İran’da pembe renkli silah teçhizatlarının sergilendiği ve kadınların merkezinde olduğu bir tören geçtiğimiz haftalarda gerçekleşti. Bu, "İran'ın Can Feda Kadınları Tatbikatı" töreniydi. ABD-İsrail emperyalizminin yarattığı yıkım bir yana İran’da kadınlar, İran rejiminin kendini ihya etmesi ve yeniden gövdesini toparlamak için çaba gösterdiği bir döneme şahitlik ediyor. Bir yanda emperyalist saldırganlık ve bir yandan meşruiyet kazanmak için kadınları bir aparat olarak kullanan İran rejimi.
“Ne rejim ne ABD boyunduruğu” diyen kadınlar ablukada
Pembe cip, pembe insansız hava aracı ve pembe füze görüntüleri çok geçmeden hükümet medyasında ve sosyal ağlarda paylaşıldı. Rejimin düzenlediği savaş karşıtı mitinglerde kadınların yoğunluğu dikkat çekerken, saçı görünen hatta başörtüsü olmayan kadınların mitinglerde bulunması rejim tarafından odak haline getirildi.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a başlattığı saldırılar, ateşkes ve süren belirsizlik savaş halinde olan her ülke gibi İran’daki kadınları da derinden etkiledi. Bunun bir faktörü yıkımlar, kadınların üzerine yığılan daha fazla bakım yükü ve işsizlik. İran’da internet kesintilerinin 50 gündür devam etmesi ile birlikte kadınların en yaygın kullandığı sosyal medya satış mecraları da kapanmış oldu.

Fotoğraf: Erfan Kuçari
Savaşın yarattığı birçok sorunu sayabiliriz, ancak en önemli noktalarında biri de İran’daki kadın hareketine vurduğu darbeydi. İran’ın dışında İsrail-ABD boyunduruğuna girmiş kesimin, monarşistlerin ve İran’ın eski şahının oğlu Reza Pehlevi’yi destekleyenlerin muhalif sağ-liberal medya tarafından parlatılmasına rağmen İran’da kadınlar ABD-İsrail, saldırısının tam karşısında konumlandı. İran rejimi cezaevlerinde akıbetinin ne olacağını bilmeden yaşam süren kadınlar, bu saldırıları kınamakla kalmadı, savaş karıştı mücadeleyi büyütmek gerektiğini savundu. Ancak savaş koşullarının başka önemli ve dezavantajlı bir yanı oldu. İran’da rejim karşıtı hareketler ve bunların bir parçası olarak kadın hareketi, savaş koşullarında geriledi ve bastırıldı. “İsrail casusu” adı altında İran’da her gün gerçekleşen idamları ve verilen idam kararlarının bir bölümü de kadınlardı. Ki bu kadınlar ABD yanlısı değil hatta eskiden beri cezaevinde olan siyasi mahkumlardır. Böylesi koşullara rağmen İran’da “ne rejim ne ABD boyunduruğu” diyen kadınların da iradesi öğreticiydi.
İran’da savaş karşıtı mitingler ilk haftalarda çok kalabalıktı ancak üçüncü haftada sonra mitinglerin düzenlenmesi biraz daha İran’ın radikal muhafazakarları “İstikrar Cephesi” eline geçti ve savaş karşıtı olmaktan ziyade, “uzlaşmak yok, müzakere yok, savaşa devam” mitinglerine dönüştü ve bu yüzden kitleler de azaldı. İnternet kesintisinin olduğu İran’da, rejim medyasının gösterdiği kadarıyla ve sunduğu kadarıyla mitingleri takip edebildik. Ancak zaman zaman iletişim kurduğumuz kadınlar bu mitinglerin git gide sadece rejimin radikal kesimlerinin düzenlediği ve katıldığı formata dönüştüğünü anlatıyor.
Sosyal ağlardan sokağa yayılan reklam kampanyası
Bu kesimin sürdürdüğü gösterilerde başörtüsüz kadınların öne çıkarılmasını dikkatli izlemek gerekir. “Pembe silahlar ve füzeler” akımı, bir medya kampanyasıyla başladı. İlk olarak bir kız çocuğunun Devrim Muhafızları komutanından “Tel Aviv'e pembe bir füze fırlatmasını” istediği bir video yayımlandı. Ardından, rejim büyükelçiliklerine yakın hesaplarda pembe bir füze görüntüsü paylaşıldı; incelemelerin yapay zeka ile oluşturulduğunu ve gerçek olmadığını gösterdiği bir görüntü dolaşıma sokuldu. Ancak önemli olan bu görüntünün, daha sonra sosyal ağlardan sokağa taşınan bir reklam kampanyasının temeli olmasıydı.

Nisan ayının sonlarına doğru Tahran'da ve İran'ın birçok şehrinde "İran'ın Can Feda Kadınları Tatbikatı" adı altında törenler düzenlendi. Bu sokak gösterilerinden yayımlanan görüntüler, kadınların sokaklarda geçit töreni yaptığını gösteriyor; pembe renkli askeri teçhizat ve silahların dikkat çektiği bu toplanma İran’daki gece mitinglerinin devamı olarak organize edildi.
Hükümete yakın medya ve devlet televizyonu, gece yapılan toplanmaları özellikle çocuklar ve genç kadınların sokaktaki görüntüleri üzerinden yansıtarak, bu gösterileri bir tür sokak güç gösterisinin merkezine yerleştirdi. Ancak bu kez başörtüsüz kadınlar daha çok öne çıkarılıyordu.

Mücadele ile geri adım attırıldı
Başörtüsü, İran'da İslam Cumhuriyeti yönetiminin 50 yılı boyunca rejim ile muhalifleri ve eleştirenleri arasındaki çatışmanın odak noktalarından biriydi. Bu çatışma 2022 yılında, "Kadın, Yaşam, Özgürlük" adıyla ülke çapındaki protestolarında dönüm noktalarından birine ulaştı.

Fotoğraf: Sarkhat
İran rejimi, devrimin ilk yılından itibaren başörtüsünü yalnızca dini bir vecibe olarak değil, aynı zamanda ideolojik ve politik bir “gereklilik” olarak tanımladı. İran'da başörtüsünü “teşvik etmek” ve uygulatmak için çok sayıda kurum oluşturuldu, büyük bütçeler tahsis edildi ve askeri ve güvenlik güçlerinden irili ufaklı propaganda kurumlarına ve radyo ve televizyona kadar hükümetin tüm birimleri seferber edildi. Hem çağdaş tarih hem de eski İran tarihi bu konuyu merkeze alarak yeniden yazıldı ve İran-Irak savaşı şehitlerinin başörtüsü hakkındaki vasiyetleri abartılarak büyütüldü. O dönemde savaş, “milliyetçilik ve din” için önemli bir unsur olmuştu. Yıllarca ahlak polisi ve devriyeleri kadınların İran’da en büyük “belasına” dönüştü.
Ancak 2022’de ahlak polisi tarafından öldürülen Mahsa Amini’nin ardından başlayan protestolardan sonra, hükümet, kadınlar ve başörtüsü arasındaki ilişkide gözle görülür değişiklikler yapmak zorunda kaldı. Bu değişiklikler toplum düzeyinde açıkça görülüyor; kadınlar özellikle büyük şehirlerde, sokaklarda başörtüsüz dolaşabiliyordu. Ancak bu durum, yasal bir değişiklikten ya da rejimin isteğinden ziyade, yoğun toplumsal mücadeleler sonucunda ortaya çıkan bir zorunluluğu gösteriyor.
Elbette bu koşullarda bile, İslam Cumhuriyeti'nin önceki lideri Ali Hamaney, 2023 Mart ayında bu konudaki en belirgin açıklamalarından birinde şöyle dedi: "Başörtüsünü çıkarmak hem dini açıdan haramdır hem de siyasi açıdan haramdır." Toplum düzeyinde meydana gelen değişiklikleri tanımadığını ifade etmişti.
Gerçekte bu değişikliklerin hükümet kademelerindeki yansıması ne tek tipti ne de şeffaftı. Başörtüsü İran'da hâlâ bir yasa ve başörtüsüzlük bir suç. İran İslami Ceza Kanunu'nun 638. maddesine göre, sokaklarda ve kamuoyunda şeri başörtüsü olmadan görünen kadınlar 10 günden 2 aya kadar hapis veya para cezasına çarptırılır.
İran'da şu anda birçok kadın sokakta başörtüsü takmasa ve hükümet eskisi gibi ahlak polisi ile onlara müdahale etmese de, kadınlar başörtüsüz olarak devlet dairelerine ve hükümet kurumlarına giremiyor ve onlardan hizmet alamıyorlar.
Başörtüsüz kadınlar odak oldu
Ancak bu süreçte İran rejiminin savaş zamanında başörtüsü ile olan karmaşık ilişkisi eskisinden daha da karmaşık hale geldi. Savaşta kadınların başörtüsü yine bir propaganda aracına dönüştü; bir farkla ki bu kez sekiz yıllık İran-Irak savaşının aksine istenen ve vurgulanan “başörtülü ve çarşaflı” kadınlar değil, artık “başörtüsüz” kadınlar ilgi odağına dönüştü. Bu kadınlar, İran rejiminin arzuladığı cephede kılıç sallayan “ulusal birliğin” sembolü olarak medyada servis edildi.
İlk kez tamamen başörtüsüz kadınlarla yapılan röportajlar İslam Cumhuriyeti'nin televizyonunda yayımlandı ve başta İngilizce yayın yapan Press TV olmak üzere diğer hükümet medyasında da bu türden röportajlar yer aldı.
İran'ın çeşitli ülkelerdeki büyükelçiliklerinin hesapları, İran'da hayatın normal akışını göstermek ve savaşın İran'ı etkilemediğini vurgulamak için İran'daki kafelerden ve sokaklardan kadınların başörtüsüz olduğu videoları yayımladılar.
İki ay öncesine kadar, bu kafelerin başörtüsü kurallarına uymamaları nedeniyle kapatılmasına yol açabilecek videolar, bugün hükümet hesapları tarafından servis ediliyor. İslam Cumhuriyeti taraftarı motosikletli kadınların videosu da bu hesapların favori içeriklerinden bir diğeri.
Oysaki İran'da kadınların yıllarca süren çabalarına rağmen bugüne kadar kendilerine motosiklet ehliyeti verilmemiştir. Diğer örnek Lübnanlı kadın şarkıcı Julia Boutros'un başörtüsüz konseri Tahran'daki savaş karşıtı mitingde dev ekranlarda yayınlandı; oysa İran'da kadınların şarkı söylemesi yasadışı ve kadın şarkıcılar sırf sosyal ağlarda kendi videolarını yayınladıkları için bile hapse atılıyor ve para cezasına çarptırılıyor.
Aldatmaca turları
"Başörtüsüz" kadınların hükümet toplanmalarında veya seçimler öncesindeki dönemlerde rahatsız edilmeden toplum içinde boy göstermeleri İran'da görülmemiş bir şey değil. 2022’de ülke çapındaki protestoların bastırılmasından sonra, 2022’de İslam Devrimi'nin yıldönümünü töreninde de başörtüsüz kadınların varlığına özel bir vurgu yapılıyordu. İran İslam Cumhuriyeti Radyo ve Televizyonu Sınır Ötesi İşler Yardımcılığına bağlı Sobh Medya Merkezinin o gün ile eşzamanlı olarak bir grup yabancı gazeteci ve sosyal medya fenemoni için düzenlediği medya turunda, İngiliz-Pakistanlı gazeteci Bushra Shaikh yürüyüşte kendisinin başörtüsüz bir videosunu yayımladı ve kimsenin başörtüsü yüzünden kendisini uyarmadığını vurguladı. Onun videosu İran hükümet medyasında geniş yer buldu.
"İran'da kadınların ne giydiğine" yönelik bu ikili yaklaşım, son 50 yılın tamamında çeşitli seviyelerde izlenebilir. İran rejiminin propaganda aygıtı "hassas" dönemlerde, başörtüsü tarzları tabu olan ve müdahale ve gözaltı nedeni olan kadınları "kendinden" saymış ve kamera karşısına çıkarmıştır; 70'lerde dar ve kısa mantolu kızları, 80'lerde ve 90'larda saçlarının sadece küçük bir kısmını örte kadınları ve 2022’den sonra da başörtüsüz kadınları.

Zamanına göre, ihtiyaca göre muamele
Başörtüsüz kadınlar, motosiklet kullanan kadınlar, şarkıcı ve müzisyen kadınlar, "birlik" ve "bütünlük" sergilemeye ihtiyaç duyulmadığı zamanlarda baskı objesidirler ve rejim nezdinde cezayı “hak ederler.” Ancak bu koşullarda rejim meşruiyet ve “birlik” görünümü için kadınları propaganda aracı olarak kullanıyor.
Bu dönemsel dönüşümler, özellikle de bu günlerdeki abartılı şekliyle, bazen sokaktaki İslam Cumhuriyeti'nin geleneksel destekçilerinin bile sesini çıkarıyor. Ancak rejim içinde olası yeni bir “istikrara” ulaşılana kadar bu sesler, bu dönemde açıkça yükselme imkanı bulmuyor.
Son savaştaki mevcut eğilimler incelendiğinde bile, İran'da başörtüsünün sadece dini bir hüküm olmadığı siyasi ve koşullara bağlı bir işlevi olduğunun altını çizmek gerekir. Örtünme, rejim için gerketiğinde esnetilen, gerektiğinde tüm toplumu dizayn eden ve baskı altına alan bir apart haline geliyor.
Fotoğraf: Mehrnews
İlgili haberler
İran Komünist Partisi MLM Merkez Yönetim Üyesi Somaye Kargar: Savaşa tarafsız kalma lüksümüz yok
Somaye Kargar,“Emperyalist rekabet ve gerici- kapita-list bir rejimin beka savaşının bedelini şu an İran halkı ve bölgedeki tüm emekçi halklar ödüyor” diyor.
ABD-İsrail’in insanlık suçu: Çocuklar ve hamile kadınlar ağır şartlarda
ABD-İsrail, önceki gün Tahran’a en ağır saldırısını gerçekleştirdi. Enerji ve su arıtma tesisleri, hastaneler, organize sanayi bölgeleri, kültürel miraslar, sivil yerleşim bölgeleri yerle bir edildi.
ABD-İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden çocuklara cenaze töreni yapıldı
İran’da saldırılar sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı artarken, Minab'daki "Şecere-i Tayyibe" Kız İlkokuluna isabet eden füze sonucu hayatını kaybeden 168 kişi için cenaze töreni düzenlendi.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























