MEKTUP

Küçükçekmece’den Suna kadınların yoksullukla boğuşurken ruhsal ve bedensel olarak nasıl çöktüğünü, dayanışmanın yaralara nasıl merhem olduğunu anlatıyor.

Şimdi ben çalışmıyorsam bu yaptıklarım ne? Böyle çabalarken 'Akşama kadar ne yaptın ki?' sözü de bütün çabalarını, emeklerini yerle bir ediyor insanın...

Bazen ikinci işlerde çalışıyorum. Evlere temizliğe gidiyorum. Bakmayın arada arkadaşlarla kahve keyfi diye paylaştığım fotoğraflara. Aslında düpedüz mutsuzluğumu filtreliyorum.

Benim yurduma ve diğer KYK yurtlarına manevi danışmanlık hizmeti açılıyor. Sanki burada verilen tavsiyeleri baskıcı bir aileden duymak sorunu yaratan şey değilmiş gibi.

‘Son bir ayda en az beş tane genç canına kıydı. Bu gençler bizim geleceğimiz, umudumuz değil mi? Nedir bu çocukları umutsuzluğa sürükleyen?’

‘Çocuklar da yetişkinler gibi şartların farkında ve etkileniyorlar. Bu ekonomik şartlarda psikolojisi sağlam kimse kalmayacak.’

Deprem, engelli kadınlar ve çocuklar için birçok olumsuzluğu beraberinde getirdi. Bu yetmezmiş gibi devlet geçmişte yaptığı yardımları kesti. Engelli kadınlar ve çocuklar kaderine terk edildi.

İlk defa 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü eylemine katılmış İrem, eylem anında hissettiklerini kaleme aldı.

'Öğrencilerimize kek yapıp dağıtıyoruz bazen, bazen de sandviç, yarısını peçeteye sarıp saklıyorlar. Akşam yerim öğretmenim diyorlar, yine şov mu yapıyorlar?'

Özak Tekstil’de işten atılan ve arkadaşları ile birlikte direnişe geçen Seher Gülel daha önce futbolcu olduğunu, şimdi ise işçi olduğunu belirterek, fabrikadaki çalışma koşullarını yazdı.

Sendikal hakları, insanca bir çalışma ortamı için direnişte olan Özak işçilerine Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasından dayanışma mektubu gönderildi.

Yıldız Teknik Üniversitesini kazanarak İstanbul'a gelmiş ve barınma konusunda kaldığı yurtta pek çok sorun yaşamış olan Pelin, katıldığı 25 Kasım eyleminin ona hissettirdiklerini anlatıyor.

'Eğitim emekçilerinin yaşadığı ekonomik mağduriyet giderilmeli ve adaletli bir ücret artışı sağlanmalıdır. Öğretmenlerin ek ders ücretleri günün şartlarına göre düzenlenmelidir.'

Salcomp'tan işçi kadınlar anlatıyor: Bizim uğradığımız şiddet bir hak meselesi değil mi?

25 Kasım’a giderken bir kadın işçi yazdı: Sadece bugün değil her gün mücadele etmeliyiz, etmek zorundayız ancak bugün alanlarda değilsek fabrikamızda ortak ses olmalıyız!

'Acilen tedavilere değil koruyucu önlemlere bütçe ayrılmalı. Diyanet ve savunma sanayisine ayrılan bütçe artırılırken sağlık ve eğitime ayrılan bütçenin giderek azalmasının önüne geçilmeli.'

İstanbul Kadıköy'de bulunan Kandilli Koleji patronu tarafından saldırıya uğrayan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi kadın öğretmenler, yaşadıklarını Ekmek ve Gül'e mektup olarak yazdı.

Malatya’da BİRTEK-SEN üyesi iki kadın işçi eşleri ve babaları aranarak emniyete çağırılmış, kadın işçilere “Beyniniz yıkanıyor” denmişti. Sendika üyesi bir kadın işçi yaşadıklarını anlattı.

İstanbul Maltepe'den bir öğretmenin anlattığı okulunda yaşanan bir olay, yoksulluğun, hakların 'yardım'a indirgenmesinin görünümlerini ortaya seriyor.

Bakanlık hangi kriterlere göre nafaka düzenlemesi yapmak istiyor! Zaten hem maddi hem manevi olarak yıkım yaşadığımız bu dönemde, bir yıkım da devletin kendisinden geliyor.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
Editörden
Bültenimize abone olun!
E-posta listesine kayıt oldunuz.