Uzaktan çalışma ‘fırsatından’ kadınlara ‘hayır’ gelir mi?
'İktidar ve sözcüleri, “müjdeyi” biz kadınlara değil, aslında patronlara fısıldıyor...'

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, esnek çalışmanın yaygınlaştırılmasına yönelik sermaye çevreleri ve iktidarın iştahını her fırsat bulduğunda dillendiriyor. Sermayeye teşvikler yağdırdığı orta vadeli programı tanıtırken, derinleşen ekonomik sorunların bütün yükünü emekçilere fatura ettiği Kamuda Tasarruf Paketini açıklarken ya da TV’de katıldığı bir programda esnek çalışma “fırsatını” müjdeliyor. Bahsettiği esnek çalışma biçiminin bir örneği de “uzaktan çalışma.” Son günlerde yine gündemimizde. Çünkü özellikle kadın emekçilerin duyduğunda kulak kabarttığı bu çalışma biçiminde geçtiğimiz günlerde bir adım daha atılmış durumda.

Ev ve iş yükü arasında sıkışan kadınlar için “fırsat” olabilir mi?

Evde sonu gelmeyen işe yetişemeyen, maaşının önemli bir kısmını çocuk bakımı için harcayan, evde karnını doyurması için dört gözle kendini bekleyenlerin olduğu; gözü hep arkasında işe giden kadınların duyduğunda kimi zaman “Acaba nasıl olur?” diye akıllarında soru işaretleri bırakan bir yöntem uzaktan çalışma. Bu yüzden de iktidar bu tür esnek çalışma biçimlerini özellikle kadınlar için bir fırsat olarak ballandırılarak anlatıyor, iş ve yaşamı dengeleyeceğini iddia ediyor. Aslında sermaye ve onun koruyucusu iktidar, kadınların bir yandan ev içi yükü bir yandan iş yerinde yaşadığı sömürü ve iş yükü arasında sıkışmışlığını nasıl fırsata dönüştüreceğini çok iyi biliyor. Sadece Türkiye değil, dünyada da durum aynı. Hele de böyle ekonomik sorunların derinleştiği dönemlerde, kadınların hem evde bakım ve iş yükünü sürdürmesine hem de sermayenin ucuz iş gücü olmasına çok ihtiyaç var. 

Peki, “Emekçiler cephesinde hayırlı işlerle anmadığımız iktidar ve sözcülerinin gündeme aldığı ve yasal çerçevesini somutlaştırdığı bu yöntemle kadın emekçilerin payına ne düşecek?” “Bu ne menem bir çalışma biçimi? Uzaktan çalışma kadınların ev ve iş yaşamı arasında yaşadığı sorunlara bir nebze de olsa çare olabilecek mi?”

Kadınlar daha fazla yoruldu, yalnızlaştı, şiddeti daha fazla yaşadı

Dünyada yaygın olan uzaktan çalışma, Türkiye’de 2000’li yıllarda neoliberal politikaların hız kazanmasıyla birlikte önce kelime dağarcığımızda yerini aldı. Sonrasında teknolojinin gelişmesiyle müşteri temsilcisi, danışma hatları, bankacılık gibi uzaktan çalışmaya en uygun alanlardan başlayarak hayatımıza hızla girdi. Özellikle pandemi döneminde çoğumuzun deneyimlemek zorunda kaldığı uzaktan çalışmanın kadınların yaşamına etkisini o günleri hatırlayanlar daha iyi anımsayacaktır. Böylece aklımızdaki “Acaba?” sorusunun cevabını o günlerdeki deneyimlerimizi hatırlayarak da verebiliriz. O dönem biz kadınların en çok yakındığı konu, hem ev işlerinin hem de ücretli çalıştığımız işin yükünün üst üste bindiği ve daha çok yorulduğumuz oldu. Evden dışarı adım attığımızda evin yükünü bir nebze olsun geride bırakan, sosyalleşen, dayanışan, sohbet eden, derdini paylaşan, yeri geldiğinde birlikte mücadele eden biz kadınları yeniden evin dört duvar arasına sıkıştırmıştı o günler. Üstelik kadınlar evde, anne, öğretmen, aşçı gibi rollerinin yanında, çalışan rolünü de yürütmek zorunda kaldı. Bu yüzden de kadınların hayatla iç içe olmasını, sosyalleşmesini, dayanışmasını, hele de evde şiddetle, baskıyla yüz yüze ise ihtiyaç halinde destek mekanizmalarıyla karşılaşmasını engelleyecek bir yöntem olarak deneyimledik o günleri. Çünkü hatırlayalım, kadınlar pandemi döneminde ev içi şiddeti çok daha fazla yaşadı, kadın cinayetleri arttı, ev içi yük arttı ve yalnızlaştı.

Kadınların emeği görünmeyecek

Hem dünyada hem de ülkemizde uzaktan çalışan emekçilerin deneyimleri bu çalışma biçiminin; patronun baskısının, ücret dayatmasının, mobbinginin arttığı ve bütün bunlara karşı emekçilerin yan yana gelerek hakkını arayacağı, örgütlenebileceği alanları yok eden bir yöntem olduğu da yönünde. Böylece bütün yükün emekçilere yüklendiği şu günlerde, emekçilerin hakkını arayacağı örgütlü alanlardan da uzaklaştıracak bu yöntem. Patronları elektirik, internet, yemek, ulaşım gibi maliyetlerden kurtarması da cabası. Ayrıca evden çalışıldığı için düşük zam dayatmasını da getirecek. Bu çalışma biçiminde yer alan birçok kadının deneyimi de kadınlara sunulan bu “fırsatın” başka bir balon olduğunu kanıtlıyor. Yani ne evin işini ne çocuk bakımını ne de ücretli çalıştığı işi kolaylaştıyor; bundan sonra kadınlar için her şey, evde dört duvar arasında daha çok iş yükü! Üstelik artık ücretli çalıştığı işteki emeği de kimselere görünmeyecek ve tamamıyla bir başına.

Amaç ne kadınların iş yükünü azaltmak ne de daha fazla istihdam

Amaç ne biz kadınları daha fazla istihdama katmak ne de iş yükümüzü azaltmak. Amaçları, kadınların işini kolaylaştırmak olsaydı kadınların yıllardır mücadelesini verdiği taleplerine kulakları açmaları yeterdi. Çünkü bu ülkede kadınlar yıllardır ücretsiz, güvenilir kreş, çocuklarına bir öğün ücretsiz yemek mücadelesi veriyor. Yine hatırlayalım, kamuda tasarruf paketiyle kamuda kadınların hayatını kolaylaştıran birçok uygulamadan vazgeçildi. Emekçilerin ücretsiz ve güvenle kullandığı servisler, çocuklarını gönderdiği kreşler ve birçok sosyal hak hedef alındı. Devlet sadece okul öncesinde verdiği beslenmenin faturasına bile en fazla dört ay katlandı. Ekonominin durumunu bahane ederek bütçeyi çocuklar, gençler ve kadınlar yerine sermaye için harcamayı tercih etti. Bu nedenle iktidar ve sözcüleri, “müjdeyi” biz kadınlara değil, aslında patronlara fısıldıyor. Amaçları sadece sermayenin bitmek bilmeyen kâr hırsına yeni olanaklar yaratmak, emekçilerin yan yana geldiği örgütlenme alanlarını sınırlandırmak, kadınları evin bakım ve iş yükünden ayırmadan, ucuz emek olarak sermayeye hizmetini devam ettirmek ve bütün bunları kadınları sermayenin devamlılığının teminatı, “kutsal ailenin” içine tamamıyla hapsederek, yalnızlaştırarak gerçekleştirmek.

Fotoğraf: Pexels

İlgili haberler
Sağlık emekçisi kadınlar konuşuyor: Esnek çalışma daha çok hak kaybı demek

'Geçinebilmek için ayda sekiz nöbet ben tutuyorum, sekiz nöbet de eşim tutuyor. Ayın yarısı boyunca eşimle görüşemiyorum. Zor geçinirken yarı zamanlı çalışırsak daha çok kaybımız olacak.'

Bu hafta neler oldu: Manisa okul saldırısı, Aleyna Çakır davası, esnek çalışma genelgesi

Okul saldırıları, duymaz olaydık dediğimiz Bakan açıklamaları, cezasızlık ve daha nicesi... Bu hafta kadınların gündeminde ne vardı, hep birlikte bakalım.

Esnek çalışma örneği: HT Solar'da işten çıkarılan işçiler anlatıyor

İşten atmalar "üretim azaldı" denerek sürerken, işçilerin iş yükü ve işten atılma korkusu artıyor. İşten atılan HT Solar işçisi kadınlar Ekmek ve Gül'e konuştu.


Editörden