23. Türkiye Üniversite Öğrencileri Bağımsız İktisat Kongresi (TÜÖBİK) ülkenin dört köşesinden 200’ü aşkın üniversite öğrencisinin katılımıyla Kocaeli Üniversitesinde gerçekleşti. Öğrencilerin kolektif emeğiyle, bağımsız şekilde yıllardır sürdürülen kongre kapsamında makaleler yazıldı, çeşitli tartışmalar bu makalelerin sunumlarıyla beraber kalabalık salonlarda açıldı.
TÜÖBİK, özgür bir tartışma ortamı yaratarak akademiyi yeniden kazanmak ve anaakım iktisadın iktisat ile hayatlarımız arasındaki bağı koparan kuram ve modellerinin ötesinde başka bir iktisat anlayışının mümkün olduğunu tartışmak amacıyla, kendi cevaplarımızı yükseltebileceğimiz bağımsız bir kürsü olarak varlığını sürdürmektedir. Her geçen yıl daha kalabalık bir şekilde bir araya gelerek hayatlarımızdaki sorunları ve bu sorunların nedenlerini tartışabileceğimiz yeni kürsüler yaratmaya devam edeceğimizi umuyoruz.
Nüfus politikaları ve kadınlar
Bu çerçevede her sene gerçekleştirilen kadın emeğine ilişkin oturum, bu sene “Aile ve Nüfus 10 Yılı: Kadınlar Açısından Ne Anlama Geliyor?” başlığıyla gerçekleşti. İçinde yaşadığımız sistemi ve iktidarın politikalarını kadın emeği, kadın bedeni ve nüfus politikaları bağlamında inceleyen sunumlar yapıldı. Oturumun tartışma kısmı da pek çok önemli noktayı ortaya çıkarttı. Hayatlarımıza doğrudan temas eden sorunları bilsek de etkilerini tartışsak da bu sorunların üzerinde yükseldiği sistematik gerçekliği konuşacak alan bulmanın yarattığı farkı gözlemleyebileceğimiz örnekler dinledik.
İktidarın nüfusu arttırmaya dair politikaları, aileyi korumaya yönelik hamleleri artarken kadınları yaşadıkları eşitsiz hayata hapseden ve koşulları her geçen gün zorlaştıran sonuçlar doğuruyor. Üzerine konuştuğumuz gerçeklerden birisi aile yılı ilan edildiğinden bu yana kadına yönelik şiddet, baskı ve sömürünün her geçen gün arttığı bir yıl geçirdiğimizdi. Türkiye açısından yeni olmayan bu tablo, tartışmalarımızın şekillenmesinde de önemli rol oynadı.
Doğum teşvik politikaları ve halk sağlığına yönelik ihtiyaçlara dair sunumda pronatalist (doğum yanlısı) duruşun kadınlar ve yaşamları lehine düzenlenmediği sürece felakete sebebiyet verdiğini ve sistemin ihtiyaçlarına yönelik sürdürüldüğünü tartıştık. Kadınları “kuluçka makinesi”ne indirgeyen sistemsel gerçeklik, bedenlerimiz üzerinde kurulu bir tahakküm aracı olmanın ötesinde; her geçen gün sömürü koşullarını derinleştiren ve toplum hekimliği yaklaşımını gerileten politikalar aracılığıyla yaşamlarımızı tehdit eden bir disiplin mekanizması olarak da karşımıza çıkmaktadır.
Bakım yükü ve güvencesiz istihdam
Kadınların erkeklere kıyasla çocuk, yaşlı bakımı ve ev işi için günde ortalama dört saat daha fazla zaman harcamasından söz açıldı. Buradan hareketle kadınların istihdamdan dışlanması veya niteliksiz iş gücü olarak görülmesinin sistem içerisinde yüklendikleri rolün doğrudan bir sonucu olduğunu tartıştık. Üretimde aldıkları pozisyon ve çekirdek ailedeki bakım yükünü yüklenmeleriyle sömürü sisteminin yeniden üretiminde özel bir konuma sahip kadınlar için sistemin krizlerinin daha yakıcı hale geldiğini konuştuk. Bu sistemin yeniden üretimi aynı zamanda ataerkil normların da her alanda yeniden üretilmesini koşulluyor.
Emek sermaye çelişkisinin derinleşmesi pek çok ülkede farklı manzaralar doğuruyor. Sistemin işleyişi gerçek bir eşitliği doğurmaktan her zaman oldukça uzak kalıyor. Örneğin, iktidarın kadın istihdamını arttırmaya yönelik yaptığını söylediği yenilikler, kadınları güvencesiz çalışma alanlarına iterek mevcut şartlarını iyileştirmeye dair taleplerini göz ardı ediyor. Kadınların ucuz işgücü olarak kullanılması pekiştirilirken çekirdek aile ile olan bağı, onların üzerine daha çok yük bindirilerek sağlamlaştırılıyor. Aile ve kadın bütçesine dair sayısal veriler de bu durumun kanıtı niteliğinde. Ailenin çeşitlenen ihtiyaçları ve kamusal harcamaların kısılmasına dayalı neoliberal politikalar şimdiye kadar yasal kazanımlara dönüştürdüğümüz talepleri her geçen gün geriye götürüyor.
Ya çözüm?
Oturumda çözüme yönelik yürüttüğümüz tartışmalar ise öncelikle kadının toplumsal konumunu ikincilleştiren ve bunu yeniden üreten koşullarla mücadele etmek üzerinden şekillendi. Bakım emeğinin toplumsallaştırılması, kadın emeğinin nitelikli hale getirilmesi, ataerkil normlarla mücadele gibi pratik çözümlerle beraber bunları yaratan sömürüye dayalı sistem koşullarını da alaşağı etmek üzere tartışmalar yürüttük.
Kadınların eşitlik mücadelesi için günlük taleplerimizi belirlemek ve yaygınlaştırmak için yan yana geldiğimiz alanların öneminin ayyuka çıktığı bir gerçek. Bununla birlikte akademi de bu alanlardan biri. Hem üniversitelerimizde bu alanları artırmak, kampüslerimizi bir yaşam alanı olarak tekrar kazanmak için hem de akademiyi hayattan koparan anlayışların aksine sosyal bilimler başta olmak üzere kendi gözümüzden dünyayı okumak, kendi sözümüzü yükseltmek için
TÜOBİK, bu sene de çokça sunuma kürsü açtı. Bizlere de kampüslerimize döndüğümüzde tartışacağımız yeni bakışlar, yaklaşımlar kazandırdı. Kadınlar için gün geçtikçe daralan kamusal alanlara alternatifler üretmekte ısrarcı olduğumuz gibi her geçen gün daha çok arkadaşımıza ulaşmakta da kararlıyız. Bizleri karanlığa hapseden sisteme karşı gücümüzü ve bizi ulaştırabileceği aydınlığı konuşacağımız nice kürsülere...
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
İlgili haberler
TÜOBİK'te 'kadın yoksulluğuna, işsizliğine karşı biz ne yapacağız?' sorusu öne çıktı
18-19-20 Mart tarihinde gerçekleşen 20. TÜOBİK'in 'Güvencesiz Yaşam, Güvencesiz İstihdam: Kadın Emeği' oturumunda 'kadınların baskılandığı bu tabloya karşı ne yapacağız?' tartışması öne çıktı.
'Aile yılı'nın ardından 'Aile on yılı': Erdoğan 'kutsal aile' dedi, kürtaj hakkını hedef aldı
Erdoğan, Uluslararası Aile Forumu'ndaki konuşmasında 'fıtrat', 'aile kutsaldır', 'en korunaklı liman' diyerek kadınları hedef aldı. Kürtaja 'cinayet' diyerek önümüzdeki 10 yılı 'aile yılı' ilan etti.
Bize neden sürekli doğurun buyuruyorlar?
Hesap belli; bir işçi ailesinin sadece kendi üyelerinin, yani anne babanın yerine geçecek kadar işçi üretmesi Türkiye gibi bağımlı kapitalist ülkeler açısından kabul edilebilir değil.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























