanmışlar. “Kursa ilk başladığımızda 27 liraya 1 kilo sabun bazı almıştık. Şu an belki 50 liranın üstünde fiyatı var. Şimdi onu alıp nasıl satacaksın. Biz hep doğal zeytinyağı kullanıyoruz mesela, hiçbirinde katkı yok. Zeytinyağı fiyatları malum. Maliyeti düşürmek için ambalaj kağıtlarını değerlendirdik. Ben de harçlık olsun diye geliyorum buraya” diyor Ragibe. “Oğlum liseyi bitirdi, kızım 2 üniversite okudu ama bir çeyiz mağazasında çalışıyor. Asgari ücret, üniversite mezunu bekar olmasına rağmen belini büküyor, birlikte yaşıyoruz. Belki biraz daha iyi bir ücreti olsa kendi başına kendi hayatını yaşayacak ama 29 yaşında bir insan ailesiyle birlikte yaşamak zorunda kalıyor. İnsanın yeter artık silkinip kendimize gelelim diyesi geliyor” diye ekliyor.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Dayanışma pazarı

KADAV-Göçmen Dünya Kadın Dayanışma Merkezi ‘Dünyanın Emeği’ işlerini sunacakları dayanışma etkinliği...

Yenimahalle’de köylü pazarında kadınlar dertli

Okul harçlığı için bahçesinden topladığı ürünü satan genç kadınlardan torunları için çalışmaya devam...

Uzundere pazarcı esnafı kadınlar: Üretiyoruz ama h...

Uzundere pazarcı esnafı kadınlar: Gelir seviyemiz düşük olduğu için insanca yaşayamıyoruz. Sadece ya...