‘Oy yoksa hizmet de yok’ diyenlere de karşı gücümüz birliğimiz
'Hâlâ kalabalık içinde, birkaç aile bir arada yaşayan; hâlâ sorunu çözülemeyen insanlarımız var bu ülkede. Onlar biziz, biz halkız. Birlik olmazsak, yeniden yıkılırız.'

Tam 1 yıl oldu Maraş depremi olalı... 11 ili yıkalı... Tam 04:17’de hayat, binlerce insan için sonsuza dek durdu. Resmi rakamlara göre 53 bin insanımız hayatını yitirdi. Matematik hesabına dökünce canların sayısı ne de kolay söyleniyor öyle değil mi? Mezarlıklar doldu, yetmedi. Yeni mezarlıklar inşa edildi, o da yetmedi. Üst üste, alt alta, kefensiz, kimliksiz gömüldü binlercesi daha. O da yetmedi, enkaz altındakiler kurtarılmayı beklerken kendi selalarını dinlettiler diri bedenlerine. “Ölüme mahkumsunuz!” dendi. Adıyaman’ı unuttular. Orada yıkım olduğundan bile haberleri olmadığını itiraf eden milletvekilleri oldu bu ülkede. Neyin temsilcileri, halkın mı? Hatay’a üç günden sonra girdiler. Halk, sivil toplum kuruluşları, yurt dışından gelen gönüllüler ve mucizeler yaratan emekçi madencilerimiz karşılık beklemeden hayat kurtardılar, çadır kurdular, yardım dağıttılar. Kızılay'ın, bir zamanlar gönüllere taht kurarken, çadır ve gıda sattığı ortaya çıktı. Halkın malını halka sattı ve yine istifa eden olmadı aylarca. Öyle koltuklarına yapışmışlar ki yöneticiler. Yine suçluyu muhalefette aradılar. Suçlu, suçsuzdan önce sarılması gereken yaralar yok muydu?

UNUTMAK YOK!

Ya depremde kaybolan ya da kaçırılan çocuklarımız, bizim geleceğimiz... Onlara ne oldu peki? Ne amaçla, nerelere kaçırdılar? Tarikatlara teslim edilen anasız, babasız kalmış yavrularımızı Aile Bakanlığı sahiplenmesi gerekirken hangi emellere alet ettiler? Bunların hesabı soruldu mu, geçtiğimiz bir yıl içinde? Meclise getirilen bütün önergeler reddedildi. Seçimden seçime akıllarına gelen halkı, siyasetçiler kaderine terk etmedi mi? Peki Hatay Belediye Başkanı neden yeniden aday gösterildi halka rağmen. Hala, “Oy yoksa hizmet de yok!” diyen bir zihniyetin yönetimi içinde dönüp duruyoruz. Kimi zaman umarsız, kimi zaman çaresiz...

Ümitsizlik yok, ama affetmek de yok, hele unutmak hiç yok! Bu ülkede unutulan her şey tokat gibi hatırlatılmadı mı? Hâlâ yaralar kanıyorsa, hâlâ taptazeyse, o yaraları sarmak insanlık görevidir bir yerde. Depremzedeler unutuldu, çoğu yardımlar kesildi. İnsanlar kaderine terk edildi. Oysa onların evleri başlarına yıkıldı. Kurtulanlar için, bu kurtuluşsa eğer, kâbus dolu günler başladı. Barınma hakkı, anayasal bir hakken depremzedelere borçla ev vermek istiyor yöneticiler. Bir yıldır çadırlarda, konteynerlerde yatıp kalkıyor insanlarımız. Hâlâ kalabalık içinde, birkaç aile bir arada yaşayan; hâlâ sorunu çözülemeyen insanlarımız var bu ülkede. Onlar biziz, biz halkız. Birlik olmazsak, yeniden yıkılırız, dağılırız, yok oluruz. Birlik olursak başarırız! Umut ağlarını yeniden öreriz. Korkudan korkana, tek başına kurtuluş yok!

Fotoğraf: Canva Pro yapay zeka görsel oluşturma aracı ile oluşturuldu

İlgili haberler
Deprem ve ranta karşı kentte eşitlik için mücadele...

Yaşanabilir kentler, kentte yaşayanların ihtiyaçlarını temel alan yerel yönetimler ile mümkün olacak...

Depremin birinci yılında konteynerlarda yaşam

Konteyner kentlerde yaşam mücadelesi veren kadınlar ne gibi zorluklarla karşı karşıya kalıyor, gelin...

‘Savaşla yurdumdan, depremle evimden oldum’

‘Başta, depremzede olduğumuz için herkes bize kapılarını çok rahat açarken artık durum değişmişti. H...