Öğretmenler üç gün iş bıraktılar. Bir çocuğa poligonda “atış eğitimi” vermeyi meşru gören anne ve babasını kınamak için değil elbette. Öğretmenler, tüm bu yaşananları meşrulaştıran, işlevsiz mekanizmalar ve politikalara itiraz etmek için sokaktaydılar.
Farklı zamanlarda yaşanan saldırılar ardından birden fazla kez iş bırakarak alanlarda seslerini duyurmaya çalışan eğitim emekçileri, Bakanlık tarafından çocukları eğitim-öğretimden mahrum ettikleri gerekçesiyle eleştirildiler. Hatta sendikalara “grev hakkının ne olup ne olmadığını” öğretmeye kalkacak kadar ileri gittiler.
Son saldırı ise öğretmenleri de aşarak öğrencilere yöneldi. Suça sürüklenen çocuklar gündemini hatırlayalım, “katil ruhlu” çocuklar vardı hedefte. Sorumluluk sahibi ailelerin, temiz yüzlü, masum çocukları masum olmayanlara feda edilemezdi (!) Suç potansiyeli taşıyan çocuğu, suç işlemeden eğitimden men etmek, suçlu çocuğu müebbet hapse mahkûm etmek, hatta çocuğun idamını istemek gerekti (!)
İşçi ve emekçiler çözümü bataklıkta aramaya yönlendirilmişti ki son okul saldırısının failinin mutlu aile fotoğrafında, eğitimci bir anne ve emniyet mensubu bir baba gördük.
Eğitim emekçilerinin son grevleriyle, durmadan yeni suçlular, yeni mağdurlar üreten ve tüm sorumluluğu ailenin üstüne atan sistemi bu kez köşeye sıkıştırdığı kesin. Çünkü bu kez, işçi ve emekçiler bataklığa yönlendirilmeyi reddetti ve eğitim emekçilerinin grevine güç verdiler.
Fotoğraf: Evrensel
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















