Şimdilik Şık Makas işçisi kadınlardan oluşan Tokat Ekmek ve Gül grubu olarak bir araya geldik. Buluşmamıza Ekmek ve Gül okumasıyla başladık. Temmuz sayısında Sare Karaca'nın kazanımla sonuçlanan direnişimizi anlattığı yazıyı okurken hepimizin gözünde aynı ışık vardı. İçimizden biri, “Bu direniş bize birlikte olmayı, dayanışmayı, kardeşliği öğretti” dedi. Gerçekten de direniş boyunca kurduğumuz bağın bugün de bizi bir araya getirmesinde payı var.
Okudukça sohbet büyüdü, sohbet büyüdükçe kadınlar kendi yaşamlarından anlatmaya başladı. Aslında konuştuğumuz her şeyin ortak bir noktası vardı: kadın olmak. İş yerinde yaşadıklarımız, evde üzerimize yüklenen sorumluluklar, toplumun bizden beklentileri vb... Farklı hayatlarımız olsa da yaşadığımız sorunların ne kadar ortak olduğunu bir kez daha gördük. Önce çalışma hayatında yaşadığımız baskıları konuştuk çünkü hepimiz işten sendikalı olup atılmadan önce aynı yerde çalışıyorduk. Ses çıkardığında susturulmaya çalışılan, her an işten atılma korkusuyla çalışan kadınların hikayeleri, yaşları, medeni durumları fark etmeksizin hep aynıydı.
Patronların kadın emeğini daha ucuza sömürmesi tesadüf değil, çünkü bu düzen hem kadınların emeğini değersiz görüyor hem de evde verdiğimiz görünmeyen emeği bizim doğal görevimizmiş gibi kabul ediyor. İş yerinde ustabaşlarının, amirlerin baskısı ve patronların sömürüsü, evde ise koca, oğul, baba baskısı. Bu iki yükü de en çok kadınlar taşıyor.
Şık Makas direnişini konuşurken hepimizin aklında kalan bir anı da paylaşıldı. Direniş kazanıldıktan sonra meydanda yapılan kutlamalarda birçok kadın aslında istediği gibi oynayamadığını anlattı çünkü “El alem ne der?”, “Kadın dediğin öyle oynamaz” sözleri söylenmese bile yıllardır üzerimize kurulan baskı kadınların aklında yaşamaya devam ediyor. O an bir kez daha fark ettik ki patronu yenmek tek başına yetmiyor. Kadınların nasıl güleceğine, nasıl konuşacağına, nasıl eğleneceğine bile karışan bu anlayış değişmeden gerçek bir özgürlükten söz edemeyiz. Bir yandan direniş kazanılıyor, diğer yandan kadınlar hâlâ kendilerini kısıtlamak zorunda hissediyor. Bu yüzden kadınların mücadelesi sadece fabrikada ya da iş yerinde verilen bir mücadele değil evde, sokakta, meydanda da devam ediyor.
Toplantının sonunda ise son günlerde yeniden gündeme getirilen nafaka tartışmalarını konuştuk ve Ekmek ve Gül'den "Nafaka hakkına göz dikenler kadınların gerçeğini görmüyor" başlıklı yazıyı okuduk. Kadınlar, nafakanın yıllardır sanki erkeklere yapılmış bir haksızlıkmış gibi gösterildiğini ama gerçekte bunun böyle olmadığını kendi hayatlarından örneklerle anlattılar. Boşanmış, çocuklarının bakımını tek başına üstlenen kadınlar yaşadıkları zorlukları paylaştı. Boşanmanın sadece bir evliliğin bitmesi değil, birçok kadın için ekonomik olarak ayakta kalma mücadelesinin de başladığı bir süreç olduğunu konuştuk. Kendi ekonomik gücüne sahip olan kadınların boşanma kararı almasının görece daha kolay olabildiğini ancak boşandıktan sonra çocukların bakımının ve sorumluluğunun büyük ölçüde yine kadınların omzunda kaldığını dile getirdik. Nafaka hakkına yönelik saldırıların da tam bu eşitsizliği görmezden geldiğini ve kadınların yaşamını daha da zorlaştıracağını düşünüyoruz.
Toplantıda bir kez daha gördük ki yaşadığımız sorunlar kişisel sorunlar değil. Bu düzen kadınları ucuz iş gücü olarak görüyor, bakım yükünü kadınların sırtına yüklüyor, sonra da en temel haklarına göz dikiyor. Kapitalizm kadınların emeğinden, patriyarka ise kadınların hayatından besleniyor. Bu yüzden kadınların mücadelesiyle işçi sınıfının mücadelesi birbirinden ayrı değil ama bütün bunların yanında umut veren bir şey de vardı. Kadınlar konuştukça birbirini daha iyi anladı. Birbirimizi görmek, deneyimlerimizi paylaşmak ve birlikte düşünmek bize iyi geliyor. Kendimizi daha güçlü hissediyoruz.
Son toplantımızda Ekmek ve Gül grubumuzu nasıl büyütebileceğimizi de konuştuk. Daha fazla işçi kadına nasıl ulaşabiliriz, çevremizde hangi kadınları bu buluşmalara davet edebiliriz, onların hikayelerini nasıl görünür kılabiliriz diye birlikte düşündük çünkü biliyoruz ki her kadının anlatacak bir sözü, paylaşacak bir deneyimi var. Bu sesi ne kadar çoğaltırsak mücadelemiz de o kadar büyüyecek.
Biz kadınlar sadece insanca çalışmak değil insanca yaşamak da istiyoruz. İstediğimiz gibi gülmek, oynamak, boşanabilmek, çocuklarımızı güven içinde büyütebilmek ve emeğimizin karşılığını alabilmek istiyoruz ve maalesef bunu bize kimse vermeyecek. Bunu ancak yan yana gelerek, örgütlenerek ve mücadeleyi büyüterek kazanacağız.
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















