‘Birleşirsek kazanırız’ : Tazminat hakkından, güvenli okul talebine...
‘Bu eylemle çocuklarımıza ve diğer insanlara, haksızlığa karşı susmamaları gerektiğini, birlik ve beraberlik ile seslerinin daha gür çıktığını gösterdiğimizi düşünüyorum.’

“Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” Ben bu sloganı da direnişi ve hakkımı aramanın yollarını da Dudullu OSB’de çalıştığım iş yerinden hakkım ödenmeden çıkarıldığımda ve 15 günlük eylemimiz sonucunda hakkımızı aldığımızda öğrendim. Eylem yapmanın yasal bir hak olduğunu; birlik ve beraberlik ile daha güçlü olduğumuzu, sesimizin daha gür çıktığını yaşayarak deneyimledim.

Maraş, Urfa ve diğer olayları internette görünce çok üzüldüm. Oradaki annelerle empati yaptım. Milli Eğitim Bakanına sosyal medyadan yazdım. Sosyal medyada paylaşımlar yaptım ama yok... Bir şey yapmalıydım!

Direniş sayesinde tanıştığım Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca’ya sosyal medyadan yazdım. Yalan yok, geri dönüş beklemiyordum. Aynı gün geri döndü, yazıştık. “Ne yapmalıyız? Siz Mecliste bir şeyler yapabilir misiniz? Bunun için nasıl önlemler alınabilir?” diye yazdım. O da işin Meclisle çözülemeyeceğini, birlik ve beraberlik ile sesimizi daha yüksek duyurmamız gerektiğini söyledi.

Ne yapılabileceğini düşündüm. İlkokul çocuğumun veli WhatsApp grubuna yazdım. Kimse yanaşmadı önce. Samimi olduklarımı ikna ettim. “Bu yapacağımız yasal, yanlış bir şey yapmıyoruz. Yarın bizim başımıza gelse herkes sessiz kalsa ne olur? Onların acısı var, biz onlara ses olalım” diye konuştum.

Okulun önünü düşündük önce. Muhtara da yazdım, yapacağımız eylemi duyursun diye. Muhtar, “Okuldan izin alın, başınız belaya girmesin” dedi. Çocuklar için güvenli bir ortam olsun, velilerin içi rahat etsin diye okul müdür yardımcısına da yazdım. “İlçe emniyetten izin alın... Okulun adı lekelenmesin” dedi. Okul ve öğretmenimiz karşı çıkınca veliler de vazgeçmeye başladı. Son çare olarak okulun yanındaki mahalle parkında yapalım dedik. Okulumuzun adını vermedik.

Aslında hepimizin derdi aynıydı: “Güvenli okul, şiddete hayır!” Veliler de sessiz kalmak istemiyordu. Çocuklarımızın pamuk şekerinden bir dünyada yaşamadıklarını bilmeleri gerekiyordu. Çocuklarla iletişim konusunda bilgili olan sınıfımızdan bir veli ile oturduk; bu olayı çocuklara nasıl aktarabiliriz diye düşündük.

Ortaokula giden büyük oğlumla slogan ve pankartlar için bir şeyler yazdık. Diğer veliler de sloganlar ve pankartlar üzerine çalıştı. Sonrasında bu sloganları arkadaşımıza danıştık. Bazı sloganların çocuklarda okul için güvensizlik duygusu oluşturabileceğini düşünerek eledik. Çünkü okul onların ikinci yuvasıydı ve eğitim aldıkları yeri kötülemek doğru olmazdı. Okulun yanındaki parkta çocuklarımızla birlikte yapacağımız eylem için hazırdık.

“Yumruğunu indir, kalemi kaldır! Çocuk gülerse memleket güler! Okul evim, öğretmenim rehberim! Bizler barışın çocuklarıyız!” gibi çocukların da söyleyebileceği cümleler seçtik. Büyük bir pankart da hazırladık: “Öğretmenlerimiz ve çocuklarımız için güvenli okullar istiyoruz! Şiddete hayır!”

Bu eylemle çocuklarımıza ve diğer insanlara, haksızlığa karşı susmamaları gerektiğini, birlik ve beraberlik ile seslerinin daha gür çıktığını, hakları için korkmadan mücadele edebileceklerini, bunun bir hak arama yolu olduğunu gösterdiğimizi düşünüyorum.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Dosya|Şiddet sarmalı eğitimi sarmışken gerçekler ve bahaneler

Okullarda şiddetin boyutlarını, nedenleri ve ne yapılması gerektiğini bu dosyada ele alıyoruz.

Bir güvenlik sorunundan fazlası: Değişim mücadele ile mümkün

isan ayında sokağa çıkan öğretmenler ve veliler, okullardaki güvenlik sorununa karşı polis görevlendirilmesini yetersiz bularak laik, bilimsel ve kamusal bir eğitim sistemi talep etti.

‘Birleşirsek kazanırız’ : Tazminat hakkından, güvenli okul talebine...

‘Bu eylemle çocuklarımıza ve diğer insanlara, haksızlığa karşı susmamaları gerektiğini, birlik ve beraberlik ile seslerinin daha gür çıktığını gösterdiğimizi düşünüyorum.’


Editörden