İÇİMİZDEN BİRİ
'Ankara'da pandemi döneminde açılan "Cemile'nin Mutfağı", artan maliyetler ve düşen alım gücünün esnaflar üzerindeki etkisini gösteren örneklerden biri.'
'İki güzel evladımı okuttum, iş güç sahibi yaptım ve birini de evlendirdim. Benim hikayem, benim yaşadığımı ya da benzerini yaşayan kadınlara umut olsun. Mücadeleyi bırakmasınlar.'
Şiddetten kaçıp çocuklarıyla bir odunlukta yaşamaya çalışan Zeynep, kadın dayanışmasıyla yeniden ayağa kalktı. 'Artık kendimi kimsesiz hissetmiyorum.'
Bahar’ın hikâyesi, şiddetin, yoksulluğun ve cezasızlığın ortasında büyüyen binlerce kadının gerçeği.
Bazen izlediğimiz film ve diziler o kadar ürkütücü olur ki ‘Yok artık, bu kadarı da gerçek hayatta olmaz’ deriz. Oysa kimi zaman gerçek hayat, anlatılanlardan çok daha ağırdır.
BELLEK
Erdem Göktürk'ün Ofsayt Bilen Kadınlar kitabı, Türkiye'de kadın futbolunun görünmeyen tarihini, mücadelelerini ve bugün hâlâ aşılamayan engelleri belgelerle gün yüzüne çıkarıyor.
İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Batı Alman kadınları, yeniden silahlanma ve NATO politikalarına karşı örgütlenerek militarizme karşı uzun soluklu bir barış mücadelesi yürüttü.
1913’te New York’ta 200 bin kadın ve çocuk işçi, sefalet ücretlerine ve sağlıksız koşullara karşı greve çıktı. Dönemin haber analizlerinden kesitlerle…
Ekmek ve Gül'de, 1944’te Tanin gazetesinde yayımlanan Neriman Hikmet’in Cibali Tütün Fabrikası çocuk yuvasına dair yazısını yeniden gün yüzüne çıkarıyoruz.
122 yıl önce, 7 Ağustos 1903'te Crimmitschau tekstil işçilerinin grevi başladı.
MEKTUP
Her gün “kader” denilen ölümlerin arkasında iş cinayetleri, yoksulluk, güvencesizlik ve cezasızlık var. İnsanca yaşamak ise kader değil, örgütlü mücadeleyle kazanılacak hakkımızdır.
'Hikayemin nerede başladığının nasıl bir önemi vardı bilmiyorum. Doğduğum yerde yaş fark etmeksizin cinsiyetin önemi vardı, bunu biliyordum.'
'Makam kişisel bir mülk değildir. O koltuk, seçim sandığında ortaya çıkan halk iradesinin emanetidir.'
'Bütün bu yazılanlar ve yazılacak olanlar; doğum belgesi olmayanların, ölüm belgesi olmayanların, devletin kayıtlarında bile hiç var olmamış insanların kederli kaderi içindir.'
23. Gençlik Yaz Kampına katılmak isteyen ancak yazı çalışarak geçirmek zorunda olan üniversite öğrencisi bir kadın yazdı: ‘Boyun eğmek zorunda değiliz!’
DERGİMİZDEN
Bu sayımızda biraz da bu soruların peşine düşüyoruz: 25 yılın yükünü nasıl sırtımızdan atacağız? Çocuklarımızın eğitiminden emeğimize uzanan bu mücadelede sözümüzü ve gücümüzü nasıl örgütleyeceğiz?
ugün bir mutfakta, bir okul çantasında, bir pazar filesinde karşımıza çıkan bu tablo sadece bugünün hikâyesi değil. 25 yıldır hayatlarımızı şekillendiren politikaların, faturasının hikâyesi.
Düşmanlaştırıldığımız, güvensizleştirildiğimiz böylesi bir dönemde “Kime güveneceğiz ki?” sorusunun yanıtını işçi kadınlar buldu: Birbirimize!
Sınıf sendikacılığı kadın işçi ve emekçilerin örgütlenmesine nasıl yaklaşır?
Bu dosyamızda, geçtiğimiz 25 yılın kadınlara ne getirdiğini, ancak aynı zamanda kadınların bu getirilere karşı nasıl mücadele ettiğini işliyoruz.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






































