Gülistan Doku cinayeti, bir kadın cinayetinin devlet mekanizmaları kullanılarak nasıl birbirine bağlı bir ağ ile örtbas edildiğini gösteriyor.
6 yıldır sürdürülmeyen soruşturmanın sonucu bugün şüpheliler terfiler ve yeni görevlendirmelerle ülkenin dört bir yanına dağılmış durumda. Kadın cinayetinin üzerinin örtülmesine göz yuman, delilleri karartan pek çok bir kısmı üst düzey olmak üzere çok sayıda kamu görevlisi bu 6 yıl boyunca hiçbir şey olmamışçasına ülkenin dört bir yanında görev yapmayı sürdürdü. Geçtiğimiz günlerde Doku soruşturması kapsamında yapılan operasyonda Nevşehir il emniyet müdür yardımcısı dahil olmak üzere kadınların güvenmesi, başlarına bir şey geldiğinde onları koruması gereken polisler gözaltına alındı. Tıpkı Ayşe Tokyaz davasında olduğu gibi…
Yeni suçlamalarla yeniden tutukluluk kararı verilen Dönemin Valisi Tuncay Sonel’in nasıl korunduğunu, geçmiş Meclis tutanaklarına baktığımızda dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Tuncay Sonel hakkındaki iddiaların asılsız olduğuna ilişkin soru önergesi yanıtında görmüştük.
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, dönemin Valisi Tuncay Sonel, Gökhan Ertok ve Şükrü Eroğlu’nu mahkemeye sevk ederken kamu gücünün araç kılındığı hukuka aykırı ve "karanlık bir ilişki ağının" kurulduğu değerlendirmesine yer verdi. Dönemin aynı zamanda kayyum belediye başkanı olan Tuncay Sonel’e tanınan yetkiler düşünüldüğünde, kamu görevlilerini suç işlemeye iten bu ilişki ağının münferit bir örnek olduğu ihtimali pek gerçekçi görünmüyor.
Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 2021 yılında, Gülistan Doku’nun ölümünün bir siyaset meselesi olmadığını söylemişti. 6 yıl sonra dönüp baktığımızda Gülistan Doku’nun başına gelenlerin, bir kadın cinayetinin ne kadar politik, ne kadar organize olduğunu apaçık görebiliyoruz.
Kadına yönelik şiddete “siyasetler üstü”, “münferit” yaklaşımlarıyla sorunu bireyselleştiren anlayışın kendisi, Gülistan Doku’nun korunamamasından ölümünün ardından delil karartılmasına uzanan yolu döşedi.
Kadın cinayetleri yalnızca bir failin işlediği suçtan ibaret değil. O faili cesaretlendiren cezasızlık politikaları, etkin yürütülmeyen soruşturmalar, siyasi iktidarın kadınları korumaya değil aileyi korumaya odaklanan politikaları ve kamu görevlilerinin hukuka aykırı işlemlerine rağmen hesap vermemesi de bu suçun bir parçası. Bir kadın kaybolduğunda devlet dosyayı sürüncemede bırakıyorsa, delillerin karartıldığı iddiaları yıllarca etkin biçimde soruşturulmuyorsa, sorumluluğu bulunan kamu görevlileri görevlerine devam edebiliyorsa hatta terfiler alabiliyorsa bu politik tercihlerin sonucu.
Bugün Gülistan Doku soruşturmasında yaşanan gelişmeler de tam olarak bunu gösteriyor. Altı yıl boyunca gerçeğin ortaya çıkması için mücadele eden Doku ailesi ve kadın örgütlerinin ısrarı olmasaydı, bugün kamu görevlilerine uzanan bu soruşturma yürütülecek miydi? Bu soru yalnızca Gülistan Doku dosyasına değil, Türkiye’de kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri karşısında işleyen cezasızlık düzenine dair de sorulması gereken bir soru. Şüpheli şekilde ölen kadınların yakınları da aynı soruyu soruyor: Savcılığın, polisin yapması gereken soruşturmayı neden biz yapmak zorunda kalıyoruz? Geçtiğimiz gün kızının cansız bedeni halıya sarılarak denize atılan Sedef Güler’in annesi Gülizar Sezer delil niteliğinde olan halı ile birlikte Bakırköy Adliyesi önündeydi. Kızının sarıldığı halı, delil olarak saklanmak yerine anneye teslim edilmişti.
Gülistan Doku soruşturmasını konuşurken neden 6 yıldır etkin soruşturulmadığını, neden savcılığın “karanlık ilişki ağı” olarak adlandırdığı ağı daha önceden ortaya çıkartacak adımlar atılmadığını ısrarla sormak gerekiyor. Gülistan Doku dosyası, dosyası kapatılan ya da ölümü şüpheli ölüm olarak bırakılan; özellikle üst düzey devlet yetkililerinin veya yakınlarının isimlerinin geçtiği başka dosyalarda da benzer ilişki ağlarının bulunup bulunmadığını sorgulamayı zorunlu kılıyor.
Fotoğraf: Evrensel
İlgili haberler
1924’ten günümüze bütçesi, mevzuatı, kurumları, personeliyle devleşen Diyanet
Dünden bugüne Diyanet İşleri Başkanlığı'nın nasıl değişimlere uğradığına, yetkilerinin nasıl değiştiğine, bugünkü haline nasıl geldiğine tarihsel bir bakış...
Gülistan Doku haberinden sonra hedef gösterildi: Sarya Toprak’a yönelik baskılar ne anlatıyor?
Birgün gazetesi muhabiri Sarya Toprak ve DİSK Basın-İş Disiplin Kurulu Üyesi Diren Yurtsever ile kadın gazeteciler üzerindeki baskıyı, karşısında nasıl bir dayanışma kurulabileceğini konuştuk.
Gülistan Doku soruşturmasında üst düzey polis memurları gözaltına alındı
Gülistan Doku soruşturmasında 15 ilde düzenlenen operasyonda, aralarında bir il emniyet müdür yardımcısının da bulunduğu çoğu kolluk çalışanı olan 18 kişi gözaltına alındı.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
























