Tek adam yönetimi her türlü saldırganlıkla emekçi kitlelerin etrafını kuşatmış durumda ama bir yandan da barışın müjdecisi (!)

Ankara Dikmen’de küçük bir çamaşır yıkama atölyesinde çalışan kadınlar yaşanan kriz nedeniyle iş yerlerinin kapanması endişesi içinde ne yapacaklarını kara kara düşünüyor.

‘Sadece yaşamak değil; insanca, adımızla, varlığımızla, her alanda eşit haklarımızla yaşamak hakkımız. Var olanı korumanın yanında; daha da fazlasını talep etmek söke söke almak da görevimiz.’

Beş çocuk annesi, 40’lı yaşlarına yeni gelmiş, tek başına mücadele eden, güçlü bir kadın Rojda. Şırnak Uludere’den Ankara Tuzluçayır’a uzanan hikayesi ile bizlerle…

Narin depremin ağır hasarlar bıraktığı Adıyaman’da 3 çocuğuyla hayata tutunmaya çalışıyor. Öyle bir kadın ki o, hangi kadın başını sokacak bir yer arasa kendini onun yanında buluyor.

Kürsülerden şiddeti, cinsiyetçiliği ayyuka çıkaranlar susmadan, ne hadım ne idam çözüm olacak gibi görünmüyor

Gülistan Doku nerede sorusunun cevabını kadınların ısrarla sürdürdükleri mücadele verecek.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencileri genç kadınların güvenli kampüs talebini dile getirdi…

İdrar kaçırma (üriner inkontinans) daha çok kadınlarda, özellikle de ileri yaşlarda görülüyor, evet. Ama yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görmeyin, doktora gidin...

Hayatları mücadele içerisinde geçen kadınlara faydaları olmadığı gibi zarar veriyorlar. Bu programlara artık seyirci olmayı bırakmalıyız!

Zorbalara her şey müstahak… Tiranlara ölüm! Şiddeti benimseyen toplumlarda sessiz kalmak da suçtur. Sic semper tyrannis!

Bir mahallede bir yılda yaşananlar ülkenin aynası gibi; kadın cinayeti, çocuk istismarı, kıyafeti gerekçesiyle şiddete uğrayan kadınlar, çalışamayan kadınlar, çalışsa da haklarını alamayanlar...

Tekstil işçisi bir kadın: ‘Bir gün biri denetime geldi. Bir anda her işçi başına bir vantilatör açıldı. İşçilere eldiven dağıttılar. Sonra her bir işçinin işine göre dakika tutulmaya başlandı.’

İstanbul Sözleşmesi, esasen kadınların eşitlik haklarını tümüyle ortadan kaldırmak isteyenler karşısında “eşitlikten vazgeçmiyoruz” sözünü ortaklaştıran somut bir gündem olması dolayısıyla önemli.

Yasaların oluşturduğu düzen her zaman toplumsal ihtiyaçla şekillenmez. Kimi zaman bu ihtiyaç, toplumun ya da bir kesiminin refahını değil; muktedirin çıkarını temel alır.

Temmuz ayı biterken alışveriş yapanlarla sohbet etmek için Bursa’nın Görükle Mahallesi’nin cumartesi pazarına gidiyoruz. Herkesin ağzında tek söz: ‘3 ayda pazar poşeti yarı yarıya eksildi.’

Başvuruları reddedilen joker taşeron işçiler, muhakkak tespit komisyonuna (yerel yönetimlerde tespit itiraz komisyonuna) itirazda bulunmalıdır. İşte kullanabileceğiniz itiraz dilekçeleri...

‘Eğer 30 yaşın üstündeyse buralara mahkum oluyorlar. Bazıları hariç çoğu atölyede sigorta bile yapılmıyor. Burada çalışan işçilerin çoğu gelecekte emekli dahi olamayacak.’

İçine girdiğimiz süreç bir yandan da taleplerin en çok görünür olacağı, yan yana gelişlerin en kolay yaşanabileceği bir dönem olacak.

Depremin ardından fabrikada sadece 10 dakika dışarı çıkmalarına izin verilmiş, sonra yeniden iş başı düdüğü çalmıştı. Kimse ölmediğine göre çalışmaya devam.

Editörden