MEKTUP

YTÜ öğrencisi Melike Nur, kadına şiddet ile gündeme gelen Yüzyüzeyken Konuşuruz grubunun YTÜFest'te çıkacak olmasına dair mektup yazdı.

Nejla Öztürk, özgürlüğün onun için ne ifade ettiğini, kadınlar üzerindeki artan baskıyı, özgürlük istencini kaleme aldı.

Sovyetler öğretiyor. Sovyetler’ de gördüğümüz yaşam, bugün sürdürdüğümüz bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek kampanyasına yansıyor.

Okullarda bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek için mücadele eden Zaide, yönetenlerin kendileri için çarçur ettiği bütçeyi çocukların beslenme hakkı için çok görenlere sesleniyor.

Yoğun bakım servisinde, ağır koşullarda mesai yapıyoruz. İşbaşı yaparken, 'Vücudumuzun ağrımayan yeri yoktur', 'Bu dertler yüzünden emekli olduktan sonra uzun yaşayamayız' diye dert yanıyoruz.

‘Bayramın gelmesini bile istemiyoruz artık. Neden derseniz, torunlarımıza bayramlık alamaz hale geldik. Bayram harçlıklarını veremez hale geldik.’

Sorunlarımız ortak ve her sohbetin sonunda ‘biz birlikte olduğumuz sürece güçlüyüz’ noktasında birleşiyoruz.

‘Ben öğrenciyim, ders çalışabileceğim bir yer yok. Kendime ait bir odam yok. Sorsanız AKP bize konteyner verdi. Verdikleri konteyner hiç güvenli değil.'

'Sağlık emekçileri diğer sendikalardan ya da sendikasız sağlık emekçileriyle bir birlikteliği sağlayamadığı için ses çıkarmak konusunda inanılmaz kaygı duyuyorlar.'

Kendi kaderimizi ve çocuklarımızın geleceğini kendi ellerimize almak; 'tek adam'la birlikte, seçim-oy-kurtarıcı kısır döngüsünü kırmakla mümkün.

'İnsanların engelli ailelerine karşı tutumu, engelli ailelerinin kendi kabuklarına çekilmesine neden oluyor. Neredeyse birey olarak da yok sayılacaklar.'

'Ancak somut atılmış hiçbir adım yok. Sağlığımızla “Kimin elinde kalır acaba?” diyerek yakar top gibi oynanıyor sanki...'

‘Hepsini tek seferde veremeyeceğim için her dozu ayrı ayrı alıp kredi kartına taksitlendirdim...’

Bütün bu acil ve elzem ihtiyaçlarımız şunu gösteriyor ki daha örgütlü bir kadın dayanışmasına ihtiyacımız var ve yeniden “İstanbul Sözleşmesi Bizim, Vazgeçmiyoruz!” demeye...

‘Sovyetler Birliği'nde kentler ve kadın’ yazısını okudum ve öyle yaşamayı hayal etmeye başladım: Rahatlıkla çalışıyorum ve biliyorum ki hakkım olanı alıyorum...

Bakırköy Belediyesi işçisi kadın anlatıyor: Yeni hizmet binasının açılmasının üzerinden 4 ay geçmiş olmasına rağmen hâlâ bir yemekhane yok.

Kocaeli’de işçi bir kadın anlatıyor: ‘Günleri 72 saat yapamayız elbette. Mahallemde bir yemekhane, bir çamaşırhane, bir kreş olsa yeter.’

Ege Üniversitesi Hastanesi Tıp Fakültesinde sağlık emekçisi kadınlarla yan yana gelip Enola Holmes filmini izledik...

'Evet bu 8 Mart’ta da kadınlar farklı cümlelerle, farklı seslerle kadının kutsallık anlamı yüklenen tanımlarına karşı çıkıp kadınları, emekleri üzerinden savundular'

Türkiye Yazarlar Sendikasının 8 Mart bildirisini Özak Tekstil işçisi kadınlar kaleme aldı. Özak Tekstil işçisi kadınların mektubunu sizlerle paylaşıyoruz...
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
Editörden
Bültenimize abone olun!
E-posta listesine kayıt oldunuz.