İŞKUR üzerinden 6 aylık sürelerle çalıştırılan kadın işçiler güvenceli iş istiyor
Çalışma Bakanlığı İŞKUR verileriyle övünürken, 6 aylık sözleşmelerle çalışan kadın temizlik işçileri güvencesiz çalışıyor. İşçiler, sendikasız ve sosyal haktan yoksun bırakıldıklarını vurguluyor.

Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan, İŞKUR üzerinden yapılan işe yerleştirmelere dair “başarı” açıklamaları yaparken bu kapsamda çalışan işçiler ise güvencesiz, bir amirin iki dudağı arasında sömürüldüklerini belirtiyor. Resmi verilere göre İŞKUR üzerinden işe yerleştirilen 1 milyon 19 bin işçi var ve mevcut işsizlik ortamında bu da devede kulak kalıyor.

İşsizlik kanayan bir yara olarak devam ederken İŞKUR aracılığıyla geçici olarak işe alınan kadın işçilerle yaşadıklarını, taleplerini ve 8 Mart’ı konuştuk.

Belediye temizlik işlerinde çalışan üç işçi kadın geleceğe çok umutlu bakamadıklarını dile getirerek başlıyorlar anlatmaya.

İŞKUR’a girerken bir evrak imzaladıklarını, evrakların bir örneğinin kendilerine tebliğ edilmediğini ifade eden işçi, “Hani deniliyor ya ‘Türkiye’de işsizlik yok her yer gül bahçesi’, yok öyle bir şey. Alo 170 üzerinden başvurumuzu yaptık, mülakata çağrıldım sonuç yedeklerdeyim. Asil kadroya çıkabilmek için siyasi bir yakınımızı aradım. Bir gün içinde asil kadrodaydım. Böyle çok örnek var. Hakları gasbedilen çok arkadaşımız var. İşe çok ihtiyacım vardı bu yola başvurmak zorunda kaldım. Arkasında dayısı olmayanlar elendi elbette. Bu arada 6 aylık sürem dolmak üzere, ‘Senle işimiz buraya kadar’ diyebilirler. Yani bizim işimiz güvencesiz bir iş, yarınımı düşünüyorum. Bu nedenle yaptığım işe kendimi veremiyorum. Ağzımıza bir parmak bal çalınıp bizden kaliteli iş çıkarmamız bekleniyor” ifadelerini kullanıyor.

Sağlık hakkından ve kreş hizmetinden yararlanamıyoruz’

Başka bir işçi, sağlık hakkından ve belediyenin kreş hizmetinden yararlanamadıklarını dile getirerek,

“Bizim gibi geçici işçilerin hiçbiri sendikalı değil. Sendikalı olmamız halinde gelecek 6 ayın garantisi yok. İşimize engel olmasın diye sendikalı olamıyoruz. Amirlerimiz de ancak kadroya geçersek sendikalı olabileceğimizi sözlü olarak ifade etti” diyor.

Amirlerinin bu tür durumlarda kendilerini savunmaktan çok uzak olduğunu ifade eden işçi, “Bizler fazla ses yükseltemiyoruz, geleceğimiz, yani sözleşmemizin yenilenip yenilenmeyeceği onun iki dudağının arasında. Barınma, sağlık ve çocukların okul ihtiyaçları bizi bu işi yapmaya ve susmaya zorluyor” diyor.

‘Sabahın karanlığında tacize uğrama korkusu yaşıyoruz’

Kadın olarak özellikle mesai saatlerinde büyük sorunlarla karşılaştıklarını ifade eden işçi, “Sabahın karanlığında işe başlıyoruz, o saatlerde sarhoşu var, hırsızı var, bağımlısı var. Sokakta tek başınayız. Her an bir tacize şiddete uğramak korkusuyla işimizi yapıyoruz. Güvencesiz bir ortamda sürekli arkamızı koklayarak çalışıyoruz” diyor.

İşçiler kadroya geçme ihtimallerinin çok düşük olduğunu, 6 aydan 10 gün önce işten çıkartılarak tazminat haklarına el konulduğunu, amirleri olumlu sicil vermişse diğer 6 aylık döneme yeniden çağrıldıklarını, amirin gözüne batmışlarsa tüm sosyal haklarını kaybettiklerini anlatıyor. “Geçici işçilikte emeğimiz sömürülüyor, esnek çalışmayla güvencesiz bir geleceğe mahkum ediliyoruz. Onların işi görülsün, ‘Bak ülkede işsizliğe engel oluyoruz’ denerek pembe tablolar çizilsin diye biz bu koşullarda çalışıyoruz.”

Çevreyle ve halkla iletişim kurma konusunda özellikle kadın olarak büyük sorun yaşadıklarının altını çizen işçilerden birisi “Aşırı yağışların olduğu bir gün amirimiz yağmur durduğunda kaba temizlik yapmamızı ince ayrıntıya girmememizi söyledi. O sırada apartmanların penceresinden bir kadın başını uzatarak işimi düzgün yapmamı istedi. Oysa bu durumda kadınların birbirine destek olması gerekmez mi çok üzüldüm bu duruma” diyor.

“Bizler 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde alanlarda olmayı çok istiyoruz. Ancak işverenimiz o gün de çalışmamıza devam etmemizi istiyor” diyen işçi, 8 Mart’ın Emekçi Kadınların Mücadele ve Dayanışma Günü olduğunu, tarihini hatırlattığımızda kadınların bıraktıkları mirasa saygı duyduklarını, kız kardeşleriyle birlikte olmayı çok istediklerini ancak o gün çalışmak zorunda olduklarını belirtiyor.

Kadınlar sık sık yarınlarının karanlık olduğunu dile getiriyor, en fazla iki yıllık deneme süresi sonunda kadroya alınmanın garantisini istiyorlar. “Emeklerimiz çöp olmasın tekrar açlıkla sınanmayalım” diyorlar.

Kadın işçiler, güvenceli bir iş, sistemin baskısından kurtulmak ve eşitlik istiyor. Bu haklı taleplerine ulaşmak için de bireysel değil birlikte mücadele etmenin gerekliliğini dile getiriyor.

Fotoğraf: Evrensel

İlgili haberler
İŞKUR ortaklığıyla kölelik: Sırtımızdan yükselen fabrikada sandalye kadar değerimiz yok!

Yıllardır ücretlerinde iyileştirme isteyen Adin Oto işçileri şubat ayında 3 bin lira ile karşılaşınca sendikaya üye oldu. Sendikaya tahammülü olmayan fabrika ise işçileri ücretsiz izne gönderdi.

İş bulma umuduyla İŞKUR’a başvuran kadınların hayal kırıklığı

İŞKUR aracılığıyla işe giren kadınlar ya güvencesiz çalışma yaşamına dahil oluyor ya da çalışma yaşamına hiç dahil olamıyor!

Esnek ve güvencesiz çalışmanın anatomisi: İŞKUR-TYP

Bir yatılı okulda temizlik işçisi olarak çalışıyor Gül. İktidarın lütuf gibi gösterdiği TYP ve İŞKUR ile çalışmaya başlayan arkadaşlarının yaşadıkları ve kendi yaşadığı yoksulluğu anlatıyor.


Editörden