Cinsel saldırı davasında Yargıtay tahliye kararına iki aydır gerekçe sunmadı: Koruma kararının ihlaline de yaptırım yok
İstanbul Esenyurt’ta genç kadın E.’ye yönelik nitelikli cinsel saldırı davasının ardından yaşananlar cezasızlığın, uygulanmayan kararların failleri nasıl cesaretlendirdiğini gözler önüne seriyor.

Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde koruma kararları önemli bir yer tutuyor olsa da uygulanmayan kararlar kadınların yaşamını tehdit ediyor. İstanbul Esenyurt’ta genç kadın E.’ye yönelik nitelikli cinsel saldırı davasının ardından yaşananlar cezasızlığın, uygulanmayan kararların failleri nasıl cesaretlendirdiğini apaçık gösteriyor.

İstanbul Esenyurt'ta genç kadın E.’ye yönelik nitelikli cinsel saldırı nedeniyle yargılanan Y.Ş. hakkında verilen 12 yıl hapis cezası, yerel mahkemenin ardından istinaf tarafından onandı. Ancak dosya Yargıtay incelemesindeyken sanık hakkında tahliye kararı verildi. E.’nin avukatları dosyanın bulunduğu Yargıtay 9. Ceza Dairesi ile yaptıkları görüşmede dosyanın akıbetine ilişkin bilgi talep etti. Ancak Y.Ş.’nin tahliyesine ilişkin gerekçeli karar, yaklaşık 2 aydır dosyaya dahil edilmedi.

E. hakkında iftiralara devam eden Y.Ş.’nin koruma kararını ihlal etmesinin ardından, E.’nin avukatları 27 Temmuz’da zorlama hapsi talebiyle dilekçe verdiler. Koruma kararının ihlal edilmesi üzerine yapılan bu talep günlerce adliyede bekletildikten sonra, hakim “karşı tarafa koruma kararının bildirildiğine dair evrakın emniyetten eklenmesi” talebinde bulundu. Şimdi emniyetten gelecek belge bekleniyor. Koruma kararını ihlal ettiği için zorlama hapis kararı hakkında hâlâ verilmemişken, Y.Ş., sosyal medyadan E. hakkında konuşmaya devam ediyor.

E.’nin avukatı İrem Özçoban, koruma kararının uygulanması sürecinde yaşanan aksaklıkların bir bölümünün adliyelerdeki işleyişten ve adli tatilden kaynaklandığını belirtti. Özçoban, özellikle hakimlerin izinli olması nedeniyle adliyelerde iş yükünün arttığına dikkat çekerek, “Normalde aktif dönemdeyken koruma kararlarında büyük sıkıntılar yaşamıyoruz. Fakat hakimlerin izinde olması, adliyede 10 hakim varsa 9'u izne çıktığı anda hepsi 1 hakime kalıyor” dedi ve bunun ülkede genel bir sorun olduğunu belirtti.

Özçoban, “Koruma kararlarının aslında etkin olmaması, yeterli caydırıcılığa sahip olmaması. Bunlar zaten bir dezavantaj kadınlar noktasında” ifadelerini kullandı. Koruma kararlarının yalnızca mahkemelerin karar vermesiyle işlevli hale gelmediğini vurgulayan Özçoban, kararların uygulanmasında kolluk kuvvetlerinin de etkin rol üstlenmesi gerektiğini şu ifadelerle belirtti: “Mekanizmalar bu konuda yetersiz. Sadece hakimin karar vermesi yeterli değil. Bunu uygulayıcı kolluk kuvvetlerinin de etkin bir şekilde çalışması gerekiyor. Türkiye genellemesini yaptığımızda, bazı bölgelerde çalışan mekanizmalarda daha iyiler var. Ama bazı bölgelerde çok yetersiz kaldığını görüyoruz. Sadece karar değil, uygulama noktalarında da büyük sıkıntılar var.”

Özçoban, özellikle cinsel saldırı dosyalarında koruma ve tedbir kararlarının daha sıkı uygulanması gerektiğini belirterek, Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneğinde üstlendiği diğer dosyalarda da koruma kararlarının ihlal edilmesine ilişkin çok sayıda örnekle karşılaştıklarını söyledi.

Yargıtayın kararı olağan işleyişe aykırı

Y.Ş.’nin Yargıtay incelemesi sürerken tahliye edilmesine ve tahliye kararının gerekçesinin yaklaşık iki aydır dosyaya eklenmemesine de dikkat çeken Özçoban, sürecin olağan işleyiş açısından soru işaretleri yarattığını ifade etti.

Özçoban, Yargıtay’daki olağan süreçte dosyanın önce Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğini, savcılığın görüşünü tebliğname aracılığıyla bildirdiğini ve tarafların bu görüşe itiraz edebildiğini anlattı. Ancak E.’nin dosyasında kendilerine bir tebliğname ulaşmadığını söyledi. Özçoban, “Yargıtay'daki dosyaya baktığımda ‘Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi’ diyor. Bu, normalde bozmadan önce yapılması gereken bir şey. Karardan önce savcılığa görüş için gönderilir. Hatta dosya ilk savcılığa gider, savcılık görüşünü bildirir, tebliğnameler gelir, itirazlar edilir. Onun da 2 haftalık itiraz süresi oluyor taraflara geldikten sonra. Ondan sonra Yargıtay buna göre kararını açıklar. Ama karar açıklayıp savcılığa göndermek, sonra ‘tamam bu karar’ demek, bu kadar ceza dosyamda hiç böyle bir şey görmedim” diye ekledi.

Yargıtay’ın 18 günde Y.Ş.’yi tahliyesine gerekçesi yok

Yargıtay’ın karar verme süresine dikkat çeken Özçoban, “Bir dosyanın Yargıtay'dan Türkiye şartlarında şu an en yakın gelebilmesi nereden baksanız en az 1 yılı buluyor” dedi. Tutuksuz dosyalarda kararların yıllarca bekleyebildiğini aktaran Özçoban, buna karşın bu dosyada çok kısa sürede tahliye kararı verilmesinin dikkat çekici olduğunu belirtti: “Karar bozulduysa bunun gerekçesi nerede? Aslında bunun incelenmeden, bir tahliye kararı verildiği, o şekilde ‘bozulma’ diye geçtiğini düşünüyorum. Çünkü Yargıtay bir ayda karar yazan bir mekanizma değil” diye ekledi.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Avukatlar anlatıyor: 6284 sayılı Yasa nasıl uygulanıyor, nasıl uygulanmıyor?

6284 hakkında 'aileye zarar verdiği' ve kaldırılması gerektiğine dair tartışmalar yürütülürken bir yandan da uygulanması engelleniyor. Avukatlar 6284'ün uygulanmasındaki sorunları anlatıyor

İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmiyoruz çünkü...

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Kararı ile feshedildiği açıklanan İstanbul Sözleşmesi nedir? Kadına yönelik şiddetle mücadele de yeri nedir? Sizin için derledik...

Bursa’dan Sovyetler Birliği’ne emekçilerin dinlenme hakkı üzerine

‘Tatil yapmak, yalnızca parası olanların ulaşabileceği bir ayrıcalık mı olmalı? Yoksa işçinin, insan olarak var olabilmesi için toplum tarafından güvence altına alınması gereken bir hak mı?’

Savaşın kadın yüzü, kadının savaş dili

Resmi tarih kitaplarında yer almayan kadınların cephedeki hayatta kalma mücadeleleri, kimlik dönüşümleri ve savaşın gölgesinde taşıdıkları ağır insani yükü…

İsimsizler

Pınar'ın cebelleştiği tüm sorunları ve çocuklara dair duyduğu umudu okurken, bu çaba sadece öğretmenlerin tekil tekil tutumlarıyla sınırlı kalmamalı diye düşünüyorsunuz.

Dosya: Faili meşhurlar

Bazı suçların failleri hiçbir zaman "meçhul" değildir. Sadece kalın bir sisin ardına gizlenirler. Dosyamızda devlet-sermaye ilişkileri çerçevesinde bu sisin kimi, ne için gizlediğini inceliyoruz.


  • EN SON
  • ÇOK OKUNAN
  • ÖNERİLEN

Editörden