Suça sürüklenen çocuklar Meclis komisyonu tartışmaları | AKP ne yaptı? Bu komisyondan ne çıkar?
Artan çocuk suçları ve mağduriyetine rağmen iktidarın somut bir politika üretmediği görülüyor. Uzmanlar önleme ve sosyal politikaları önerirken, iktidarın çözümü yine ceza artırımı oluyor.

İstatistikler uzun süredir çocuklarda hem suç hem de suç mağduru olma oranlarının katlanarak arttığını gösteriyordu. 2020’den 2024’e SSÇ’nin dahil olduğu olay sayısı yüzde 80,8 artmış. Son 9 yılda çocukların karıştığı cinayet vakası yüzde 131, uyuşturucu ticareti ise yüzde 119 artmış. Aynı dönemde mağdur çocuk sayısındaki artış ise yüzde 56. Fakat Minguzzi olayına kadar bu sorun iktidar tarafından gündem edilmediği gibi bu alana dönük bir politika da yürütülmedi. Alanda çalışan meslek elemanları ve uzmanlar konuya yıllardır dikkat çekse de önlem almak için bir çocuğun “popülerleşen” ölümü beklendi. Meselenin bütün memleketi saran bir tartışmaya dönmesinin üzerinden ise 1 yılı aşkın süre geçti. Hadi öncesini geçelim, AKP iktidarı Minguzzi’nin öldürülmesinden sonra geçen 1 senede ne yaptı? 

Doğrudan sorumluluğu olan bakanlar, bir çırpıda komisyona çağrılabilen uzmanların anlattıklarını ilk defa komisyonda duymadı herhalde. Anlatılan modellere uygun bir çalışma başlatıldı mı? 

Bakanların anlattıklarına bakınca, sorunun önlenmesine dönük yapılan şeyler spor salonu açmak, okul önlerine polis göndermek, bağımlılara diyanetle manevi destek vermek, çocuklara sosyal destek vermekten ibaret görünüyor. Henüz bir veri analizi dahi yapılmış değil. TÜİK yetkilisi, kurumların veri vermediğinden şikayet ediyor. Veri bile toplamaktan aciz bir devlet görünüyor karşımızda. 

Dişe dokunur tek çalışma, Aile Bakanlığının yeni çalışmaya başladığı “risk haritası” olarak görünüyor. Henüz hiçbir uygulama örneği olmasa da risk bölgeleri belirleyip bunlara dönük özgü çalışmalar ve tedbirler uygulanacağı anlatılıyor. 

Öte yandan mevcut sistemdeki eksik koruyucu ve önleyici tedbirlerinin dahi uygulanmadığını görüyoruz. İbn Haldun Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Saliha Merve Kaya, bizzat kendi çalışmasının sonuçlarını sunuyor komisyona. İncelediği 100 dosya içinde koruyucu ve destekleyici tedbirlerin 12-15 yaş grubu 22 SSÇ’den sadece 2'sine, 15-18 yaş grubu 97 SSÇ’den sadece 1’ine verildiğini görmüş. Çocuk savcısına sorunca savcı "900 çocuktan ortalama 9 çocuk hakkında veriyoruz” demiş. İncelediği dosyalarda “okumuyorum” diyen çocuklara eğitim tedbirinin uygulanmadığını görmüş. Çağlayan Adliyesinde bir çocuk mahkemesinde 2005-2018 arası tüm dosyaları incelemiş ve 13 yılda eğitim tedbirinin sadece 18 kere, diğer tedbirlerin de 13 kere verildiğini görmüş. Yani “yapıyoruz, ediyoruz” sözlerinin sahada bir gerçekliği yok. 

Sahada canhıraş çalışan meslek elemanlarının tamamı personel yetersizliğinden dem vuruyor. Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanı Meral Gökkaya personel sayısının yetersiz olduğunu, adli görüşme odalarında personelin mesai mefhumu olmadan ve düşük ücretlerle çalışıldığını, herkesin büyük özveriyle çalışmasına rağmen çok büyük ihtiyaç olduğunu, 2-3 yıldır atama yapılmadığını, 700 personel talebinde bulunmalarına rağmen 275 uzman atamasından söz edildiğini söyleyip bu konunun komisyon raporuna geçmesini rica ediyor. 

İstanbul’da 2 bin öğrencili bir okulun rehber öğretmeni, öğretmen başına 500 öğrenci düştüğünü söylüyor. Hal böyle olunca, alanda çalışan uzmanların bir çocuğun bütün süreciyle ilgilenemediği, 10 dakikalık görüşmelerde sosyal inceleme raporu hazırlamak zorunda kaldığı söyleniyor. Şu meselenin gündeme geldiği günden bu yana Mecliste bir merkezi bütçe dönemi geçti. Bu konuya bütçe ayrılamaz mıydı? İşte, tercih meselesi…

Buradan ne çıkar?

Bütün bunlara ek olarak, alanda sorumluluğu bulunan çiçeği burnunda Adalet Bakanı her gün çıkıp çocuklar için cezaları arttıracağını kamuoyuna açıklıyor. Yahu madem kararını verdin, neden bu komisyon çalışmaya devam ediyor? Neden bunca uzman çıkıp bilimsel araştırmaları, saha deneyimlerini, çözüm önerilerini anlatıyor? Meclisin komisyonunun ne önemi var? 

Hoş, en azından dürüstler (!) demek gerekiyor belki de. Olağanında da Meclisin hiçbir etkisi olmadığı açık. Malum, Meclis’te araştırılması istenen konular genel olarak AKP-MHP oylarıyla reddedilir. Kamuoyu baskısıyla bir konu araştırılmaya başlansa bile çıkan sonuçlar “AKP-MHP oyları” ne istiyorsa o olur. En yakın örnek, yine çocukları koruma kisvesiyle internet yasaklarının çıktığı komisyon. Esasen tutanakları inceleyince, oradaki uzmanların da çalışmaların da dünya örneklerinin de doğrudan internet yasaklama sonucuna varmadığını çok açık görüyorsunuz. Ne kadar anlatılsa da çıkan sonuç internette yaş kısıtı oluyor. Haliyle, Bilal’e anlatır gibi anlatılsa da bu komisyondan çıkacak sonucun ceza arttırımı olması sürpriz olmaz. 

Çocuğun suça sürüklenişini anlamak ve önlemek

Konuyu en ağır suçlar ve ekstrem örnekler üzerinden tartışıp kuralları da bunlara göre belirlemeye çalışmak suç ve ceza politikasında hiçbir zaman doğru sonuç getirmez. Suça sürüklenen çocukların tamamının insan öldürme suçu işlemediğini, bunun azınlıkta olduğunu bilmemiz gerekiyor. Suçlar genelde uyuşturucu, hırsızlık, basit yaralama gibi yerlerde yoğunlaşıyor. İnsan öldürme suçunda çocukların daha ağır ceza alması gerektiğini savunacak olsak bile bunu “15-17 yaş arası çocukların cezaları artırılsın” gibi ya da “çocuklar kapalı cezaevlerinde bütün cezalarını çeksinler” gibi genel bir kurala bağlayamayız. 

1997’de Antep’te canları istediği için baklava çalan çocukları hatırlayın. Meşhur Güllüoğlu baklavacısının sahibi çocukları şikayet ettiği için 9 yıl hapis cezası almışlardı. Bütün memleket bu meseleye isyan etmişti. Yeniden bu hassasiyeti hatırlamalıyız. Elbette çocukların konusu suç oluşturabilecek hiçbir davranışı karşılıksız kalmamalı. Yaptığının ne anlama geldiğini ve sonuçlarını öğrenmeli. Fakat bu ağır ve suç tekrarından başka hiçbir sonuç getirmeyen cezalarla yapılamaz. Adalet sisteminin mantığı da bu olamaz. 

Ancak çocukların hırsızlık yapmasını, işçi olmasını önleyecek şekilde yoksulluğu bitirmek değil midir temel görev? Aile içinde şiddet ve istismara maruz kalıyorsa çocuğu korumak değil midir? Okuldan ayrılmışsa onu okula geri döndürmenin olanaklarını yaratmak, okulda aç kalmasını önlemek, bir sorunu varsa çözmek değil midir?

Önceki yazıları okumak için tıklayın
1-Uzmanlar ne diyor?
2-Devlet ne diyor?

Fotoğraf: TBMM

İlgili haberler
Fatma Nur ve kızı İkra'nın tabutlarını kadınlar omuzladı

Fatma Nur Çelik ve kızı İkra'nın Hidayet Camii'nde cenazesi gerçekleşiyor, cenazeler Ihlamurkuyu Mezarlığı'na defnedilecek.

İso’yu neden sevdik?

'İlişkilerimizdeki erkeklerin en temel insani beceri ve insanca davranışlardan bile yoksun oluşu, dikkat edelim de İso’yu aile yılının fetih flagi olarak gönül kalelerine dikmesin.'

Dardanel Genel Müdürlüğü önünde kadın işçiler eylem yaptı: 'Tazminat hakkımız'

İşten çıkarılan Dardanel işçileri Dardanel Genel Müdürlüğü önünde eylem yaptı. Mikrofon uzattığımız kadın işçiler, fabrikadaki mobbing ve hak gasplarını anlatarak tazminatlarının ödenmesini istedi.


Editörden