öykü

Havva’nın günü

Git git yükselen seslere yöneldi. Kadınlar, birbiriyle kol kola girmiş yürüyorlardı sıra sıra. Her yaştan kadınlar varsa da çoğunluğu genç kadınlardı… Bedenlerinde inatçı bir karşı duruş vardı.

Gerçek özgürlük

İzmir’den tekstil işçisi Sanem Lamekan Ekmek ve Gül’de kadınlara kaleme aldığı öykü ile sesleniyor: ‘Bir kadın hem fikren hem de ekonomik anlamda özgür olmalıydı. Her anlamda topluma karışmalıydı…’

İkinci şans

‘Aşındırmadığı hastane, umut ışığı aramadığı doktor kalmadı. ‘Kız çocuğuydum ne de olsa aynaya bakmaktan korkmamalıydım.’ Öyle derdi, her hayal kırıklığımda.’

Sıcak, samimi, direngen öyküler: Yaftalı Köyün Delisi

Yaftalı Köyün Delisi, Ayşe Gümüş Çoban’ın ilk kitabı. Zorlu bir hayatın hay huyu içinde, içindeki yazma aşkını hiç kaybetmemiş bir kadının bir kitabı doğurma hikayesi bu…

Ağlama Reyhan

Yıllar sonra duydum: Reyhan aşık olduğu Hüseyin ile evlenmiş ve mutlu bir aile hayatı yaşıyordu. Doğup büyüdüğü güzel şehrinden de hiç ayrılmamıştı. Peki, annesine ne olmuştu?

Düğün kimin düğünü

‘Sonunda dayanamayıp gün ışıyınca dışarı atmış kendini. Ağaçların, güllerin altında kukusuna seslenmiş. Sonunda ümidini kesip oturmuş bir ağacın altına. Ben cahildim bilemedim, düğün seninmiş.’

Bana ne anası ölmüş bebekten!

Dün karnımdan bütün vücuduma yayılan acıyı yeniden tüm vücudumda hissetmeye başladım. Sırtımı onlara dönüp başımı yastığa gömdüm. ‘Bana ne anası ölmüş bebekten!’ diyerek ağlamaya başladım.

Hanımlık, hatınlık işleri

‘İki çocuğunla bir de kendine aşık mı bulacaksın? Evlen de çocuklarının yükü ikiye bölünsün. Hem bu son kısmet yağlı, seni işe bile göndermez evinin hanımı yapar.’

‘Sennur Sezer sınıfımızdaydı, yine sınıfımızda, hep olacak sınıfımızda’

Sennur Sezer Emek-Direniş Öykü ve Şiir Yarışmasının özel öykü ödülünü alan Özlem Keskin ile söyleştik...

Bulutlar sınır mı bilir?

Öyle bir an geldi ki bulutların üzerinde hissetti kendisini. Koşan o değil de bir at gibi üzerine bindiği bulutlardı sanki. İyi de o ses?

Notabene Yayınevi Öykü Tasarım Atölyesi başlıyor

Notabene Yayınevi yeni yazarlara kapılarını açıyor, ‘Öykü Tasarım Atölyesi’ başlıyor...

GÜNÜN ÖYKÜSÜ: Melodram

“Erkek milleti ulaştığı kadını terk eder demiş Zeliha. Çok saçmaymış Zeliha’nın sözleri. Madem bunun adı aşktı, hesap bilançosu çıkarılmadan yaşanmalıydı...”

GÜNÜN ÖYKÜSÜ: Ostrovski

Şehri binlerce gözde terk ettim. Büyük kemerin altından geçerken hepiniz ordaydınız. Kapılar ardımdan kapandığında hayatın tek bir andan ibaret olmadığını anlamıştım.

GÜNÜN ÖYKÜSÜ: Yangın

Onu son gördüğümüzde bir kâğıdın üstüne ev çiziyordu. O evin önünden sahile uzanan kısacık bir yol. Denizin üstünde bir kayık... Kayığın gölgesi dağınkine karışmış...

GÜNÜN ÖYKÜSÜ: İçi acıdı

Çiçeğin yaşamak için verdiği savaşa saygısızlık etmekten korkup, hemen caydı. Bu onun mücadelesiydi, müdahale etmemeliydi. Defalarca, “diren papatyacık,” diyerek onu desteklemeye çalıştı.

GÜNÜN ÖYKÜSÜ: Yalancı dut

“Bekâr olduğunu sanıyordum, çocuğun varmış” dedi. “Evli değilim” dedim, kadın kadına olmanın huzuruyla. Karşımda oturan karşı cinsten birisi olsa aynı cevabı vermeyeceğimi biliyordum...

GÜNÜN ÖYKÜSÜ: 13

Kulağına söylenmişti, bir gün bunun başına geleceği. Büyüdüğüne hem seviniyor hem de korkuyordu; lekelenen iç donuna bakarken. Koşar adım karlı avluyu geçti. “Ben kirlendim” dedi.

GÜNÜN ÖYKÜSÜ: Kum gibi

“Annem kitap okumazdı. İşi, gücü temizlik. Bizi, iki kızını sevmeye vakti yoktu. Ev, onun komuta alanıydı. Her yana serdiği dantel örtüler milim yerinden oynayacak diye ödümüz kopardı.”

13. Kadın Kadına Öykü Yarışması başvuruları devam ediyor

Kaos GL tarafından on üçüncüsü düzenlenen ‘Kadınlardan kadınlara, kadınlardan kadınlar için öyküler’in bu seneki teması ‘Süper Gücünü Hatırla’.

GÜNÜN KİTABI: Açık Sırlar

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Kanadalı Yazar Alice Munro’nun kitabı Açık Sırlar, taşra hayatı ile modern yaşam arasında sıkışmış, ailelerinden baskı gören dimdik ama ayakta duran kadınları anlatıyor.