"Aile ve iş yaşamının uyumu", iktidar tarafından özellikle 2025 aile yılı ve daha sonrasındaki süreçte ilan edilen aile ve nüfus on yılı kapsamında sıkça gündem edildi. Bu bağlamda bakım hizmetlerinin kamusal bir hak olmaktan ziyade aile değerleri adı altında aileye ve kadına devredilmesine dönük adımlar hızla atılıyor. Bu adımlardan biri de Türkiye İstatistik Kurumunun yayımladığı (TÜİK), “İş ve Aile Yaşamının Uyumu, 2025” istatistikleri. Bu istatistikler, 17-74 yaş arası kadınların devletin yerine getirmediği bakım hizmetleri nedeniyle bakım yüküyle nasıl ezildiğini gözler önüne seriyor. İktidarın kamusal bakım hizmetlerini özelleştirme ve yok etme hamleleriyle birlikte de yurttaşların neredeyse tamamı kurumsal bakım hizmetlerinden faydalanamıyor. Bu durum, özellikle kadınların istihdamdan çekilmelerine ve esnek, güvencesiz çalışmaya daha fazla maruz kalmalarına sebep oluyor.
Verilere göre, 18-74 yaş arasındaki 59 milyon 127 bin kişinin yüzde 43,1’i bakım sorumluluğuna sahip. Bakım sorumluluğu bulunanların yüzde 45,6’sını kadınlar, yüzde 40,6’sını ise erkekler oluşturuyor. Bu noktada TÜİK’in bakım sorumluluğundan neyi kastettiği merak uyandırıyor. Araştırmada; çocuğun düzenli bakımının sağlanması, kişisel bakımının yapılması, giyinme ve yemek sırasında destek olunması, ödevlerine yardım edilmesi, kitap okunması ve gözetim altında tutulması gibi sorumluluklar sıralanıyor. Ancak kadınların ve erkeklerin bu sorumlulukları hangi ölçüde ve ne yoğunlukta yerine getirdiğine ilişkin bir ayrıma yer verilmeden, bakım sorumluluğu neredeyse eşit oranlarda gösteriliyor.
Bakım sorumluluğu kadın istihdamı önünde engel
Bakım sorumluluğunun istihdam üzerindeki etkisi ise cinsiyetlere göre farklılaşıyor. 18-75 yaş arası istihdamdaki 31 milyon 552 bin kişinin yüzde 56,5’i bakım sorumluluğuna sahip kişilerden oluşurken, bu grubun yüzde 68’i erkek, yüzde 31’i kadın. Veriler, bakım sorumluluğunun kadınların istihdama katılımı önündeki temel engellerden biri olduğunu ortaya koyuyor.
Benzer bir tablo işgücüne katılım oranlarında da görülüyor. Bakım sorumluluğu olup işgücüne dahil olan 15 milyon 419 bin kişinin yüzde 66,8’i erkeklerden, yüzde 33,1’i kadınlardan oluşuyor.
İşsizlik verilerine göre ise 18-75 yaş arasındaki işsiz sayısı 2 milyon 862 bin. Bunun 1 milyon 9 binini bakım sorumluluğu bulunan kişiler oluşturuyor. İşsizler arasında bakım sorumluluğu oranı erkeklerde yüzde 48,4, kadınlarda ise yüzde 51,5 olarak hesaplanıyor.
15 yaş altı çocukların bakımından sorumlu olup işgücünde yer alan 13 milyon 917 bin kişinin yüzde 67,6’sı erkeklerden, yüzde 32,3’ü kadınlardan oluştu. İşgücüne dahil olmayan 8 milyon 705 kişinin ise 7 milyon 391 bini, yani yüzde 84’ü kadınlardan oluşuyor.
İşçi ve emekçiler çocuk bakım hizmetlerine erişemiyor
TÜİK’in verileri, çocuk bakım sorumluluğu bulunan 20 milyon 756 bin kişinin yalnızca 2 milyon 980 bininin bakım hizmetlerinden yararlanabildiğini ortaya koyuyor. Başka bir ifadeyle, çocuk bakım sorumluluğu olan 18-75 yaş grubundaki kişilerin yüzde 85,6’sı herhangi bir bakım hizmetine erişemiyor.
Bakım hizmetlerine erişememek, özellikle kadın istihdamı üzerinde olumsuz sonuçlar yaratıyor. Herhangi bir bakım hizmeti alamayan erkeklerin yüzde 87,4’ü istihdamda kalmayı sürdürürken, kadınlarda bu oran yüzde 34,2’ye düşüyor.
Bakım hizmetlerinden yararlanmayan ve işgücüne dahil olmayan 6 milyon 277 bin kişinin 5 milyon 592 binini, yani yüzde 89’unu kadınlar oluşturuyor. Bu durum, kadınların işgücüne katılımının artırılması için kreş, anaokulu ve gündüz bakımevi gibi kurumsal bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini gösteriyor.
TÜİK araştırmasında, 15 yaş altındaki çocuklar için bakım hizmetlerinin neden kullanılmadığına ilişkin verilere de yer veriyor. Buna göre, bakım hizmetlerinin yüksek maliyeti yüzde 19,8 ile öne çıkan nedenlerden biri. Çocukların kendi kendine bakabilmesi ise yüzde 18,8 ile ikinci sırada yer alıyor.
İstihdamdaki kadın ve erkeklerin “bakımı kendisi veya eşiyle birlikte yürütmesi” yanıtındaki farklılık da dikkat çekti. İstihdamda olan 7 milyon 543 bin erkeğin yüzde 54’ü kurumsal bakım hizmeti kullanmama nedenini “bakımı kendisi veya eşiyle birlikte yürütmesi” olarak belirtirken, kadınlarda bu oran yüzde 42 oldu.
Ücretli veya yevmiyeli çalışanların iş ve bakım sorumluluklarını birlikte yürütmekte zorlanma nedenleri arasında uzun çalışma saatleri yüzde 31,4 ile ilk sırada yer alıyor. Bunu yüzde 26,8 ile zahmetli ve yorucu iş koşulları, yüzde 8 ile ev ve iş arasındaki ulaşım süresinin uzunluğu izliyor. Araştırmada gelir düzeyi ya da ücretler ise iş ve bakım sorumluluğunu birlikte yürütmeyi zorlaştıran nedenler arasında yer almıyor.
Bakım yükü kadınları iş düzeninde değişime neden oluyor
Bakım sorumluluğu nedeniyle ücretli/yevmiyeli işçilerin iş yaşamında yaptığı düzenlemelerde, işe ara verme, izin kullanma, çalışma saatlerini azaltma ve uzaktan çalışma gibi yöntemlerin kadınlar tarafından erkeklere kıyasla daha fazla kullanılmak zorunda kaldığı görülüyor.
İşe ara veren ya da izin aldığı için iş başında olmayan 181 bin kişinin yüzde 60,2’sini kadınlar oluşturuyor. Bu oran, yarı zamanlı veya daha az saat çalışma uygulamalarında yüzde 64,8’e, uzaktan çalışmada ise yüzde 65,7’ye yükseliyor. Kadınlar bakım yükünün ağırlaşmasıyla birlikte tam zamanlı ve güvenceli işlerden uzaklaştırılıyor.
Çocuk bakımı nedeniyle çalışma hayatına ara verme sürelerinde de kadınların erkeklere kıyasla iş yaşamından daha uzun süre uzak kaldığı görülüyor. 2 ila 6 ay arasında işe ara vermek zorunda kalanların yüzde 48,5’i kadınlardan, yüzde 0,7’si erkeklerden oluşuyor. 6 ay ile 1 yıl arasında işe ara verenlerde kadınların oranı yüzde 25,3, erkeklerin oranı ise yüzde 0,4.
1 ila 3 yıl arasında işe ara verenlerde kadınların oranı yüzde 12,7’ye çıkarken erkeklerde bu oran yüzde 0,2 olarak kaydediliyor. Üç yıl ve daha fazla süreyle işten uzak kalanlarda ise kadınların oranı yüzde 5, erkeklerin oranı yüzde 0,1.
Fotoğraf: Evrensel
İlgili haberler
Aile ve Nüfus 10 Yılı Genelgesi ardından: 6284 hedefe kondu
'6284 sayılı Kanun’u “facia” olarak görenler, Serap ve Serap gibi binlerce kadının başına gelenlerin hesabını vermeye yanaşmıyor.'
Kadınlar güvencesizliğin kıskacında: Çalışan her 3 kadından 1'i kısmi zamanlı çalıştırılıyor
Genel-İş Emek Araştırma Dairesi (EMAR) Esnek Çalışma: Kısmi Süreli Çalışma Raporu’nu açıkladı. Rapora göre Türkiye’de çalışan her 3 kadından biri kısmi süreli istihdam ediliyor.
Türkiye’de Kadın Yoksulluğu Panoraması
15 ilde 9 dernek ve 23 Ekmek ve Gül grubuyla, 2 bin 804 kadınla yüz yüze gelerek yapılan ankette, yoksulluğun kadınların yaşamına etkilerini ve taleplerini ortaya koyduk.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN























