Irkçılığa karşı bir direnişin kıvılcımı olan kadın: Rosa Lee Parks
ABD tarihinde ırkçılığa karşı büyük bir hareketin başlamasına ve önemli bir kazanıma yol açan Rosa Lee Parks 24 Ekim 2005’te hayata veda etti.

“Her şey tek sözcükle başladı: “Hayır!” 1955 aralığının ilk günüydü. Alabama’nın merkezi Montgomery’de bir hipermarketin konfeksiyon bölümünde terzi olarak çalışan 42 yaşındaki Rosa Lee Parks akşam iş çıkışı yorgun argın evine dönüyordu. Bir özel şirketin işletmekte olduğu belediye otobüsüne bindi. O yıllarda otobüslerin önü yalnızca beyazlara ayrılmıştı. Siyahlara ise arkadaki koltuksuz, yani ayakta yolculuk edebilecekleri sahanlık alan... İkisinin arasında da “karma” bir bölüm bulunuyordu. Ancak ön bölüm doluysa ve beyazlar ayakta kalmışsa, siyah yolcular o ara koltuklardaki yerlerini onlara vermek zorundaydı. O kadarla da kalmıyordu aşağılama. Siyah yolcu önden otobüse binip şoföre ücreti veriyor, sonra inip arka kapıdan araca atlıyordu. Gerçekten atlıyordu. Daha doğrusu atlamak zorunda kalıyordu. Çünkü sürücülerin çoğu ücreti aldıktan sonra siyah yolcunun binip-binmediğine aldırmadan hareket ediyordu. Onlara da otobüsün peşinden koşup atlamak kalıyordu.


AYRIMCILIĞA KARŞI SİYAH DİRENİŞ

Rosa Parks o yorgun akşamında siyahlara ayrılmış koltukların en önüne oturdu. Yanındaki üç koltuğa üç siyah daha. Otobüste o sırada 36 yolcu vardı. 14 beyaz, 22 siyah. Birkaç durak sonra ön koltuklar dolup birkaç beyaz yolcu ayakta kalınca, şoför, Parks ve yanındakilerden her zamanki gibi emreden bir tonda yerlerini boşaltmalarını istedi. Üç siyah emre uydu. Üçü de erkekti. Ama Parks başına dikilen beyaz yolcuya rağmen kıpırdamadı bile. Şoför bir daha uyardı. Yine omuz silkti, “Kusura bakmayın” dedi son derece sakin ve yumuşak bir tonda, “Ayakta gidemeyecek kadar yorgunum.” Şoför afalladı. Gerçi meslek hayatında mırın- kırın eden siyah yolcularla karşılaşmıştı ama hiç bu kadar ileri giden olmamıştı. Şoförün aklına tek çare geldi: Silahını çekmek (Toplu ulaşım araçlarının sürücüleri silahlıydı). sonra da polis çağırmak. Parks tutuklandı. Dört gün sonra 14 dolar para cezasına çarptırılıp salıverildi.


381 GÜN SÜREN BOYKOT

Parks’ın gözaltında tutulduğu sırada, olayı öğrenen genç (26 yaşında) bir siyah rahip Montgomery’ye geldi. Adı Martin Luther King’ti. 40 bine ulaşan nüfusuyla Montgomery’de önemli bir topluluk oluşturan siyahların ileri gelenleriyle görüştü. Uzun tartışmalardan sonra Rosa Parks olayının bardağı taşıran damla olduğu görüşünde birleşildi. Bir cevap verilmeliydi. Böylece King’in öncülüğünde ABD tarihinin ilk sivil itaatsizlik eylemi başladı: Toplu ulaşım araçlarını boykot. Siyahlar işlerine yaya gidip geldiler, araba sahibi olanlar araçlarını seferber ettiler, taksiler otobüs bileti parasına yolcu taşıdılar. Grev 381 gün sürdü. Bir yıldan fazla. Montgomery felç oldu. Otobüs şirketi iflasın eşiğine geldi, çünkü yolcularının yüzde 75’ini siyahlar oluşturuyordu. Sonunda Federal Yüksek Mahkeme 13 Aralık 1956’da otobüslerde ırk ayrımcılığını yasakladı. Karar 20 Aralık’ta ulaştı Montgomery’ye ve ertesi gün boykot bitirildi.

Kaynak: Spiegel Online / Bayern

İlgili haberler
GÜNÜN LAFI: Rosa Parks'tan

“Ben sadece diğerleri ile aynı şeyleri yapmak, aynı şeyleri yaşamak istemiştim” diyor Rosa, söylediğ...

GÜNÜN FİLMİ: Rosa Parks’ın öyküsü

Cesur bir kadının hikayesini izlemek ister misiniz? Siyahi ayaklanmanın fitilini ateşleyen Rosa Park...

GÜNÜN KADINI: Tıp Doktoru ünvanı alan ilk siyah ka...

Sıkı çalışma ve disiplinle her şeyin mümkün olabileceğini kanıtlayan Crumpler siyah doktorlar, kadın...