Bir işçi kadının yaşamını değiştirme mücadelesi
“Küllerimden doğdum” diyor Ayfer, “Eski fotoğraflarıma bak, gözlerimde hep bir hüzün var. Şimdi evet yüküm çok ağır ama her sabah kalktığımda ‘sen çok şey başardın’ diyorum kendime...

Ayfer Temel’i kısa bir süre önce tanıdım, iyi ki de tanımışım!
Onunla kıdem tazminatının fona devriyle ilgili Genel-İş’e üye kadın işçilerle röportaj yapmak için Ege Üniversitesi’ne gittiğimizde tanıştık. 18 yıllık evliliğinin son bir buçuk yılına kadar istediği halde çalışamamış, toplumsal yaşamdan soyutlanmış, kendine güveni kırılmış, kültürel kodlar ve baskı nedeniyle gördüğü şiddeti bile kabullenmiş. Ayfer’in hayat hikayesi, şimdi kalemi kendi eline almış güçlü bir kadının, hepimize ‘Nasıl değiştirebiliriz?’ sorusunun cevabını verdiği bir mücadele romanına dönüşmüş. Her okuyana verdiği güç de cabası...
“Ben 16 yıllık ev hanımıydım, sosyal yaşam diye bir şey yoktu. Bankaya git kirayı yatır, çocukların takibi için okula git, alışverişe çık. Evin dışında sürdürdüğüm yaşam sadece bunlardan ibaretti. O (eski eşi) evde yokken sadece ailesine giderdim. Bir arkadaşıma gitmeme, dışarı çıkmama bile izin vermezdi, ben de laf söz olmasın diye gitmezdim. 21 yaşında evlendim, 22 yaşında kızım Dilara oldu, ondan 9 sene sonra da oğlum İlhan dünyaya geldi. Eşim TIR şoförüydü. Senenin yarısı çalışıyorsa yarısı iş olmadığı için çalışmıyordu. Bazen 1 ay gider gelmez, bazen de işsiz evde otururdu. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle ne zaman çalışmak istesem, ‘ben karı çalıştırmam, çalışmak istiyorsan babanın kapısına git’ derdi. Çoğu zaman uzakta olduğu için evin bütün yükü benim omuzlarımdaydı. Dünyaya bakış açımız da birbirinden farklıydı. Ben sol görüşlüyüm, o aşırı ulusalcı. Haliyle çatışmalarımız oluyordu. Newrozlara, 1 Mayıslara katılırdım ama söylemezdim, saklardım. Gizli saklı giderdim.”
‘İşin içinde şiddet var mıydı? Hiç boşanmayı düşünmedin mi?’ diye soruyorum, Ayfer anlatıyor;

18 yıl boyunca şiddet gördüm. Kafamı duvarlara vururdu. Gördüğüm şiddet yüzünden vertigo oluştu. Hem psikolojik hem fiziksel şiddet gördüm. Sürekli aşağılardı. Defalarca boşanmayı düşündüm ancak, Kürt bir ailenin kızı olmam, kadına ve aileye bakış, tek başıma ne yaparım iki çocukla düşüncesi, ekonomik kaygılar, bir de dışarda olması rahatıma geliyordu sanırım. Korkaklık vardı anlayacağın. Son yıllarda hayatına başka bir kadın girdiği için daha da kötü davranmaya başlamıştı. Ailem sırf boşanmayayım diye el altından ekonomik yardım bile yapıyorlardı. Boşanmak ayıptır ya, iki çocuğuyla boşandı geldi demesinler diye...”
Evliliğinin son bir buçuk yılında şimdi Genel-İş 7 No’lu Şube Sekreteri olan aile dostları Özgür Genç’in ısrarları ve aracı olmasıyla üniversitede işe başlıyor. Tabi eşini ikna süreci epey uzun sürüyor. Bu arada aile içindeki çatışma giderek artıyor. “Yaşadığımız kavgalara, gördüğüm şiddete çocuklarımız da şahitti. Bir gün ‘anne yeter’ dedi kızım. Gördüğüm şiddete rağmen ben hala boşanma konusunda bir adım atamıyordum. Bu günlerde boşanma talebi ondan geldi. Başka bir kadına aşık olduğunu söyledi, ee ben de onursuz bir kadın değilim. Buna rağmen baskıyı ben gördüm, ailem bir yıl boyunca çevresinden sakladı ayrıldığımı, 6 ay boyunca annem benimle konuşmadı, ‘Nikahı bari bırakmasaydın’ diyordu. Sonra ailem kabullendi, hatta şimdi yardımcı olmaya çalışıyorlar. Beş yıldır çalışıyorum. Çok şükür boşandım. İki çocuğuma bakıyorum. Hem ekonomik hem de ruhen özgürüm. Senden bir şey olmaz, ben olmasam sen bir hiçsin diyordu. Şimdi güzel bir işim var, işçi temsilcisiyim, işçi sorunlarıyla ilgileniyorum.”


TÜM DEĞİŞİMİM İŞÇİ KADINLARIN DESTEĞİYLE OLDU
Ayfer Temel, Özgür Genç ve üniversitede çalışan birkaç kadın işçiyle birlikte sendikal örgütlenme çalışması yapıyor. Önce taşeronda çalışan kadın işçileri örgütlediler. Şimdi yarısından fazlası kadınlardan oluşan Ege Üniversitesi kampüsündeki taşeron işçiler, Genel-İş’e üye...
“Küllerimden doğdum” diyor Ayfer, “Eski fotoğraflarıma bak, gözlerimde hep bir hüzün var. Şimdi evet yüküm çok ağır, çocuklarıma bakıyorum, kira ödüyorum, faturalarım var, ama her sabah kalktığımda ‘sen çok şey başardın’ diyorum kendime... Ve hayattın tüm zorluğu bir anda zor olmaktan çıkıyor. Kadınlara tavsiyem, korkmasınlar kimse açlıktan ölmüyor. Benim işim üniversitede nispeten koşulları daha iyi, ancak o olmasaydı da iplik temizler, dikiş diker, ortacı olurdum yine ayakta kalırdım. Evde iki çocuk bakar, yine hayatımı idame ettirirdim. Taşeron işçiyiz sonuçta, üç ay önce aldığımız zamla birlikte 1700 lira maaş alıyorum. Eskiden aylarca ev kirası ödeyemediğimiz olurdu. Boşandıktan sonra bir gün kiramı faturalarımı aksatmadım. Çünkü hayatımın yönetimi benim elimde... Tüm bunları başarmam Özgür başta olmak üzere çevremdeki işçi kadınların desteğiyle oldu. Onlar olmasaydı belki bu kadar kolay olmazdı.”

ÇAMAŞIR, BULAŞIK MAKİNESİ DEĞİLİM BEN, İNSANIM
Ayfer tüm hayallerini yavaş yavaş gerçekleştiriyor. Boşandıktan sonra ikinci sınıfta bıraktığı liseyi bitirmiş, hatta üniversite sınavına bile başvurmuş ancak sınavı kaçırdığı için girememiş. Kızıyla birlikte KPSS’ye girmiş, kızı 65, o 70 almış! Tercih yapmış ama atanamamış. Bir de üniversitede çalışıyor olmasının da avantajlarını kullanmayı ihmal etmiyor; haftada iki gün yoga yapıyor, yüzme kursuna gidiyor. “Onlar için kadınlar sadece çamaşır makinesi, bulaşık makinesi ve ütü... Tabi bir de soyun devamlılığı söz konusu. AKP iktidarı bu geri bakışı bilerek ve isteyerek besliyor. Tüm politikası da bunun üzerine kurulu. Bu nedenle kıdem tazminatı konusunda olsun diğer konularda olsun, kadının olmadığı bir kazanım gerçek bir kazanım değildir. Devrimin en büyüğünü kadınlar yapacak bu ülkede, kadınlar sayesinde güzelleşecek bu ülke...” diyor.

İlgili haberler
15 yaşında mülteci bir işçi: Emine

Çocuk o daha. Çağlayan’da taş dizimi yaptığı atölyede onun kadar uzun saatler çalışmaya büyük bir in...

Bir değişimin dönüştürdüğü ev işçisi Sevgi

Sevgi bir emlak dükkanı sahibiyken eşinin iflas etmesiyle maddi sıkıntılar içine girmiş, ev işçiliği...

Ellerinden milyonlar geçiyor ama geleceği göremiyo...

Bankacılık için ‘Oh ne güzel iş’ diyorsanız bir kere daha düşünün. Dışı sizi yakıyor, içi bankacı ka...

Bazen bir tek kadın bir çok şeyi değiştirebilir

Tuzla Deri Sanayideki bir fabrikada çalışan tek kadın, kendisiyle beraber çalıştığı fabrikadaki deği...

Hamile işçinin ‘sağlıksız güvencesi’

Boya kokusu tinerle karışmış, koku bütün fabrikaya yayılmış. En uç köşede hamile bir kadın çalışıyor...

Kıdem tazminatı meğer hayat güvencemmiş

Kıdem tazminatını alan ve alamayan iki kadından notlar: Bu hakkın önemini herkese hatırlatmak gerek.