Şiddetin gölgesinde, mücadele ile ayakta
'Biliyorum, bu mektubu yazarken bir yerlerde kadınların mücadele ettiğini bilmek ve bunu hissetmek bile çok güzel.'

Önce çocukluğumu aldılar. Genç kız oldum, liseye gitmek istedim, izin vermediler. Okul hayatımı, gençliğimi, hayallerimi aldılar. Sonra şartlar değişti. Henüz çocuk sayılacak bir yaşta, 15 yaşındayken bir atölyede işe başladım. Çalıştım, çabaladım, ayaklarımın üstünde durmaya çalıştım sonra da işimi elimden aldılar.

22 yaşındayım ama hâlâ abimden, babamdan şiddet görüyorum Şiddete uğradığım gece polisi aradım, olanları anlatım ve beni kurtarmalarını söyledim. Geleceklerini söylediler ve “Bu numara benim değil, telefonumu kırdılar” dememe rağmen tekrardan o numarayı aradılar. Telefonu ben değil, bir başkası açtı; yanlışlıkla aradığını söyledi. Polisler eve bile gelmedi. O gece polislerin geleceğine dair birazcık da olsa umudum vardı. Keşke hiç olmasaymış. Bu yaşadığım olayla bir kez daha anladım ki polis işçinin de kadınların da karşısında.

‘Başka kadınların elini tutmak için yazıyorum’

2025 yılını önce aile yılı sonra aile on yılı ilan ettiler. Ama kadınlar evde şiddete maruz kalıyor. Hatta kadına yönelik şiddet her geçen gün daha da artıyor. Kadın cinayetleri de aynı şekilde. Kadın cinayetleri sonrası verilen yargı kararları; iyi hal, tahrik indirimleri erkekleri cesaretlendirdi. Bir kadın cinayeti sonrası faillerin “Nasılsa üç beş yıl yatar çıkarım” diye bakmasına sebep oldu. Erkekler dışarıda istediği gibi hayat sürerken biz kadınlar evde, iş yerinde şiddete maruz kalıyoruz.

Hiçbir suçum yokken şiddet gördüm. Artık egosunu tatmin etmek için erkekler şiddete başvuruyor. Bunlardan biri de abim. Evden dışarı çıkamadım. Dışarı çıkmak insanların arasına karışmak benim için çok zordu. Ama elimden tutan kalbime ve ruhuma iyi gelen tek şey bir mücadele, bir dik dur çağrısıydı. Belki bu çağrı olmasaydı bugün buraya çok kolayca yazamazdım. Aslında yazmak istememin sebebi benim gibi binlerce kadın var şiddetin her biçimini yaşayan... Belki bu mektup bir umudu yeşertir, bir fidan açar. Başka kadınların uzatacağı eli tutmak, binlerce kez kucaklamak için bu yazıları yazıyorum. Biz kadınlar mücadele etmezsek hep eksileceğiz. Bu mektubu sesimizi kısmak isteyen erkeklere, iktidarın kadın düşmanı politikalarına karşı yazıyorum. Biliyorum, bu mektubu yazarken bir yerlerde kadınların mücadele ettiğini bilmek ve bunu hissetmek bile çok güzel.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
İşçi kadınlar adaletsizliğin en derinini yaşıyor!

Zahide Kiper, Esenyalı Mahallesi’nde işçi kadınların salgın sürecinde yaşadıklarını yansıtıyor: İşçi kadınlar adaletsizliğin en derinini yaşıyor!

Kameralar işçi kadınlara döndüğünde...

Sadece zorlukları ve kölelik koşullarında çalışmanın ezilmişliğini değil, mücadeleyle değiştirebilmenin zaferini de anlatan işçi filmleri... İyi seyirler!


Editörden