Metal işçisi kadınlar kişisel koruyucu donanıma daha az erişiyor
Metal işkolunda yapılan araştırma, kadın işçilerin koruyucu donanıma erişimde erkeklerin gerisinde kaldığını ve ekipmanların çoğunlukla erkek bedenine göre üretildiğini ortaya koydu.

Birleşik Metal-İş Sendikası, Kişisel Koruyucu Donanımlarda (KKD) Toplumsal Cinsiyet Açığı Araştırmasının sonuçlarını İstanbul Genel Merkez binasında sundu. 454 kadın, 456 erkek toplam 910 metal işçisi ile yapılan anketlerin sonucu, kadın işçilerin yeterli ve nitelikli kişisel koruyucu ekipmana erişmekten uzakta olduğunu gösterdi. İşçi güvenliğini sağlamak açısından en son halka olan Kişisel Koruyucu Donanımlar, iş kazalarını meslek hastalıklarını önlemek açısından yine de önemli bir yerde duruyor. Birleşik Metal-İş Sendikası İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Dairesi ile Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin (BİSAM) gerçekleştirdiği araştırma sonucunda kadın işçilere verilen kişisel koruyucu donanımların erkek bedenine uygun üretildiği, kadın işçilerin koruyucu donanıma erişiminin erkeklere göre daha düşük olduğu ortaya çıkıyor. 

‘Uygun olmayan eldiven kaza riskini artırıyor’

Açılış konuşmasını yapan Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Özkan Atar, 28 Nisan İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybedenleri Anma Ve Yas Günü dolayısıyla yaşamını yitiren tüm işçileri andı, iş cinayetlerini durdurmak için kararlılıkla mücadeleye devam edeceklerini belirtti. 

“Her gün ortalama 6 işçi hayatını kaybederken, meslek hastalıklarının gerçek boyutları dahi tam olarak bilinmiyor. Devletin denetim mekanizmalarının yetersizliği ve caydırıcı cezaların uygulanmaması, bu kayıpların sürmesine zemin hazırlıyor. Bu ihmal ve denetimsizlik ortamı; Dilovası, Gayrettepe, Hendek, Soma ve daha birçok işçi katliamında tanık olduğumuz gibi işçilerin hayatlarına mal oluyor” diyen Atar, bu tablonun sendikal örgütlenmenin gerekliliğine işaret ettiğini belirtti. 

Cinsiyet eşitsizliğinin derin olduğu çalışma yaşamında kişisel koruyucu donanımlar (KKD) dahil olmak üzere kadın işçilerin birçok sorununun görünmez olduğunu söyleyen Atar, araştırmalarının amacını söyle açıkladı: “Temel amaçlarından biri, işyerlerinde yapılan denetimler sırasında tespit edilen bulguların ve alınan şikâyetlerin cinsiyet boyutunu ölçmek, KKD’lerle ilgili yaşanan sıkıntıları görünür kılmak, bu konuda kamuoyunda ve bu alana yönelik politika üreticilerinde farkındalık yaratmaktır.”

Atar, KKD’lerin tasarım, üretim ve temin süreçlerinde toplumsal cinsiyet boyutunun çoğu zaman göz ardı edildiğini ekledi. Geleneksel olarak erkek işçileri referans alan “standart” beden ve ölçülere göre üretilen KKD’lerin, kadınlar başta olmak üzere farklı vücut tiplerine sahip işçiler için yeterli koruma sağlamadığına dikkat çekti.

İş yerlerinde öncelikli önlemler alınmaması sebebiyle KKD’lerin niteliği ve işçilere uyumunun daha kritik hale geldiğini belirten Atar, vücuda tam oturmayan veya ergonomik olmayan KKD kullanımının yarattığı risklere dair şu örnekleri verdi: “Uygun olmayan eldivenlerle çalışmak iş kazası riskini artırıyor. Büyük beden koruyucu giysiler takılma ve düşmelere, uyumsuz solunum ekipmanları ise meslek hastalıklarına sebep olabiliyor.”

Barete erişemeyen kadın işçi sayısı erkeklerin 5 katı

Araştırmada öne çıkan önemli sonuçlardan biri, koruyucu donanıma ihtiyaç duyan kadın işçilerin, erkek işçilere göre bu koruyucu donanıma erişiminin daha sınırlı olduğudur. Özellikle baret, işitme koruyucu ve solunum koruyucu/maskeye erişimde kadın işçilerle erkek işçiler arasında bir cinsiyet açığı göze çarpıyor. 

İhtiyacı olduğu halde barete erişemeyen kadın oranı yüzde 17,8 ile, erkeklerin (yüzde 3,7) yaklaşık beş katı.

İhtiyacı olduğu halde işitme koruyucuya erişemeyen kadın oranı yüzde 8,4 ile erkeklerin (yüzde 2,3) yaklaşık dört katı. Oysa kadın işçilerin yüzde 39,6’sı gürültü riski maruziyeti altında çalışıyor. 

Metal sektöründe toz ve duman maruziyetinin ciddi sağlık sonuçları doğurabileceği de düşünüldüğünde, maskeye ihtiyacı olduğu halde erişemeyen kadın işçilerin oranı yüzde 16,5 ile erkeklerin (yüzde 9,4) yaklaşık iki katı.

Fotoğraf: Birleşik Metal-İş Sendikası

‘İşi kadın yapıyorsa risksizdir’ algısı var

Bu tablo, koruyucu donanıma erişimin kadın işçi ile erkek işçi arasındaki görev dağılımı farkına indirgenemeyeceğini gösteriyor. Birleşik Metal-İş Sendikası Eşitlik Dairesi Uzmanı Nuran Gülenç, KKD’lere erişimdeki cinsiyet açığının sebeplerinden birine örnek verdi: “Kadının yaptığı işin daha risksiz olduğu gibi cinsiyetçi bir algı var. Kadın yapıyorsa risksiz gibi anlaşılıyor. Mesela bir işi erkekler yapıyorsa ayakkabı veriliyor ama kadın yapıyorsa risksiz bir iştir algısıyla başka bir yerde kadınlara verilmiyor.”

Kimyasal riskine karşı koruyucu önlüğe ne kadınlar ne erkekler erişemiyor

Cinsiyet açığından bağımsız olarak araştırma, özellikle kimyasal dayanımlı önlük/tuluma kadın işçilerin de erkek işçilerin de ihtiyaç duymalarına rağmen yüzde 60’larda kaldığını gösteriyor. Rapora göre kadın işçilerin de erkek işçilerin de yaklaşık yüzde 17’si kimyasal maruziyeti riski altında çalışıyor.

İş kıyafetlerinde beden uyumu yok

İş kıyafetlerinde bedenlerin kendileri uymadığını söyleyen kadın işçi sayısı erkek işçi sayısının iki buçuk katından fazla. Raporda, bu beden uyumsuzluğunun sadece konforsuzluk değil, hareket kısıtı ve potansiyel güvenlik açığı bakımından da risk barındırdığı belirtildi.

Anketi yapan iş yeri temsilcisi kadınlardan biri, iş kıyafetlerinin erkek bedenlerine göre olduğunu, kadınların basenlerine göre yapılmadığı için üstlere makasla yırtmaç açmak zorunda kaldıklarını, pantolonları terzi misali kendilerine göre uyumlu hale getirmek için neredeyse yeniden yarattıklarını söyledi. Erkek bedenine göre olduğu için küçük bedenli kadınların kendilerine uygun kıyafet bulamadığını, kadın bedenine uyumsuz yapıldığı için büyük beden kadınların da kendine uygun kıyafet bulamadığını söyledi.

Kadın işçiler açısından belirgin biçimde daha yüksek olan sorunların üçü şöyle: ayakkabıda tarak genişliği (yüzde 16,3), eldivenlerde parmak uzunluğu uyumsuzluğu (yüzde 15,9) ve giysilerin çok büyük beden olması (yüzde 13). Bu sorunları erkek işçiler de yaşasa da kadın işçiler açısından daha belirginler. Kadın işçiler açısından beden-kalıp uyumsuzluğunun kendisi sorun yaratırken, erkek işçiler açısından belirgin biçimde öne çıkan sorunlar daha çok çalışma ortamı (gözlük buğulanması, ısı etkisi, maske sızdırması vs.) üzerine ortaya çıktı.

Anket yapılan kadın işçilerden biri iş giysisinin uyumsuzluğunu şöyle ifade etti: “Dağıtılan yeleklerin aşağıdan kapanma noktası çok dar ama omuzlar geniş. Bel kısmı lastik şeklinde olmalıydı. Hareketi kısıtlıyor, kendi bedenimiz olduğu halde.”

Bir başka kadın işçi ise şöyle ifade ediyor: “Pantolonların kalça kısmı dar, paça kısmı fazla geniş.”

Malzemelerin niteliksizliğine dikkat çeken bir kadın ise, “Eldiven kullanımında bazı malzemelerde elektrik akımı hissediliyor” dedi. 

Rapor, aynı zamanda özellikle kadınlarda baret ve maske uyumsuzluğunun yaygın bir pratik sorun oluştuğuna da işaret ediyor.

Kadın işçiler için regl, emzirme dönemlerine dair konuşmak zor

Regl, hamilelik, emzirme dönemlerinde özel KKD kullanımına ilişkin soruların yöneltildiği kadın işçilerin yüzde 16,5’inin bu soruyu yanıtlamaktan çekinmesi, bu konunun iş yerinde hassas ve tabu niteliğinde algılandığını gösteriyor. Kadın işçilerin yüzde 11,6’sı regl, hamilelik, lohusalık veya emzirme dönemlerinde özel kişisel koruyucu donanım ihtiyacı olduğunu belirtti. Bu soruya yanıt veren 135 kadın işçinin yüzde 17,8’i ihtiyaç duyduğu kişisel donanımı tedarik edemediğini belirtti. 

5 kadın işçiden 1’ine göre iş yerlerinde herkese uygun koruyucu donanım yok

Kadın işçilerin yüzde 20’si iş yerinde herkes için uygun kalıpta KKD mevcut olmadığını belirtti. Erkeklerin yüzde 22,8’i herkese uygun KKD olduğunu düşünürken, böyle düşünen kadın işçiler sadece yüzde 11,2. Kişisel koruyucu donanımın işini güvenli ve rahat yapmasına olanak taşıdığı ifadesine “kesinlikle katılan” kadın sayısı (yüzde14,4) erkek işçilere göre (yüzde 23,9) belirgi oranda düşük. 

Koruyucu donanım uygunsuz ama rapor edilmiyor

Kişisel Koruyucu Donanım seçiminde sendika temsilcilerinin görüşünün alınıp alınmadığı sorusuna kadınların yüzde 39,9’u “bilmiyorum” yanıtı verdi. Bu oran erkeklerde yüzde 21,8. Bu fark araştırma sunumunda “Karar alma süreçlerinde daha çok temas kurulabilecek noktalardan biri olduğunu gösteriyor” diye ifade edildi.

Kadın işçilerin kişisel koruyucu donanımın uyumsuzluğuna ilişkin yaşadıkları sorunlar daha fazla olmasına rağmen uygun olmayan donanımı değiştirmek için “böyle bir talebim olmadı” yanıtını veren kadın işçilerin sayısı (yüzde 24), erkek işçilerden (yüzde 17,8) daha fazla. Bu da uygunsuz KKD’lerin daha az raporlandığını gösteriyor. 

Kadın işçilerin yüzde 6,7’si, erkek işçilerin yüzde 7,3’ü uygunsuz koruyucu donanım yüzünden kaza ya da sağlık sorunu yaşadığını söyledi. 

Kişisel koruyucu donanıma erişimde cinsiyet temelli bir eşitlik olmadığına erkek işçilerin yüzde 26,1’i “kesinlikle” inanırken kadınlarda bu oran yüzde 12,1. Kadın işçilerin yüzde 49,2’sinin de cinsiyet eşitli olmadığını belirtmesi raporda, eşitsizliği bir içselleştirme veya normalleştirme olarak yorumlandı.

‘Cinsiyet duyarlı koruyucu donanım politikası geliştirilsin
Raporda ön bulgular ışığında çeşitli öneriler de yer aldı: “Tüm KKD türleri için kadın beden ölçülerine uygun geniş bir beden aralığı zorunlu kılınması; saç ve aksesuar uyumlu baret ve maske modelleri tedarik kapsamına dahil edilmelidir.
KKD seçim ve değerlendirme komitelerinde kadın işçi temsilcisi bulunması zorunlu hale getirilmeli, sendika kanalları aracılığıyla bilgi akışı güçlendirilmeli.
Tüm KKD kullanım eğitimlerinde farklı vücut tiplerine ve kadınlara özgü pratik ihtiyaçlara yönelik modüller eklenmeli.
Uygunsuz KKD için hızlı, gizli ve güvenilir bir başvuru kanalı oluşturulmalı.
İş yeri risk değerlendirmeleri cinsiyet kırılımıyla yürütülmeli, KKD atamaları risk profiline göre yapılmalı.
Erkek işçilerin ve yöneticilerin KKD cinsiyet açığına dair farkındalıklarını artırmaya yönelik programlar hayata geçirilmeli”

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Hayaller çok renkli ama gerçekler çok metalik!

Dijital dünyanın şarjı bittiğinde kendi dünyamız bizi doyurmuyor maalesef. Gerçeği perdeleyen sanal dünya ve yine o perdeyi yırtıp atan hayatın ta kendisi oluyor...

Her metal işçisinin vücudunda morluklar ve kesikler var | ‘Normalleşen’ iş kazaları #1

Metal iş kolundan fabrikalarda işçilerin 'çalışmasına engel olmayan' ve en sık yaşadıkları iş kazası, kesikler ve çarpma. 'İş kazası' olarak bile görmedikleri bu durumlara sebep olan koşullar neler?

İş kazasını bildirsen dert bildirmesen dert | ‘Normalleşen’ iş kazaları #2

İş güvenliği önlemleri işverenlerin 'başının ağrımaması' için uygulanınca, bildirilen iş kazalarına yapılan muamele de işçinin sağlığını korumak için olmuyor. Metal iş kolundan aktarıyoruz...


Editörden