öykü

Ceylan

O esvaplar kirli, bu ev kirli temiz olan dışarıdaki hayat, avuçlarımla kazıp kuracağım bir yaşam vardı artık. Şehirlerde fabrikalar vardı. O kitaplardaki gibi, işçi kadınlar, atölyeler vardı...

Overlokçu

‘Valla çok hoşuma gitti. Sanki bir aileyi ifade eder gibi demedi mi ya… Bu rezil atölyeye bir çatı koydu o laf, gözüme bir an güzel göründü bura!’

Döneceğim Matta!

Evet Matta yok artık, sanırım en çok bunu söyledim kendime… Yok’u öğrendim, yok olmayı, yok olana alışmayı, yokluğu, yoksulluğu, yokuş çıkmayı, yokuş aşağı yuvarlanmayı… Türkçede böyle ifade ediliyor.

23 kadın yazarın gözünden Şehir Söner Biz Yanarız-Pavyon Öyküleri

Şehir Söner Biz Yanarız’ın yazarlarına sorduk… Öykülerini nasıl yazdılar? Pavyon için ne düşünüyorlar?

Pavyon Öyküleri: Bastırılmış merak ve dürtülerimizle yaşıyoruz

23 kadın yazar yazdı bu kitabı. ‘Burası hayatın arka kapısı…’ denilen pavyondan çıkan öyküler, 23 kadından Pavyon Öyküleri… Münire Çalışkan Tuğ, öykülerin derleyicisi Süreyya Köle ile söyleşti.

Havva’nın günü

Git git yükselen seslere yöneldi. Kadınlar, birbiriyle kol kola girmiş yürüyorlardı sıra sıra. Her yaştan kadınlar varsa da çoğunluğu genç kadınlardı… Bedenlerinde inatçı bir karşı duruş vardı.

Gerçek özgürlük

İzmir’den tekstil işçisi Sanem Lamekan Ekmek ve Gül’de kadınlara kaleme aldığı öykü ile sesleniyor: ‘Bir kadın hem fikren hem de ekonomik anlamda özgür olmalıydı. Her anlamda topluma karışmalıydı…’

İkinci şans

‘Aşındırmadığı hastane, umut ışığı aramadığı doktor kalmadı. ‘Kız çocuğuydum ne de olsa aynaya bakmaktan korkmamalıydım.’ Öyle derdi, her hayal kırıklığımda.’

Sıcak, samimi, direngen öyküler: Yaftalı Köyün Delisi

Yaftalı Köyün Delisi, Ayşe Gümüş Çoban’ın ilk kitabı. Zorlu bir hayatın hay huyu içinde, içindeki yazma aşkını hiç kaybetmemiş bir kadının bir kitabı doğurma hikayesi bu…

Ağlama Reyhan

Yıllar sonra duydum: Reyhan aşık olduğu Hüseyin ile evlenmiş ve mutlu bir aile hayatı yaşıyordu. Doğup büyüdüğü güzel şehrinden de hiç ayrılmamıştı. Peki, annesine ne olmuştu?

Düğün kimin düğünü

‘Sonunda dayanamayıp gün ışıyınca dışarı atmış kendini. Ağaçların, güllerin altında kukusuna seslenmiş. Sonunda ümidini kesip oturmuş bir ağacın altına. Ben cahildim bilemedim, düğün seninmiş.’

Bana ne anası ölmüş bebekten!

Dün karnımdan bütün vücuduma yayılan acıyı yeniden tüm vücudumda hissetmeye başladım. Sırtımı onlara dönüp başımı yastığa gömdüm. ‘Bana ne anası ölmüş bebekten!’ diyerek ağlamaya başladım.

Hanımlık, hatınlık işleri

‘İki çocuğunla bir de kendine aşık mı bulacaksın? Evlen de çocuklarının yükü ikiye bölünsün. Hem bu son kısmet yağlı, seni işe bile göndermez evinin hanımı yapar.’

‘Sennur Sezer sınıfımızdaydı, yine sınıfımızda, hep olacak sınıfımızda’

Sennur Sezer Emek-Direniş Öykü ve Şiir Yarışmasının özel öykü ödülünü alan Özlem Keskin ile söyleştik...

Bulutlar sınır mı bilir?

Öyle bir an geldi ki bulutların üzerinde hissetti kendisini. Koşan o değil de bir at gibi üzerine bindiği bulutlardı sanki. İyi de o ses?

Notabene Yayınevi Öykü Tasarım Atölyesi başlıyor

Notabene Yayınevi yeni yazarlara kapılarını açıyor, ‘Öykü Tasarım Atölyesi’ başlıyor...

GÜNÜN ÖYKÜSÜ: Melodram

“Erkek milleti ulaştığı kadını terk eder demiş Zeliha. Çok saçmaymış Zeliha’nın sözleri. Madem bunun adı aşktı, hesap bilançosu çıkarılmadan yaşanmalıydı...”

GÜNÜN ÖYKÜSÜ: Ostrovski

Şehri binlerce gözde terk ettim. Büyük kemerin altından geçerken hepiniz ordaydınız. Kapılar ardımdan kapandığında hayatın tek bir andan ibaret olmadığını anlamıştım.

GÜNÜN ÖYKÜSÜ: Yangın

Onu son gördüğümüzde bir kâğıdın üstüne ev çiziyordu. O evin önünden sahile uzanan kısacık bir yol. Denizin üstünde bir kayık... Kayığın gölgesi dağınkine karışmış...

GÜNÜN ÖYKÜSÜ: İçi acıdı

Çiçeğin yaşamak için verdiği savaşa saygısızlık etmekten korkup, hemen caydı. Bu onun mücadelesiydi, müdahale etmemeliydi. Defalarca, “diren papatyacık,” diyerek onu desteklemeye çalıştı.